Siyaset

Erdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adalet Bakanı tercihi Akın Gürlek oldu. Gürlek yargı siyaset ilişkilerinde en derin izler bırakıp en çok tartışılacak Adaket Bakanı olmaya aday. (Foto: Adalet Bakanlığı)

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın son tercihi Akın Gürlek tarihimizin yargı ve yargı-siyaset ilişkilerinde en derin izler bırakacak, en çok tartışılacak Adalet Bakanı olmaya aday.

Erdoğan ona güveniyor. Muhtemelen onda liyakatın ötesinde sadakate önem veren bir damar görüyor; sadece İstanbul performansıyla dağil, daha önce hâkimlik yaptığı dönemde aldığı siyasi nitelikli davalardaki duruşundan da. En son açıktan açığa güvendiği yargı mensubu, Ergenekon-Balyoz serisi davaların gözü kara savcısı, şimdi “FETÖ firarisi” Zekeriya Öz olmuştu. Bu kez öyle olmayacağını ümit edelim.

CHP Hedefte Ama Tek Hedef Değil

Erdoğan’ın Gürlek tercihini, son 17 aydır İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde, başta Cumhurbaşkanlığı seçimindeki muhtemel rakibi Ekrem İmamoğlu’nu devre dışı bıraktığı CHP belediyeleri davasıyla sınırlı görmek doğru değil.

CHP’nin işinin artık daha da zorlaşacağı doğru. CHP’nin son dönemde Ankara savcıları, İstanbul savcıları farkı söylemini geçersiz kılmanın Gürlek’in ilk üstüne gideceği konulardan olması beklenmeli. Sadece İmamoğlu ve belediyeler davaları değil, nihai kararı beklenen “mutlak butlan” davasıyla CHP yönetimin mahkeme kararıyla indirilmesinden tutun da CHP’ye kapatma davası açılmasına dek değişen riskler artmış durumda.

Dahası, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş’ın açıkça telaffuz ettiği Kasım 2027’de erken seçimden de önce, Erdoğan’ın CHP’nin en zayıf anını yakaladığında kuracağı ittifaklarla Meclis’e baskın seçim kararı aldırtma senaryosu da artık potadadır. Buna rağmen Erdoğan’ın Gürlek’i tercihinin tek nedeninin bu olduğunu düşünmek, şimdi sayacağım diğer etkenlerle düşünüldüğünde izahta yetersiz kalıyor.

Gücü Azalmadı, Daha da Arttı

Keza, Gürlek’in CHP dosyalarında bir şey çıkmayacağı belli olduğu için Erdoğan’ın tercihi ile Ankara’ya, Merkeze çekilip “pasifleştirildiği” iddialarını temellendirmek de zor.

Gürlek’in görevi 11 Şubat’ta devralıp, kavgalı bir oturumda karambole getirilmiş yeminini ettikten sonra ilk icraatı 12 Şubat’ta HSK’yı toplamak oldu. Bütün hâkim ve savcıların ceza, terfi ve atamalarını düzenleyen yapının başındadır; pasif bir görev değildir.

Yine ilk mesai gününde bakan yardımcılarının görev ve yetkilerini değiştirdi. Bakan Yardımcısı Ramazan Can’ın cezaevleri yönetimi dahil kritik görevlerini diğer yardımcılarına paylaştırdı. Fatih Altaylı, tahliyesi ardından Silivri Cezaevindeki günlerinde “insani yaklaşımı” nedeniyle Can’a teşekkür etmişti. Gürlek döneminde cezaevlerinde -avukatlar dahil- görüş koşullarının sıkılaştırılması bekleniyor.

Gürlek’in icraatında eleştirilere aldırmayacağına dair bir işaret de daha önce adı uyuşturucu-fuhuş soruşturmasında adı geçtiği için Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörlüğünden istifa eden Furkan Torlak’ı basın müşaviri yapması oldu. Bu arada Torlak’ın kendi isteğiyle yaptırdığı uyuşturucu testinin “negatif” yani kullanmamış çıktığını söyleyelim.

Türkiye Savcılığı ve Yeniden Yapılandırma

Erdoğan’ın Gürlek tercihi Adalet bakanlığının ve yargı mekanizmasının yeniden yapılandırılmasıyla da ilgili.

Daha önce Fuat Oktay’ın Başbakanlık sisteminden cumhurbaşkanlığı sistemine geçişteki yeniden yapılandırma örneğine tanık olmuştuk. Keza Hakan Fidan Milli İstihbarat Teşkilatını yeniden yapılandırdı, şimdi de Dışişlerini yeniden yapılandırıyor.

Erdoğan aynısını Gürlek’ten bekliyor.

Gürlek bu işi, yıllardır konuşulan “Türkiye Savcılığını” fiilen bakanlık göreviyle birlikte yaparak hayata geçirebilir.

Şimdiye dek İstanbul’da yaptığını artık Türkiye sathında yapacağı iddiaları boşuna çıkmıyor.

Erdoğan’ın 11 Şubat’ta TBMM Grubunda, 12 Şubat’ta AK Parti İl Başkanlarına aynı cümleyle “Daha yeni başlıyoruz” demesini Gürlek atamasıyla birlikte okumak mümkün.

Erdoğan’ın AK Parti Genel Başkanlığını bırakacağı, Genel Başkanlığa ise oğlu Bilal Erdoğan’ın hazırlandığı iddiaları eşzamanlı konuşulmaya başlandı. Yani sadece devlet yapısı değil, siyasetin, yargı işleyişinin ve yargı-siyaset ilişkilerinin de yeniden şekillendirilmeye çalışılacağı bir dönem var önümüzde.

CHP’nin bu duruma direneceği, pes etmeyeceği de anlaşılıyor. Mahkeme kararlarıyla hangi partiyi bitirmek mümkün olmuş şimdiye kadar ki, CHP’yi  bitirmek mümkün olsun?

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

Erdoğan, Miçotakis’le Ege konuşurken, Libya’yla Petrol Anlaşması Yapıldı

Yunanistan Başbakanı Kriyakos Miçotakis’in 11 Şubat Ankara ziyareti, daha çok yapılmış olması nedeniyle önem taşıyan…

14 saat ago

DEM Parti–Erdoğan Görüşmesi: Süreç Kurumsallaşıyor mu?

DEM Parti heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Külliye’de yaptığı görüşme, bir süredir beklenen ama…

17 saat ago

Akın Gürlek Ataması Meclis’i Karıştırdı: İlk Skandal, İlk Kavga

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i Adalet Bakanlığına ataması siyaseti gerdi, Meclis’i karıştırdı.…

1 gün ago

Erdoğan’ın Adalet ve İçişleri’ne İki Şahini Ataması Ne Anlama Geliyor?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 10 Şubat gece yarısı kararnamesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i, Yılmaz Tunç…

2 gün ago

İstinaf Mahkemeleri Savunma Hakkını Kısıtlamamalı

Ekrem İmamoğlu’nun siyasetten yasaklatabilecek “Ahmak” davasında mahkemenin mahkûmiyet kararını istinaf (Bölge Adliye) mahkemesi onayladı. Fakat…

2 gün ago

Japonya’da İlk Kadın Başbakan Takaichi’nin Tarihi Zaferi

Japonya, 8 Şubat 2026’da yapılan erken genel seçimlerle tarih yazdı. Ülkenin ilk kadın Başbakanı Sanae…

3 gün ago