Siyaset

CHP seçmeni Özel’e “Partide kal, mücadele et” diyor ama bu mümkün mü?

Ankete göre CHP seçmeni Özgür Özel’in ayrılıp yeni parti kurmasından ise kalıp mücadele etmesi eğiliminde, ama bu artık  mümkün olmayabilir. Foto: AA)

Mutlak butlan kararı CHP içindeki güç mücadelesini hukuki bir tartışmanın çok ötesine taşıdı. Bugün Ankara’da yaşanan şey sadece kimin genel başkan olacağı meselesi değil; muhalefetin ana omurgasının nasıl, kim tarafından ve hangi meşruiyet zeminiyle yönetileceği sorusu. Bir yanda Kemal Kılıçdaroğlu ekibinin Özgür Özel ve arkadaşlarını tasfiye etmeye dönük hamleleri, diğer yanda Özel ekibinin kurultay baskısı ve parti içi iradeyi yeniden işletme çabası var. Bu sırada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise iki cepheli bir hesap yapıyor. Bir yandan bu kriz sayesinde kendi gündemine daha rahat odaklanıyor, diğer yandan Özel ve ekibinin CHP’den ayrılıp yeni bir parti kurma seçeneğine yönelip yönelmeyeceğini izliyor.
Taktik savaşları sürerken, Research Istanbul araştırma şirketinin istinaf mahkemesinin CHP’nin 2023 kongresini mutlak butlan ilan etmesinin ardından haziran başında elde ettiği veriler, muhalefet seçmeninin yeni parti heyecanından çok kurultay ve meşruiyet aradığını gösteriyor.

Yeni parti heyecanı var, ama kolay değil

Yeni parti ihtimali kuşkusuz bir heyecan yaratabilir. Türkiye siyasetinde mağduriyet, kopuş ve yeniden kuruluş hikâyelerinin güçlü bir mobilizasyon kapasitesi var, fakat bu ihtimali bugünden romantikleştirmek yanıltıcı olabilir. Çünkü mutlak butlan kararını veren irade, yeni partinin sağlıklı biçimde doğmasına izin vermeyebilir; izin verse bile onu “doğmadan sakatlayan” hukuki, idari ve siyasal hamlelerle karşı karşıya bırakabilir. Dolayısıyla mesele yalnızca Özel’in yeni bir parti kurup kurmayacağı değil. Asıl mesele, böyle bir hamlenin devlet imkânları, medya düzeni, seçim hukuku, finansman, örgütlenme kapasitesi ve seçmen psikolojisi karşısında nasıl ayakta kalacağıdır. Bu nedenle bugün “devlet aklı” diye kutsallaştırılan ama çoğu zaman mevcut iktidarın stratejik aklına indirgenen hesaplara değil, toplumun ne düşündüğüne bakmak gerek.
Bu bağlamda verilerin en çarpıcı tarafı, seçmenin Özel ekibi için en rasyonel yol olarak yeni parti kurmayı değil, parti içinde kurultay mücadelesi vermeyi görmesi. “Özgür Özel ve ekibi bu süreçte ne yapmalı?” sorusuna verilen yanıtlarda ayrı parti kurulmasını isteyenlerin oranı yüzde 20,1’de kalırken, parti içinde kurultay yapılarak genel başkanlık seçimi olması için mücadele edilmeli diyenlerin oranı yüzde 45,2’ye çıkıyor. Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığını kabul etmeli diyenler ise yüzde 18 civarında.
Bu tablo iki şeyi aynı anda söylüyor. Birincisi, Özel ve ekibi için seçmen nezdinde hâlâ en güçlü meşruiyet hattı CHP içinde kalmak ve kurultay iradesini zorlamak. İkincisi, Kılıçdaroğlu’nun hukuki dönüşü, seçmen gözünde otomatik bir siyasal meşruiyete dönüşmüş görünmüyor. Bu fark önemli, çünkü mahkeme kararı partinin yönetimini değiştirebilir, fakat seçmenin duygusal ve siyasal aidiyetini aynı hızla yeniden yazamaz.

Seçmen krizi CHP meselesi olarak görmüyor

Daha da önemlisi, seçmen bu yargı sürecini sadece CHP’nin iç meselesi olarak değerlendirmiyor. “CHP’ye ilişkin bu yargı süreci, sadece CHP’yi değil, Türkiye siyasetini ilgilendiren bir meseledir” ifadesine katılanların toplam oranı yüzde 64,8. Bu da mutlak butlan krizinin demokratik rekabet, muhalefetin kurumsal varlığı ve siyasal alanın geleceği bakımından, seçmen gözünde daha geniş bir mesele olarak algılandığını gösteriyor.

Mutlak butlan kararına bakış

Bu nedenle Özel ekibi için temel strateji, yeni parti seçeneğini tamamen dışlamak değil, onu aceleyle merkeze koymamak olmalı. Bugünün en güçlü hattı, kurultay, örgüt iradesi ve seçmen meşruiyeti üzerinden ilerlemek sanki. Kılıçdaroğlu ekibi için de mahkeme kararına yaslanan bir tasfiye siyaseti, partiyi yönetilebilir kılsa bile seçilebilir kılmayabilir. Erdoğan açısından ise kriz kısa vadeli bir konfor alanı yaratıyor, ancak muhalefet seçmeninde adalet ve irade duygusunu sertleştirirse, bu konfor uzun vadeli bir siyasal maliyete dönüşebilir.

Sonuçta CHP’deki mesele yalnızca bir parti krizi değil. Bu kriz, Türkiye’de siyasetin mahkeme kararlarıyla mı, yoksa seçmen iradesiyle mi şekilleneceği sorusunun yeni cephesidir. Research Istanbul verileri de bize şunu söylüyor: Seçmen tasfiyeden çok kurultay, teslimiyetten çok meşruiyet, devlet aklı denilen soyut güçten çok kendi siyasal iradesinin dikkate alınmasını istiyor.

Ahmet Erdi Öztürk

Londra Metropolitan Üniversitesi

Recent Posts

Fatoş Pınar Türker vakası: “Çıplak arama yapmadık” diyememek.

Silivri Cezaevindeki mahkemede görülen İBB davasında (uzun adı “Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü”) 9 Haziran günkü…

10 dakika ago

CHP’de taktik savaşları. Özel Kurultaya zorlamak için PM’den ayrıldı

CHP’de taktik savaşları hızlandı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun 10 Haziran’da Özgür Özel’in ekibinden 9 milletvekilini tedbirli kesin…

12 saat ago

Gerilim yine tırmandı: ABD İran’ı, İran Körfez’deki ABD üslerini vurdu

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) bir Apache AH-64 helikopterinin Umman Denizi'nde İran’ın Şehit-136 kamikaze dronuyla…

14 saat ago

Kılıçdaroğlu, 9 muhalifini CHP’den ihraç etti: bölünmeye bir adım daha

Mahkeme kararıyla CHP’nin başına dönen Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında 10 Haziran’da toplanan Merkez Yönetim Kurulu (MYK)…

1 gün ago

Kılıçdaroğlu Olağan Kurultay Toplayamaz Ama Olağanüstü Toplayabilir

Butlan kararıyla CHP Genel Başkanlık koltuğuna dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nun, 11 Haziran’daki Parti Meclisi toplantısında “olağan…

1 gün ago

Özel: O kurultayı yapacaksınız! Yoksa CHP seçime giremeyecek

CHP 9 Haziran’da 24 Mayıs’taki polis baskınından daha kara bir gün yaşayabilirdi. CHP Grup toplantısı…

2 gün ago