Siyaset

İsrail, Suriye’yi vurmadan önce Türk heyeti oradaydı; gerilim yüksek

İsrail’in Türkiye sınırına yakın Suriye havaalanını vurmasından saatler önce Türk askeri heyeti oradaydı, Erdoğan da Trump’la görüşüyordu. Fotoğrafta, saldırıya uğrayan Ebu Zuhur askeri havaalanı.

İsrail savaş uçakları 18 Ağustos’ta, sabaha karşı, saat 02.50’de Suriye’nin İdlib şehri yakınlarındaki Ebu Zuhur askeri havaalanını bombalamaya başladı.
Havaalanında Ruslardan kalma iki modası geçmiş Su-22 jeti, L-39 eğitim uçakları ve savaş artığı helikopterler vardı.
Ancak İsrail uçakları Suriye uçaklarını vurmadı. Doğrudan binaları, şantiye depolarını ve pisti hedef aldılar.
Ebu Zuhur askeri havaalanı iç savaşta tahrip olmuştu, yıllardır kullanılmaz durumdaydı. Tamiratını Türkiye üstlenmişti. Kullanılabilir duruma gelmesi için incelemelerde bulunmak üzere bir Türk askeri heyeti bir gün önce, Ebu Zuhur’a gelmişti.
Türk askeri heyeti 17 Ağustos’ta havaalanı tamirat inşaatını teftiş edip ayrıldı. Birkaç saat sonra, 18 Ağustos’un ilk saatlerinde İsrail uçakları yeniden pisti bombaladı ve onarım inşaatını bir daha tahrip etti.

İsrail’in yüzüne vurulan yalanı

Ebu Zuhur havaalanı Türkiye sınırındaki İdlib’le Halep arasındaydı; İsrail sınırına yakın değildi, tamamlanmış olsa dahi doğrudan tehdit edecek konumda değildi.
İsrail hükümeti hemen Suriye’nin orada “vekil güçleri” konuşlandırdığı, ondan vurulduğu iddiasını ortaya attı.
Vekil güçlerden kastettiği İran yanlısı güçlerdi.
Oysa Şam yönetimi, yıllarca Beşar Esad yönetimindeki Baas rejiminin izin verdiği, başta Hizbullah olmak üzere İran yanlısı güçlerle, “Muhammed Golani” takma ismiyle Heyet Tahrir üş Şam (HTŞ) örgütünün komutanı olarak savaşmış Ahmed Şara’daydı. İran ile de Hizbullah ile de irtibatı olmadığını herkes biliyordu.
Nitekim ilk tepki, ABD Başkanı Donald Trump’ın hem Suriye hem Irak özel temsilciliklerini de yürüten Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’tan geldi.
Barrack, Ankara Büyükelçiliği resmi X hesabından, Şara hükümetinin ne vekil güçlere izin verdiğini ne de saldırgan tutum sergilediğini, tersine İsrail’le “gerilimi azaltma” tercihinde olduğunu söylüyordu. İsrail’in yalanını yüzüne vuran ABD temsilcisi, bu “gereksiz tırmanıştan endişe duyduklarını” vurguluyordu.

