Ekonomi

Kuzey Buz Denizi Yeni Süveyş Olabilir mi?

 

Dünya ticaretinin yeni stratejisi artık yalnız en kısa yolu bulmak değil; kapatılması en zor yolu yaratmak.

Haritaya bakınca insanın ilk tepkisi şu oluyor: Neden Çin’den Avrupa’ya giden gemiler binlerce kilometre güneye inip Malakka’dan, Hint Okyanusu’ndan, Kızıldeniz’den ve Süveyş’ten geçsin? Neden kuzeye dönüp Rusya’nın Arktik kıyıları boyunca Avrupa’ya ulaşmasın?

Yüzyıllar boyunca bunun basit bir cevabı vardı: Buz. Şimdi buz geri çekiliyor. Jeopolitik ise ısınıyor. Bu iki gelişme birlikte dünya ticaretinin haritasını değiştirmeye başlıyor.

Çinli “Sea Legend”, Rusya’nın Kuzey Deniz Rotası üzerinden Avrupa’ya düzenli sezonluk konteyner servisi geliştirmeye başladı. Geçen yıl “Istanbul Bridge” Ningbo’dan Felixstowe’a Arktik üzerinden yaklaşık 20 günde ulaştı; şirket uygun koşullarda 18 günlük transit süresinin mümkün olduğunu söylüyor. Süveyş üzerinden aynı yolculuk 40 günü aşabiliyor.

Şimdi, Ortadoğu’daki yeni krizler ve deniz geçişlerindeki güvenlik sorunları bu güzergâha daha da fazla stratejik anlam kazandırıyor. Çin’in ilk düzenli Arktik ticari servisini başlatması, tek başına dünya deniz ticaretinde devrim anlamına gelmiyor. Ama yönü gösteriyor. ⁠

Süveyş’in Sonu Değil

Rakamları abartmamak gerekiyor.

2025 sezonunda Kuzey Deniz Rotası’nda yalnızca 103 transit sefer kaydedildi. Bunların 15’i konteyner gemisiydi. Transit yük hacmi yaklaşık 3,2 milyon tondu. Üstelik seyrüsefer sezonu yaklaşık dört buçuk ay sürdü. Bunu Süveyş’in alternatifi ilan etmek için henüz çok erken.

Arktik’teki gemiler de bugünün 20.000 TEU’yu aşan dev ana hat konteyner gemileriyle aynı ölçekte değil. Buz sınıfı gemi arzı sınırlı, sigorta pahalı, arama-kurtarma kapasitesi yetersiz, hava ve buz koşulları öngörülemez.

Maersk CEO’su Vincent Clerc, bütün heyecana rağmen Arktik rotasının bugün küresel konteyner ticaretinin ana koridorlarının yerini alabilecek ticari olgunluğa ulaşmış olmadığını söylüyor.

Dolayısıyla mesele “Süveyş bitti, Arktik başladı” kadar basit değil. Daha önemli bir şey oluyor: Tek koridora bağımlı dünya ticareti, çok koridorlu bir sisteme geçiyor.

Çin’in Asıl Aradığı: Alternatif

Pekin açısından mesele yalnız birkaç gün kazanmak değil. Çin dünyanın en büyük ticaret ülkelerinden biri ama deniz ticaretinin önemli bölümü stratejik dar boğazlardan geçiyor. Malakka, Hürmüz, Babülmendep, Süveyş…Bunlardan herhangi birindeki savaş, abluka, terör saldırısı veya büyük güç çatışması Çin ekonomisinin damarlarından birini sıkıştırabilir.

Son haftalarda bunun ne kadar gerçek bir risk olduğunu yeniden görüyoruz. Çinli devlet denizcilik şirketleri Ortadoğu’daki güvenlik sorunları nedeniyle Hürmüz ve Babülmendep çevresindeki operasyonlarını değiştirmek ve bazı petrol yüklerini daha güvenli noktalardan aktarmak zorunda kaldılar.

Arktik bu nedenle Çin açısından yalnız lojistik değil, jeopolitik sigorta poliçesi. Pekin’in “Polar Silk Road — Kutup İpek Yolu” yaklaşımının arkasında da bu var. Tek bir kapıya mahkûm olmamak.

