ABD ve İsrail’in başlattığı İran savaşında diplomasiye dönülmesi için en çok çabalayan ülke Türkiye. Arşiv fotoğrafında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Fidan ve MİT Başkanı Kalın ile diplomatik bir görüşme sırasında görülüyor. (Foto: Cumhurbaşkanlığı)
Önce tarihte hedef ülkeye ilk darbenin lider kadroların ortadan kaldırılmasıyla vurulmasının bir örneği olmadığını kaydedelim. Burada bambaşka bir savaş konsepti söz konusu. ABD-İsrail ittifakının başlattığı İran savaşında ülkelerin şimdiye dek sergilediği tutumlara bir yandan kuzeyinde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyinde İsrail-Gazze krizi ve henüz yatışmamış Suriye konusuyla boğuşan Türkiye’nin durumuyla başlayalım.
Bu savaşa dair tepki veren ülkelerden altısı diğerlerinden ayrışıyor. Türkiye ile birlikte Çin, Rusya, Pakistan, Umman ve Venezuela hem ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasına hem de İran’ın Basra Körfezindeki Arap ülkelerine saldırmasına karşı çıktı.
Türkiye şu anda bu savaşın durdurulması, diplomasiye bir şans tanınması için dünyada en çok çaba harcayan ülke. Bunu ülkelerin liderleri ve dışişleri bakanlarının İran krizi üzerine muhataplarıyla görüşme trafiğinden çıkarabiliriz.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 28 Şubat’ta ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmeyi ayrı bir yere koyabiliriz. Trump ilk saldırı dalgalarından sonra Erdoğan’ın yanı sıra İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Kuveyt Emiri Cabir el Sabah’a telefon etmişti. Bu görüşme Türkiye’nin baştan beri izlediği “İran’a askeri müdahaleye karşı, diplomasiden yana” tutumunu değiştirmedi, tersine hızlandırdı.
Erdoğan 28 Şubat’ta Trump dışında, (açıklandığı kadarıyla) Katar, BAE liderleriyle, 1 Mart’ta Suudi Arabistan, Kuveyt liderleri ve AB Komisyonu Başkanıyla, 2 Mart’ta da NATO Genel Sekreteri ve Almanya Başbakanıyla görüştü.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da 28 Şubat’ta İran, Irak, Suudi Arabistan, Katar, Suriye, Mısır, Endonezya, BAE, İspanya ve Macaristan dışişleri bakanları ile AB Güvenlik ve Dış Politikalar Sorumlusuyla görüştü. 1 ve 2 Mart tarihlerindeyse (yarıda kalan ABD-İsrail görüşmelerinin aracısı) Umman, (24 saatte ikinci kez) İran, Azerbaycan, Bulgaristan, Ürdün ve Fransa dışişleri bakanlarıyla.
Diplomasi çabalarında 28 Şubattan bu yana Türkiye’yi izleyen Umman ve Katar oldu.
Böyle söylemeseler de CHP’den DEM ve İYİ Partiye dek Türkiye’deki muhalefet de savaştan uzak durulması ve diplomasinin zorlanması paydasında fiilen hükümeti destekliyor.
Rusya ve Çin’in ABD-İsrail’in başlattığı savaşta İran’a destek olacakları yönünde bir beklenti vardı. Belki en çok hayal kırıklığına uğrayanlar Türkiye’deki Avrasyacılar oldu ama Moskova ve Pekin, Tahran’daki mollalar rejimi için ABD ile cephe açmaya niyetlerinin olmadığını gösterdi.
Rusya zaten Ukrayna ile yeterince meşgul, İran’dan aldığı silahları muhtemelen Çin ya da Kuzey Kore’den de alabilir. Ayrıca Rusya son dönemde İsrail’le arayı bozmak istemiyor; Suriye’de ve Gazze’de görüldü.
Çin ise bir yandan İran krizinden Tayvan kozu çıkıp çıkmayacağına bakarken, diğer yandan ABD’nin roket ve bomba stoğunu İran’a karşı hızla azaltmasını izliyor. Kullanılanlar pahalı ve yapımı meşakkatli. Neticede İran’daki mevcut rejim olmasa yerine gelecek olandan almaya bakacak petrolü.
İslam Cumhuriyeti rejiminin, Suriye’deki iktidar değişikliği sonrasında hiçbir başkentin yanında durmak istemediği ABD-İsrail savaşında görüldü.
Hamaney’in öldürülmesi Pakistan’dan Irak’a, Yemen’den Lübnan’a Şii toplulukları sokaklara döktü.
Bu ABD’nin de İsrail’in de pek umurunda değil, çünkü Arap otokrasileri İran savaşında birer birer hizaya girmeye başladı. Bunda sadece topraklarındaki ABD üslerine ve artık şehirlerine de yağan İran roketleri etkili değil, kendi Şii nüfuslarından da ABD ile arayı bozmaktan da çekiniyorlar; bunun yolununsa İsrail’den geçtiğini düşünüyorlar.
Yaşanan panik halinin bir örneği 2 Mart’ta Kuveyt’te görüldü. Yoğun İran saldırısı hava altında elleri tetikte bekleyen Kuveyt hava savunma birliği, ABD’ye ait 3 F-15E savaş uçağını “dost ateşiyle” düşürdü; hem de Patriot füzeleriyle.