Suriyeli Bakan Türkiye’deydi

Ankara’da Millî Savunma Bakanlığı hava savunma radarları İsrail uçaklarını kalkıp kuzeye, Türkiye sınırına yönelmelerinden itibaren izlemeye almıştı.
Ama İsrail, ABD üzerinden bir saldırı bildiriminde bulunmamıştı.
Oysa 2025’te Azerbaycan’ın arabuluculuğunda İsrail ve Türk savaş uçakları arasında bir çatışmasızlık hattı belirlenmişti.
Ama İsrail savaş uçakları uyarıda bulunmaksızın Türkiye’nin burnunun dibine kadar gelmişti.
Barrack’ın daha sonra Reuters’e yaptığı açıklamada,
• Türkiye’nin İsrail saldırıları hakkında uyarılmadığı,
• Uçakların kendi topraklarına doğru yöneldiğini gözlemlediği,
• Bu nedenle kendi yanıtını hazırlama gerekçesinin bulunduğunu söylemesi, sadece Ankara’nın tepkisini yatıştırma değil, İsrail’e çizmeyi aşma uyarısı gibiydi.
Saldırıdan birkaç saat önce, 17 Ağustos’un son saatlerinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Trump ile telefonda konuşmuş, İsrail’i durdurmasını istemişti. Ondan bir gün önce de El Cezire mülakatında Türkiye’nin İsrail’in kışkırtmalarına gelmeyeceğini, savaş istemediğini ama savaştan da kaçmayacağını söylemişti.
Saldırı olduğu sırada Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani Türkiye’deydi; 17 Ağustos’ta Barrack ile İstanbul’da, Suriye’nin yeniden inşası, kalkınması ve uluslararası toplumla bütünleşmesini konuşmuşlardı.

Ankara’da bastırılan öfke

Dışişleri Bakanlığı 18 Ağustos’ta sert bir açıklamayla “Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve birliğini” hedef alan İsrail saldırısını kınamış, uluslararası topluluğu İsrail’in saldırganlığına karşı daha kararlı tutum almaya çağırmıştı.
Barrack’ın ikinci açıklaması buna yanıt gibiydi.
Dışişleri Bakanlığı, AK Parti bünyesinden ve muhalefetten yükselen daha sert tepkileri dengelemeyi şimdilik başarmış görünüyordu.
Ankara’da iki saptama vardı:
• Binyamin Netanyahu ve koalisyon ortakları, 27 Ekim’de, yani Trump’ın siyasi geleceği için hayati önem taşıyan 3 Kasım ara seçimlerinden bir hafta önce İsrail’deki genel seçimleri kazanmak için her türlü çılgınlığı yapacak haldeydi. Erdoğan bu saptamayı Trump ile paylaşmıştı,
• Erdoğan, Netanyahu’nun kışkırtmalarına gelmemeye kararlıydı ama bunun sınırları da vardı. İş, Terörsüz Türkiye sürecini, yani PKK’nın silah bırakmasını sabotaja, ya da doğrudan Türkiye’nin çıkarlarına dokunacak olursa yanıtsız bırakmayacaktı.
Trump yönetimindeki ABD’nin gücünün İsrail’deki Netanyahu yönetimini dizginlemesi Ortadoğu’nun barış ve güvenlik yönünde yeni bir istikrar kazanması için elzem.
Bu tek başına Barrack’ın kaldırabileceği bir yük gibi görünmüyor.

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

Dalgalandım da duruldum: Türkiye, Yunanistan’ı Deniz Parkı’yla yanıtladı

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” beklenenin aksine…

5 saat ago

Filiz Ali: Müzik ve müzik eğitimine adanmış bir ömür

Türkiye’nin değerli bilim, sanat, eğitim ve kültür insanlarıyla, çalışmaları ve dünyaya bakışları üzerine sohbetleri Murat…

21 saat ago

Erdoğan’dan Trump’a “İsrail’i durdurun” ve “savaştan kaçmayız” mesajları

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 17 Ağustos akşamı ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin İletişim…

1 gün ago

Özel’i alacaklar mı? Demirtaş’ı salacaklar mı? Neye hizmet edecek?

TİP Milletvekili Sera Kadıgil, hafta sonu Bodrum’da halka hitap ediyor: “Her gittiğim yerde soruyorlar: Özgür…

2 gün ago

Erdoğan AK Parti’nin 25 yılını böyle özetledi: Yapamaz dediler, yaptık!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kurucusu ve lideri olduğu AK Parti’nin 24 yılı iktidarda geçen 25…

5 gün ago

Yeni bir kapı açıldı: Türkiye şimdi nereye gidiyor?

Falcı değiliz. Geleceği bilemeyiz. Ama siyaset zaten geleceği bilme sanatı değildir. Atılan ilk adımın ardından…

5 gün ago