Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Türkiye-Azerbaycan: krize mi, yeni bir çözüme mi? Gerçekte neler oluyor?

Yazar: Murat Yetkin / 30 Ekim 2026, Cuma / Oda: Siyaset

Aliyev, TDT Zirvesi’ne gelmeme kararı üzerine BM Genel Sekreterliği adaylığı için Türkiye’ye değil, BAE adayına destek verdiğini açıkladı. Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini kriz olarak da yeni bir başlangıç olarak da okumak mümkün. İşin aslı, kimse başında yeni abi istemiyor.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Ankara’daki Türk Devletler Teşkilatı (TDT) Zirvesi’ne katılmayacağı açıklamasının etkisi daha soğumadan Bakü’den gelen bir haber, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde yeni bir çatlağa neden oldu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan uzunca bir süredir Antonio Guterres’ten boşalacak BM Genel Sekreterliği için Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu için lobi yapıyordu. Aliyev ise desteğini adeta yaraya tuz basar gibi Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Lana Nusseibieh’e verdi. Bu konuya birazdan döneceğiz çünkü Nusseibieh’e (ki Nuseybe okuyabiliriz) destek veren Müslüman ve TDT üyesi başka ülkeler de var; çünkü mesele ne Sinirlioğlu ne de Türkiye olarak görülüyor.

Aliyev’in tepkisini de Türkiye’ye karşı ya da Türkiye ile bağlarını koparmak istemesi olarak okumak doğru olmayabilir.

Meselenin daha çok Erdoğan’ın Azerbaycan politikasına, Aliyev’in can yakan bir abartıyla dile getirilmiş itirazı olduğu ise söylenebilir; tartışmaya açıktır.

Oktay Saral, bardağı taşıran damla mıydı?

Oktay Saral’ın Aliyev’e başörtüsü ayarı veren mesajının, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde Bakü açısından bardağı taşıran damla olduğu söylenebilir.

İlişkilerde gözle görülür ilk çatlak aslında geçtiğimiz temmuz ayında ortaya çıktı.

AK Parti’nin Rize İl Teşkilatı toplantısında İsrail’e çatan Erdoğan, “Karabağ’a nasıl girdiysek” dedi; “Nasıl Karabağ’a girdiysek, nasıl Libya’ya girdiysek bunun benzerini aynen onlara da yaparız. Yapmamak için hiçbir şey yok.”

Bakü buna tepki gösterdi. Evet, 2020’de Karabağ’ın Ermenistan’ın 1993’ten beri süren Ermenistan işgalinden kurtarılmasında Türkiye’nin önemli desteği olmuştu. Azerbaycan’ın Karabağ zaferinde İsrail ve Pakistan’dan alınan silahlar da kullanılmıştı, ama Türkiye’nin Azerbaycan’ın silahlı kuvvetlerini yeniden yapılandırmasına desteği Azerbaycan’ın yeniden bağımsızlığını kazandığı 1991’den bu yana geçerliydi. Aliyev, Erdoğan’ı davet etmiş, zafer geçit resmini birlikte kutlamışlardı. Hatta Aliyev, 2024 yılında Türkiye modelinin Azerbaycan ordusuna başarıyla entegre edildiğini açıklamıştı.

Ama başka sorunlar vardı.

İsrail tek başına engel değil

İsrail’le ilişkiler de sorundu, ama tek başına Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini saracak önemde bir sorun değildi. Türkiye’nin Binyamin Netanyahu’nun Gazze’de Filistinlilere yönelik soykırım siyasetine karşı İsrail uçaklarına hava sahasını kapatması nedeniyle İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, 2024’te Azerbaycan’daki COP29 Zirvesi’ne giderken geri dönmek zorunda kalmıştı. Ev sahibi Aliyev buna fena alındı. 15 Ekim’de Bakü’de düzenlenen Asya’da Güven Artırıcı Önlemler (CICA) Zirvesi’ne geleceğini bildiren Herzog’un uçağının yine engellenmesi ihtimaline karşı Azerbaycan Havayolları’nın Şuşa uçağıyla seyahati yolu bulundu.

