DEM Parti sözcüsü Ayşegül Doğan, Terörsüz Türkiye süreci çerçeve yasasının Temmuz’da Meclis’e getirilmesi üzerinde AK Parti’yle anlaştıklarını söylemişti. Ancak içerik konusunda bilgi verilmediğinden şikâyetçi. (Foto: DEM Parti)
Terörsüz Türkiye sürecinin yol haritası olacağı söylenen “çerçeve yasanın” önümüzdeki hafta AK Parti tarafından Meclis’e sunulması bekleniyor, ama bu konuda “mutabakatları” olduğunu açıklayan DEM Partililer hâlâ yasada ne olduğu konusunda kendilerine içeriğe dair bilgi verilmediğinden şikâyetçi. 9 Temmuz’da Ankara’da bir grup gazeteciyle konuşan DEM yetkilileri, bazı AK Parti yetkililerinin de bazı hazırlık çalışmalarını kendilerinden öğrendiğini, muhtemelen dar bir kadro dışında kalan AK Parti yetkililerine de bilgi verilmediğini öne sürüyorlar. Taslağın önceden PKK lideri Abdullah Öcalan’a gösterildiğini de 24 Mayıs’tan bu yana görüşmedikleri kaydıyla, doğrulamıyorlar.
Çerçeve yasanın “pişmanlık yasası” niteliğinde olması durumunda DEM Parti’nin buna karşı duracağını öne süren DEM Partililer aynı şekilde suçlu-suçsuz, yönetici olan-olmayan ayrımının yapılmasının da “binlerce gerillanın” silahları terk edip Türkiye’ye dönüşünü engelleyeceğini iddia ediyorlar.
Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, TBMM Komisyonu üyesi Saruhan Oluç ile DEM Parti yönetiminden Sultan Özcan ve Tayip Temel’den oluşan DEM Parti heyeti, bununla birlikte çerçeve yasasının beklentilerine uygun çıkması durumunda Öcalan’ın İmralı’da ayrı bir binaya yerleşip, süreci bizzat yürüteceği beklentisini de vurguluyor.
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin 21 Ekim 2024’te PKK’nın silah bırakma ve fesih çağrısından ve 27 Şubat 2025’te PKK lideri Abdullah Öcalan’ın aynı doğrultudaki çağrısından sonra Terörsüz Türkiye sürecinde iki gelişme yaşandı.
Çerçeve yasa, TBMM raporunun 6’ncı maddesinde, demokratik düzenlemeleri öngören 7’nci maddenin hemen öncesinde yer alıyor. Komisyona katılarak sürecin ilerlemesini sağlayan CHP’liler, özellikle Özgür Özel kanadı, süreci oylamada engellemeyecekleri işareti vermekle birlikte her iki konunun birlikte ele alınmasını istiyorlar.
CHP’deki bu çekincenin nedeni, AK Parti-MHP ittifakının DEM Parti ile bir zeminde anlaştıktan sonra, Anayasa ve AİHM kararlarının uygulanmasından belediyelere kayyım atamasına dek maddeler içermesi öngörülen demokratikleşme adımlarını gündemden düşürmesi.
Aslında DEM Parti de bu nedenle muhalif kesimde yaygın olan “İktidarla iş tutuyorlar” söyleminden rahatsız.
Bir heyet üyesi, “AKP’nin artık Anayasa değişikliği için DEM’e ihtiyacı kalmadı ki,” diyor, CHP’deki bölünmeyi ve AK Parti’nin milletvekili transferlerine işaret ederek. Bu Meclis’ten 360 oyla çıkacak ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olmasını sağlayacak erken seçim kararı için de geçerli.
Bununla birlikte, örneğin, Pervin Buldan ve Mithat Sancar’dan oluşan DEM Parti İmralı heyetinin Cumhurbaşkanıyla görüşmelerinde Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması gereği gibi Ekrem İmamoğlu’nun durumu dahil siyasi tutukluların durumunu dile getirdiklerini söylüyorlar.
Ama “Önce iktidarı devirelim, sonra Kürt sorununa bakarız” görüşünde olmadıklarını da vurguluyorlar. Tıpkı PKK’nın silah bırakmasıyla Kürt sorununun çözülmüş sayılmayacağını vurguladıkları gibi.