İran, roketleriyle Suudi Arabistan’ın en büyük rafinerisi ARAMCO’yu vururken, Katar LNG tesislerinin faaliyetini durdurdu. Hürmüz boğazında tanker trafiği fiilen durma noktasına da gelince petrol ve gaz fiyatları hızla yükselmeye başladı. (Bu durum bir yandan Türk ekonomisini ve akaryakıt, enerji, ulaştırma, gıda maliyetleri yoluyla vatandaşın durumunu kötü etkileyebilir.)
İran savaşının gidişine göre bazı Arap otokrasileri sarsılabilir.
Avrupa liderlikleri İran savaşında bocalama içinde.
Ama tıpkı İsrail’in Gazze katliamında olduğu gibi bu savaşta da ABD-İsrail ittifakına karşı çıkan, üslerinin ABD uçaklarınca İran’a karşı kullanılmasını yasaklayan İspanya’yı ayrı tutmak gerekiyor.
ABD ve İsrail’in İran’ı vurmasına, lider kadrolarını öldürmesine hiç değinmeyen Almanya, Fransa ve İngiltere liderleri, ortak açıklamalarında sadece İran’ın misillemesini kınadı.
İran’da sadece Hamaney yönetimindeki 37 yılda 30 bini idam edilmek, 40 bini protesto gösterilerinin bastırılmasında 70 bin kişinin öldürülmesine -haklı olarak- karşı çıkan Avrupalıların, İsrail’deki Binyamin Netanyahu yönetimin 70 bin Filisitinliyi öldürmesinin yalnızca 37 ay aldığına gözlerini kapaması utanç verici.
İngiltere’nin daha önce duyurduğu üslerini İran savaşında kullandırmama kararından esnemesinden kısa süre sonra -muhtemelen sürenin kısalığı nedeniyle- Lübnan’daki Hizbullah tarafından atılmış bir İran dronu, Kıbrıs Adasındaki egemen İngiliz üssü Agratur’a düştü. İngiltere uçaklarını “devriye amaçlı” havalandırıdı ama Başbakan Keir Starmer -bir hafta kadar önce Fidan’ın dediğini tekrarlayarak “Hava harekatıyla rejim değişmez” dedi ve kendini savunma dışındaki operasyonlara katılmayacağını duyurdu. Yunanistan ise Güney Kıbrıs’ı koryacağı düşüncesiyle 4 F-16 ve bir firkateyni Adaya gönderdi.
Savaşın yayılma endişesi coğrafyayı sarıyor. Emmanuel Macron’un bir yandan savaşa girmek istemediğini söylerken öte yandan Fransa’ın tek uçak gemisi Charles de Gaulle’ü Ukrayna krizi nedeniyle gönderdiği Baltık Denizinden Akdeniz’e çekeceği bildiriliyor; herhalde duyunca gülmüştür Vladimir Putin.
Ve İran krizi nedeniyle Avrupa Birliği Türkiye’ni bir kez daha hatırladı. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile muhtemel göç dalgası konusunda verimli bir görüşme yaptıklarını söyledi. Bu arada Türkiye, İran’la sınırını günübirlik geçişlere kapadı; yetkililer göç dalgasına karşı her önlemin alındığını söyledikçe AB’nin hoşuna gidiyor ama iş Gümrük Birliği ya da vize kolaylığına gelince Kıbrıs engeli dikiliyor Ankara’nın karşısına.
Trump, 2 Mart’ta önemli iki beyanda bulundu. Biri, henüz hepsi doğrulanmasa da dini lider Ali Hamaney dahil 48 üst düzey yöneticiyi öldürdükleri oldu. İkincisi de Trump’ın İran lider kadrosunu 4 haftada ortadan kaldırmayı planladıkları ancak 1 saat içinde hepsini öldürdüklerini söylemesiydi.
İşin ilginç yanı, hedef alınanların daha çok dini ve askeri üst yöneticiler olduğu görülüyor. Ancak diplomasiye dönüldüğü takdirde muhatap olunabilecek, ilahiyat veya askeri kariyerden gelmeyen Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Larijani gibi isimlerin -en azından şimdilik- hedef alınmadığı görülüyor. Diplomasiye dönüş ihtimalini, zayıf da olsa hâlâ canlı tutan biraz da bu durum.
Trump, İran yönetimin bir hafta kadar önce görüşmeyi dahi reddettiği ne varsa, diz çöküp kabul ettiğini görmek istiyor.
İran’da hayatta ve iş başında kalanlar, siyasi ve sosyal tavizlere rağmen “İslam Cumhuriyeti” tabelasını korumak için, Venezuela’da gördüğümüz gibi ABD şirketlerine petrol imtiyazları verebilirler mi? Bekleyip göreceğiz.
Ama Ankara’nın Rusya-Ukrayna savaşında da tanık olduğumuz çatışmalarda taraf olmama ve gidermeye çalışma yolundaki doğru tutumu sürdürmesi gerekiyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yaşanan son gelişmelere bağlı olarak ülkesinin 300 civarında tahmin edilen nükleer…
Acaba ABD Başkanı Donald Trump’a Nobel Barış Ödülü verilseydi İran’a saldırır mıydı? Bugün bu soru…
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Genel Merkezi'nde düzenlediği "Milletle Birlikte, Milletin Emrinde" buluşmasında CHP'nin…
İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan askeri tırmanma, İran’ın İsrail’e misillemeleri ve bölgedeki Amerikan…
İran’da yaşananlar artık yalnızca “lider nasıl öldürüldü?” sorusunun ötesine geçti. İran örneğinde Dini lider Ali…
İran Dini Lideri Ali Hamaney’in 28 Şubat’ta İsrail ve ABD güçlerince başlatılan saldırıda öldürüldüğü İran…