Fakat Rusya’nın Kapısından Geçiyor

Burada önemli bir paradoks var. Arktik rotası Çin’i Süveyş ve Ortadoğu’daki bazı risklerden kurtarabilir, fakat onu Rusya’ya daha bağımlı hale getiriyor. Kuzey Deniz Rotası Rusya’nın Arktik kıyıları boyunca uzanıyor. Moskova altyapı, navigasyon, izin sistemi ve özellikle nükleer buz kırıcı filosu sayesinde güzergâh üzerinde benzersiz bir konuma sahip.

Rosatom artık yalnız nükleer santral şirketi olarak düşünülmemeli. Rus devletinin Arktik stratejisinin de başlıca kurumlarından biri. 2025’te rota için 1.196 gemi izni verildiğini ve Çin’den batı limanlarına konteyner trafiğinin iki katına çıktığını açıkladı. Bu nedenle Çin açısından denklem ilginç: Amerikan deniz gücünün etkili olduğu güney koridorlarına bağımlılığı azaltırken Rus kontrolündeki kuzey koridorunun ağırlığını artırıyor.

Bugün Pekin ile Moskova’nın stratejik yakınlığı bunu yönetilebilir kılıyor. Ama altyapı yatırımları 30–50 yıllık perspektifle yapılır. Bugünün dostluğu yarının jeopolitiğinin garantisi değildir.

İklim Değişikliği Ticaret Haritasını Değiştiriyor

İşin rahatsız edici tarafı şu: Arktik’in ekonomik değerinin yükselmesi, gezegen açısından iyi haber değil. Kuzey Kutbu dünyanın geri kalanından çok daha hızlı ısınıyor. Deniz buzunun azalması gemilerin geçebileceği sezonu uzatıyor. İklim değişikliği böylece yalnız çevre politikası olmaktan çıkıyor. Yeni limanlar yaratıyor. Yeni deniz yolları açıyor. Yeni enerji ve mineral kaynaklarını erişilebilir hale getiriyor. Yeni jeopolitik rekabet alanları oluşturuyor.

Fakat Arktik aynı zamanda dünyanın en hassas ekosistemlerinden biri. Bir tanker kazası veya büyük petrol sızıntısına müdahale etmek Akdeniz’deki ya da Kuzey Denizi’ndeki bir kazadan çok daha zor olabilir. Arama-kurtarma imkânları da sınırlı. Dolayısıyla buzların erimesini ekonomik fırsat diye kutlamak yerine, ortaya çıkan stratejik gerçeği soğukkanlı biçimde anlamamız gerekiyor.

Yeni Dünya: Koridorların Rekabeti

Ben asıl büyük değişimin burada olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde tek bir “yeni Süveyş” olmayacak. Birbirleriyle rekabet eden ve gerektiğinde birbirlerinin yerine kullanılabilecek koridorlar sistemi ortaya çıkacak.

Arktik Deniz Rotası bunlardan biri. Süveyş yine son derece önemli olacak. Ümit Burnu kriz zamanlarında devreye girecek. Çin–Orta Asya–Hazar–Kafkasya–Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan Orta Koridor güçlenecek. Rusya üzerinden geçen kara hatları siyasi koşullara göre kullanılacak. Körfez’den Akdeniz’e uzanan yeni enerji ve lojistik güzergâhları geliştirilecek. Limanlar, demiryolları, enerji hatları ve veri kabloları giderek aynı stratejik mimarinin parçaları haline gelecek.

21’inci yüzyılın büyük jeopolitik mücadelesi yalnız toprak veya enerji kaynakları için değil, akışları kimin yöneteceği üzerine olacak: Enerjinin, malların, sermayenin, verinin ve kritik minerallerin akışlarını.

Türkiye Bu Haritanın Neresinde?

İşte bizim açımızdan asıl soru bu.

Arktik rotasının büyümesi Türkiye’yi yarın sabah devre dışı bırakmaz. İstanbul ve Çanakkale Boğazları, Türk limanları ve Türkiye’nin kara bağlantıları farklı ticaret akışları açısından önemini koruyacaktır.

Ancak Türkiye “coğrafyamız zaten stratejik” rahatlığına da kapılmamalı. Coğrafya tek başına kader değildir. Altyapıya ve bağlantıya dönüşmeyen coğrafyanın ekonomik değeri sınırlıdır.

Türkiye’nin yapması gereken, Orta Koridor’u yalnız bir demiryolu projesi olarak görmemektir. Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan hattı demiryolu, otoyol, liman, enerji, elektrik, fiber-optik, veri merkezi ve lojistik merkezlerle bütünleşmiş bir Avrasya süper koridoruna dönüştürmeliyiz.