Erdoğan’ın CICA Zirvesi’ne, daha gerilim o kadar tırmanmamışken Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı göndermek yerine kendi gitmiş ve Aliyev ile bizzat konuşmuş olsaydı iş bu raddeye gelir miydi? Bilemeyiz ama olanda hayır vardır diyelim.

Ankara, Azerbaycan’ın 24 Eylül’de Netanyahu konuşurken BM Genel Kurul salonunu terk etmemesine de bozuldu. Azerbaycan ise Ermenistan’ın konuşmasını dahi dinlediklerini yanıtladı.

İsrail, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini bozacak şiddette bir gerekçe değil, ama Erdoğan’ın İsrail’e çıkışırken Azerbaycan’ın Karabağ zaferini sahiplenmesinin halkına yıllar sonra zafer tattıran Aliyev’i rahatsız ettiği anlaşılıyor.

Türkiye-Azerbaycan: laiklik meselesi

Aliyev’in “içişlerimize burnunu sokma” olarak, “hayat tarzımıza karışmayın” olarak sert ifadelerle tanımladığı sorun farklı.

Azerbaycan toplumunun büyük çoğunluğu da Türkiye gibi Müslüman. Azerbaycan’da Şiiliğin Caferi kolu, Türkiye’de Sünniliğin Hanefi kolu yaygın. Geriye dönersek; tarih kitaplarında Türk-İran savaşı diye geçen 1514 Çaldıran Muharebesi aslında Sünni ve Şii iki Türk ve Müslüman hükümdarın, Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail’in savaşıydı.

Azerbaycan yönetimi bölgesel siyasi kargaşada bir yandan İran’ın din üzerinden Azerbaycan’da kurmaya çalıştığı etkiyi laiklik vurgusuyla kırmaya çalışıyor. Bunu yaparken bir de Türkiye’den, çoğunlukla Nurculuk çizgisindeki bazı cemaatlerin toplumda Sünniliği yaymaya çalışmasından rahatsızlığını gizlemiyor. Aliyev’in ülkeye girişini yasakladığı, aralarında Erdoğan’ın siyasi rakibi Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan’ın da bulunduğu 31 kişinin ortak paydası bunu gösteriyor.

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde son birkaç yıldır alttan alta büyüyen gerilimin kökeninde bu sorun da var.

Azerbaycan’ın 2 Ekim’de ilköğretim ve ortaöğretimde başörtüsünü yasaklaması İran’a karşı da bir “önleyici hamle” idi, ama Türkiye’den gelen tepkiler öne çıktı.

Kimse yeni bir abi istemiyor

Süleyman Demirel ve Haydar Aliyev’in yaygınlaştırdığı “iki devlet, bir millet” sloganının, her devletin kendi bağımsızlığı ve egemenliğini koruması anlamına gelmesi gerektiği MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Türkiye-Azerbaycan ilişkileri üzerine son mesajında özellikle vurgulanıyor.

Türkiye bu durumu aslında Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlığı döneminde de deneyimledi:

  • Ne Arap dünyası ne Türk dünyası başında yeni bir abi istemiyor.

Ortadoğu’daki Arap ülkeleri, laiklik yerine Azerbaycan Türkçesindeki “dünyevilik” kavramını tercih edeceğim, daha “dünyevî” adımlara yönelirken Türkiye’nin bir asır önce Mustafa Kemal Atatürk tarafından dünyevîlik üzerine kurulmuş sisteminden uzaklaşmasını ve toplumları üzerinde bu yönde abilik rolü üstlenmesini istemiyorlar.

Bahçeli o mesajında “Ceditçilik” vurgusu yaparken ve İsmail Gaspıralı’nın “dilde, fikirde, işte birlik” sloganını vurgularken “inanç birliğinden” bahsetmezken, Erdoğan da fazla üstüne gitmeden bundan bahsediyor.

Aliyev’in BM Genel Sekreterlik adaylığı desteğini BAE adayı Nuseybe’ye vermesini de bu çerçevede ne Sinirlioğlu ne de Türkiye’ye karşı ama “Abilik yapma” olarak algıladıkları Erdoğan’ın dış politikasına itiraz olarak görmek mümkün.

