DEİK tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen AB-Türkiye İş Zirvesinin Brüksel’de Egmont Sarayı’ndaki açılış toplantısından. (Foto: X/ @NailOlpak)
“Avrupa bitiyor; her şeyi Çin’e kaptırıyor ama ayakta uyumaya devam ediyor. Aslında gerçeği görüyor ama çözüm üretemiyorlar. AB hiçbir konuda karar veremiyor. Bu da Türk iş dünyasını çok rahatsız ediyor.”
Bu sözler Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi’nin (DEİK) Avrupa İş Konseyleri Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ’a ait. Bugün, 13 Ekim’de, Brüksel’de ikincisi yapılan AB-Türkiye İş Zirvesi toplantıları başlamadan önceki akşam verilen davetin ardından bir grup gazeteci(*), DEİK yönetimi ve Türkiye’nin Brüksel’deki diplomatik temsilcilerinin de (AB Daimi Temsilcisi Yaprak Balkan, Brüksel Büyükelçisi Barış Tantekin ve NATO Daimi Temsilcisi Basat Öztürk) bulunduğu ortamda sarf edildi.
Yalçındağ’ın sözleri Zirve’nin başlığıyla çelişiyor görünebilir; oysa çelişmiyor ama gerçeği acı bir şekilde yüze vuruyor. Yoksa Yalçındağ da “mücadeleyi” bırakmama yanlısı. Geçen yılki ilk toplantıdan sonra en azından otomotiv sanayisinin “Made in Europe” talebi ve Avrupa’nın savunma ihtiyaçları üzerinden Gümrük Birliği güncellenmesini yeniden AB radar ekranına sokabildiğini vurguluyor.
Geçen yıl tamamıyla dolmayan Egmont Sarayında bu yıl oturacak yer kalmadı; 350 Avrupalı yatırımcı kayıt yaptırmış. Açış konuşmasını da Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prevot yaptı. (Konuşmasının başında Türk Milli Futbol takımının Belçika karşısındaki hezimetini hatırlatmaktan da geri durmadı.)
Akşamki resepsiyonda Belçika’nın Ulusal Silahlanma Direktörü Bernard Phaleg’in Türkiye’den firkateyn ve zırhlı araç alımı çalışmalarını çekinmeden anlatması da harcanan çabaların beyhude olmadığının göstergesi. “Bu bir lobi çalışması” diyor Yalçındağ; “Devam edeceğiz.”
DEİK Başkanı Nail Olpak da “Bu bir seferlik bir girişim değil” diyor; “Dünyanın bir bloklaşma içinde olduğu doğru ama biz yine bizim lehimize olan rakamları vurgulamaya, AB ile ekonomik işbirliğinin onların da lehine olduğunu anlatmayı sürdüreceğiz.”
Zirvenin açılış oturumunda konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu’nun vurgusu da buydu. Trump’la beraber küresel çapta yükselen korumacılık dalgasını beceriksizce uygulamaya çalışan AB, kendisi gibi ortaklarının çıkarlarına da zarar vermeye başladı.
Yine açılışta konuşan Koç Topluluğu CEO’su Levent Çakıroğlu, 30 yıldır iki tarafın da faydalandığı Gümrük Birliği anlaşmasının taraflarından biri olan Türkiye’yi ekonomik işbirliğinden dışlamanın çelişkisine dikkat çekti. AB karar veremezken Türkiye üretmeyi sürdürüyordu öte yandan.
Avrupa başkentlerinden gelen haberler Türkiye açısından iç açıcı değil gerçi.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in de işaret ettiği çalışma bunun örneği: ekonomi ve ticaret ortağı olmak isteyenlere, dış politikada uyum şartı dayatmaya hazırlığı var. Bunun Türkiye açısından en önemli karşılığı Kıbrıs.
AB, ABD ile Çin, Rusya ile NATO arasındaki miyop kararsızlığının açmazlarını aşmaya 27 ülkenin oy birliği zorluğunda çabalarken, en önemli derdi Türkiye’yi dışarıda tutmakmış gibi davranıyor.
Bu arada Türkiye’yi dışlama çabasını bir başka gerekçesi olarak gösterilen Çin yatırımlarının AB ülkelerinde Türkiye’dekinin 25 katı olması, gerekçelerin art niyetli olduğunun bir başka işareti.
Asıl çelişki ise, Türkiye’ye NATO üzerinden Avrupa’nın savunmasına katkı versin ama bundan siyasi ve ekonomik kazancı olmasın kibir ve bencilliği.
AB, Rusya’nın Ukrayna Savaşına da ABD’de Donald Trump iktidarıyla simgeleşen köklü dönüşüme de ve asıl Çin’in ivmelenişine hazırlıksız yakalanan Brüksel, Türkiye gibi komşu ortaklıklarıyla birlikte yürümek yerine çelme takmaya çalışıyor.
Öte yandan vizeden ticarete dek pek çok konuda Türkiye-AB ilişkilerine engel olan önemli siyasi konular var.
Bunlar Avrupa Parlamentosu’nda daha çok konu edilen Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Ekrem İmamoğlu, basın özgürlüğündeki gerileme ve LGBT karşıtı kampanyadan çok, 2016 anlaşmasından geri kalan 6 maddeyle ilgili.
Örneğin, Terörsüz Türkiye süreciyle değişme ihtimali artan terörle mücadele yasası.
Örneğin, Europol ile işbirliği anlaşması.
Örneğin, AB’nin yolsuzlukla mücadele mevzuatı GRECO ile uyum.
Sonra “Made in Europe” tartışmasıyla bağlantılı olan Dünya Ticaret Örgütü’yle uyumlu hale getirilmesi gereken Devlet İhale Kanunu.
O altı madde, önümüzdeki hafta Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin, burada, Egmont Sarayı’nda 20 Ekim’de Belçikalı muhataplarıyla tam 10 yıl aradan sonra yinelenecek toplantıda da ele alınacak.
Konu sadece ekonomik değil yani, daha çok siyasi.
(*) Bu toplantı için Türkiye’den gelen gazeteci ve televizyoncular DEİK’in davetlisi.
Kamu görevlilerinin görev suçlarında, “amirin yargıya soruşturma izni” vermesi kurumu stratejik görevler için istisna kaldırılmalıdır.…
AB Türkiye’yi içeri almak istemeyebilir. Türkiye de bütün stratejik geleceğini bu karara bağlamak zorunda değil.
Sağlık Bakanının sigara yasağının daha sıkı uygulanması için sunacağı yasa teklifine Cumhurbaşkanlığı bünyesinden gelen tepki…
Mekke Paktı, önemli, stratejik bir girişim ve TBMM’nin de Türk halkının da bunu ayrıntılarıyla bilme…
Özgür Özel, fon krizi bilgisi dahilindeyse Erdoğan'ın hesap vermesi, değilse yönetme kabiliyetini yitirdiğini kabul etmesi…
Son gelişmeler Karadeniz'i Türkiye için giderek bir arabuluculuk meselesinden doğrudan bir ulusal güvenlik meselesine dönüştürüyor.