Çünkü Çinli bir ihracatçı gelecekte ideolojiye bakarak güzergâh seçmeyecek. Şuna bakacak: Hangisi daha hızlı? Hangisi daha ucuz? Hangisi daha güvenli? Hangisi siyasi krizlere karşı daha dayanıklı ve Hangisinde malımın nerede olduğunu gerçek zamanlı görebiliyorum?

Türkiye bu sorulara iyi cevap verebilirse Arktik’in açılması bizim için tehdit olmaktan çok yeni bir rekabet çıtası yaratır.

Dar Boğazların Gücü Azalıyor mu?

Belki de bu gelişmenin en önemli jeopolitik sonucu burada.

Tarih boyunca Hürmüz, Malakka, Babülmendep, Süveyş ve Türk Boğazları gibi geçiş noktaları muazzam stratejik değer taşıdı. Taşımacılık sistemleri şimdi bu darboğazların çevresinden dolaşabilecek alternatifler üretmeye çalışıyor. Hiçbiri ortadan kalkmayacak. Ama “vazgeçilmez” olmak ile “çok önemli” olmak arasında büyük fark vardır.

Bir ülke veya geçiş noktası dünya ekonomisinin tek seçeneğiyse olağanüstü jeopolitik kaldıraç sahibidir. Üç alternatif ortaya çıktığında bu güç azalır.Yeni dünya ticaret düzeninin temel kelimesi bu nedenle belki de “küreselleşme” değil. Redundancy — alternatiflilik, yedeklilik ve dayanıklılık.

Şirketler de devletler de artık en ucuz tedarik zincirini değil, kriz çıktığında çalışmaya devam edecek tedarik zincirini arıyor.

Harita Değişiyor

Bugün Kuzey Buz Denizi’nden geçen birkaç küçük konteyner gemisine bakıp “dünya ticareti değişti” demek abartılı olur. Ama onları önemsiz görmek de hata olur. Çünkü büyük jeopolitik dönüşümler çoğu zaman önce haritada ince bir çizgi olarak belirir.

Sonra o çizginin üzerine limanlar yapılır. Buz kırıcılar gelir. Demiryolları bağlanır. Sigorta piyasaları oluşur. Finansman bulunur. Bir gün alternatif güzergâh, stratejik koridora dönüşür. Çin ve Rusya bugün Arktik’te tam olarak bunu deniyor.

Süveyş yarın ortadan kalkmayacak. Hürmüz önemini kaybetmeyecek. Malakka hâlâ Çin için hayati olacak. Fakat artık hiçbir ülke tek bir boğaza, tek bir kanala veya tek bir koridora mahkûm olmak istemiyor. Yeni jeopolitiğin kazananları, bir geçidi kontrol edenler değil; mümkün olduğunca çok geçidi birbirine bağlayanlar olacak.

Türkiye’nin de önündeki asıl fırsat budur.

Mehmet Öğütçü

Londra Enerji Kulübü YK Başkanı

Recent Posts

İsrail, Suriye’yi vurmadan önce Türk heyeti oradaydı; gerilim yüksek

İsrail savaş uçakları 18 Ağustos'ta, sabaha karşı, saat 02.50’de Suriye’nin İdlib şehri yakınlarındaki Ebu Zuhur…

21 saat ago

Dalgalandım da duruldum: Türkiye, Yunanistan’ı Deniz Parkı’yla yanıtladı

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” beklenenin aksine…

1 gün ago

Filiz Ali: Müzik ve müzik eğitimine adanmış bir ömür

Türkiye’nin değerli bilim, sanat, eğitim ve kültür insanlarıyla, çalışmaları ve dünyaya bakışları üzerine sohbetleri Murat…

2 gün ago

Erdoğan’dan Trump’a “İsrail’i durdurun” ve “savaştan kaçmayız” mesajları

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 17 Ağustos akşamı ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin İletişim…

2 gün ago

Özel’i alacaklar mı? Demirtaş’ı salacaklar mı? Neye hizmet edecek?

TİP Milletvekili Sera Kadıgil, hafta sonu Bodrum’da halka hitap ediyor: “Her gittiğim yerde soruyorlar: Özgür…

3 gün ago

Erdoğan AK Parti’nin 25 yılını böyle özetledi: Yapamaz dediler, yaptık!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kurucusu ve lideri olduğu AK Parti’nin 24 yılı iktidarda geçen 25…

5 gün ago