DEM Parti TBMM Komisyon raporundan bu yana çerçeve yasa ya da “kod yasanın”nın Meclis tatile girmeden çıkarılmasını istiyordu. DEM Partili TBMM Başkanvekili Pervin Buldan YetkinReport’a 7-8 madde diye tahmin ettiği yasanın “istenirse 5 günde çıkarılabileceğini” söylemişti.
Son birkaç haftada CHP ve Ankara’daki NATO Zirvesi gölgesinde kalsa da, Terörsüz Türkiye sürecinde bir hareketlenme gözlendi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan buna yeşil ışık yaktı.
Bütün bu gelişmeler, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Bağdat (Irak hükümeti), Erbil (Barzani yönetiminde KDP) ve Süleymaniye’de (Talabani yönetiminde KYB) ile yaptığı görüşmeleri takip etti.
Peki çerçeve yasanın Meclis’e gelmesi neden gecikti?
Çerçeve yasanın gecikmesinin iç ve dış nedenleri var.
İç nedenlerin başında hem AK Parti hem de devlet bünyesinde, en başta ifade edildiği üzere önce PKK’nın kayıtsız şartsız silah bırakmasını isteyenler geliyor. PKK’nın silahlı mücadeleyi başlatmasından bu yana geçen neredeyse yarım asırda on binlerce insanın öldürüldüğüne dikkat çeken önemli bir kitle var.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da NATO Zirvesi’nin kapanış basın toplantısında Soğuk Savaş’ın ardından Avrupa’nın barış ortamının hasılatından faydalandığına, Türkiye’nin ise terör sorunu nedeniyle geri kaldığına dikkat çekti.
Gecikmenin, silah bırakmayla da bağlantılı dış nedenlerinin başında ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı İran savaşı geliyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un 5 Temmuz’da bir zamanlar PKK’nın fiili kontrolündeki Cudi Dağındaki şu sözleri üstü örtülü de olsa durumu açıklıyor:
Yasa taslağının Uçum’un aylar önce yazdığı gibi, yalnızca bu duruma özel ve süreli bir çerçeve çizmesi bekleniyor.
DEM Parti çerçeve yasada örgüt adının özel olarak anılmasından, PKK ile bağlantılı diğer örgütleri de kapsamasından yana.
DEM Partililerin PKK’nın kendileriyle eylem birliği yapan silahlı Türk sol örgütleriyle de yasa kapsamına girmeyi isteyip istemediklerine dair görüşme yaptığına dair duyumları var.
Ya Hizbullah? “O iktidarın siyasi tercihi olur,” diyorlar. Yine de yararlanacak örgütlerin adlarının yazılması konusunda duyarlık var ki bu AK Parti’nin “FETÖ’cüler yararlanmamalı” duyarlığıyla paralel.
Binlerce militanın ne zaman, nasıl Türkiye’ye dönüp dönünce ne yapacaklarının yol haritasını çizmesi beklenen çerçeve yasanın kabulüyle birlikte Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, İnfaz Kanunu ve (kayyım konusu dahil) Mahalli İdareler Kanunu’nda değişiklikler yapılmasının da yolu açılacak.
Peki, ya Anayasa? DEM Partililer “Hiçbir görüşmemizde konu açılmadı” diyor; “Açan da biz olmayacağız ama açılırsa görüşlerimizi söyleyeceğiz ve bu da sadece Kürt sorunuyla ilgili olmayacak.”
Ankara, 7–8 Temmuz tarihlerinde NATO'nun son yıllardaki en önemli zirvelerinden birine ev sahipliği yaptı. Zirvenin…
Silivri’deki Marmara Cezaevinde sürmekte olan İBB davasında mahkeme başkanı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem…
Türkiye açısından Ankara’da iki zirve var. Biri NATO’nun yeni bir döneme “3.0 dönemine” gireceği zirve…
NATO’nun 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi’ni “Yeni Soğuk Savaş” NATO’sunun kuruluş toplantısı olarak baktığınızda, Türkiye’deki CHP…
Batı savunma ittifakı NATO 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi'nde öncelikle üyelerin askeri harcamalarını artırmasını istiyor, ama…
Dünya Kupaları yalnızca futbolun değil, dünyanın değişen dengelerinin de aynası haline geldi. 2026 Dünya Kupası…