BAE adaylığına destek

Azerbaycan’a gelene dek başka hangi Müslüman nüfuslu ülkelerin BAE adayı Lana Nuseybe’ye destek açıkladığına önce TDT üyeleri Kazakistan ve Özbekistan’la başlayarak devam edelim: Filistin, Suudi Arabistan, Katar, Ürdün, Lübnan, Kuveyt, Umman, Bahreyn, Fas, Arnavutluk ve Maldivler.

Azerbaycan’ın kararı, zamanlama “iki devlet, bir millet” çerçevesinde özellikle can acıtıyor, o ayrı.

Bir de BAE adayının özelliklerini hatırlayalım.

Lana Zeki Nuseybe, Filistin kökenli bir ailenin kızı.

Nuyseybe ailesi, ta Selahattin Eyyubi’nin Kudüs’ü almasından 1948 yılında Emirliklere göçene dek Kudüs’teki İsa Türbesi Kilisesi’nin anahtarının teslim edildiği, yüz yıllarca sabah kilisenin kapısını açmış iki köklü Sünni aileden biri.

Lana Nuseybe, daha önce BAE’nin BM Özel Temsilciliğini yürütmüş; tıpkı daha önce Sinirlioğlu gibi. Halen de BAE Dışişleri Bakanının siyasi ilişkilerden sorumlu yardımcısı. Azerbaycan ve gibi Kazakistan ve Özbekistan’ın tercihi de Sinirlioğlu’na ya da Türkiye’ye karşı değil, ama madem sıra Asya’da ve Müslüman dünyasından olacaksa, yüzü “dünyeviliğe” dönük, Filistin kökenli, başarılı bir kadından yana olmuş.

Kriz mi yeni başlangıç mı?

Gelinen noktada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söyleyenler var.

Ne Erdoğan Aliyev’in kendisine bu davranışını unutur, ne de Aliyev yaptıklarının sonuçlarını hesap etmeyecek kadar acemi bir siyasetçi.

Gelinen noktada iki şey yapılabilir.

Ya karşılıkla hamlelerle tırmanma devam eder.

Ya da Türkiye-Azerbaycan ilişkileri daha sağlıklı, eşitlikçi, karşılıklı çıkarları gözeten bir raya oturtulur.

İkisi için de zemin ve koşullar uygun.
İkisi de hem Erdoğan’ın hem de Aliyev’in göstereceği siyasi iradeye bağlı.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: Feridun Sinirlioğlu, İlham Aliyev, Oktay Saral, TDT, Türkiye-Azerbaycan

OKUMAYA DEVAM EDİN

Bu fotoğrafa iyi bakın: kötülüğün sıfır noktası
Erdoğan, para basıp köprü açarak seçim kazanabilir mi?
ABD 250 yaşında: hâlâ güçlü ama artık her dediği olmuyor
  • Türkiye-Azerbaycan: krize mi, yeni bir çözüme mi? Gerçekte neler oluyor?30 Ekim 2026
  • İsrail’in acı gerçeği: Netanyahu güç kaybetse de gitmesi zor görünüyor28 Ekim 2026
  • Fon krizi: Pasifik Holding yönetimine tedbir dün kondu, bugün kaldırıldı28 Ekim 2026
  • Saral’ın istifası Aliyev’i kesmedi. Ankara, Bakü’yü yatıştırma çabasında  27 Ekim 2026
  •   Libya’da ikinci perde: Türkiye Doğu Akdeniz’de yeni bir denklem öneriyor27 Ekim 2026
  • Brezilya ve Sırbistan’da seçmenler “yeter” dedi; gözler İsrail’de26 Ekim 2026
  • Erdoğan’ın Aliyev’e başörtüsü ayarı veren Saral’ı göndermesinin anlamı26 Ekim 2026
  • Özel’den Erdoğan’a yanıt: Vallahi savaştayız, teslim olmayacağız25 Ekim 2026
  • Ne Türkiye Azerbaycan’ın ne Azerbaycan Türkiye’nin işlerine karışmalı25 Ekim 2026
  • Fon krizinde alarmı kim çaldı: Ankara mı, dışarısı mı?25 Ekim 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP