Murat Yetkin - 

Gazeteci-Yazar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in konuğu olarak Bakü Azatlık Meydanında yapılan 10 Aralık “Zafer Gününde” askeri geçit resmini birlikte izlerken. (Foto: Mustafa Murat Kaynak – AA)

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Bakü’nün Azatlık Meydanında 10 Aralık “Zafer Günü” törenindeki konuşmasın bir yerinde önemli bir saptamada bulundu. “Bize hep dediler bu [Karabağ] meselesinin harbî halli [askeri çözümü] yoktur. Biz sübut etmişiz ki [saptamış, göstermişiz ki] bu meselenin harbî halli vardır. Bir 30 il [yıl] daha mı bekleyecektik?” Uluslararası siyaset bakımından Azerbaycan’ın 44 gün süren askeri harekatıyla Ermenistan’ı yenilgi anlaşmasını imzaya zorlamasının özeti budur.
Üstelik bu askeri çözüm, ABD, Rusya ve Fransa gibi Karabağ ihtilafının çözümü için kurulmuş Minsk Grubu çekirdek üyelerince de kabul edilmiş durumda. Böylece diplomasinin sonuç getirmediği yerde güç politikasının sonuç getirip kabul gördüğünün bölgesel ölçekte örneği ortaya çıktı.
Aslında Türkiye’nin 2016’daki darbe girişiminden bu yana Batılı müttefikler ne derse desin Suriye, Libya ve şimdi Doğu Akdeniz’de bunu yapıyor. Diplomatik çözümü -riski yüksek de olsa- askeri güç ile zorluyor.

Ankara’nın desteği, Bakü’nün vefası

Azerbaycan’ın sonuca ulaşmasında Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaştırdığı petrol zenginliği kadar, Türkiye’nin baştan beri her koşulda Azerbaycan’ın yanında duran tek ülke olmasının da payı oldu. Bu destek yalnızca Karabağ operasyonunda Azerbaycan’a önemli taktik üstünlük sağlayan Türk yapımı TB2 insansız hava araçları ile sınırlı değildi. Azerbaycan’ın 1991’de bağımsızlığını ilanından bu yana Türkiye her dönemde Azerbaycan’a askeri ve siyasi destek verdi. Süleyman Demirel ve Haydar Aliyev’in “İki devlet, bir millet” sloganı en çok Azerbaycan ile ilişkilerde somutlaştı.
Türk cumhurbaşkanları, başbakanları, dışişleri bakanları ilk dış gezilerini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile birlikte Azerbaycan’a yaptılar. Askeri eğitim ve satış anlaşmaları imzalandı.
Bakü de Ankara’ya vefasızlık yapmadı. Zafer Günü ilan edilen 10 Aralık’ta Aliyev, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ve ayrıca Türk Silahlı Kuvvetlerini törene davet etti. Tören Türkiye ve Azerbaycan bayrakları gölgesinde yapıldı. Erdoğan konuşurken bir ara Aliyev’in gözleri yaşardı. Sürecin gizli aktörlerinden Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, protokol sıralarında Erdoğan ve Aliyev’in tam önünde oturuyordu.

Erdoğan’dan Ermenistan’a mesaj

Her iki liderin konuşmasındaki ortak noktalardan biri de Kafkaslarda “yeni dönem” ifadesi oldu.
Aliyev’in bu ifadeyle ne demek istediği açık. “Muharebe sahasında” yendiği ezeli rakibinin elinden pes ederek kurtulduğunun farkında. Aliyev, Ermenistan’la ilişkilerde artık bu özgüvenle davranacaktır.
Erdoğan’ın konuşmasında siyaseten bir sonraki döneme işaret eden önemli cümleler vardı. Örneğin “Ermenistan halkı bundan ders çıkarırsa” dedi, “bölgede yeni bir dönem başlayabilir”. Vladimir Putin’in Ermenistan-Azerbaycan masasında Türkiye’nin de bulunmasını kabul etmesi bu yeni dönemin en önemli işaretlerinden oldu. İran’ın, kendi Türk azınlığından çekinerek bu defa Ermenistan’a destek vermemesi de öyle.
Erdoğan “ders çıkarmak” sözüyle ABD ve Fransa’daki Ermeni diasporası etkisindeki Erivan’ın ayaklarının yere basmasından söz ediyor. Abdullah Gül ve Serj Serkisyan döneminde, 2009’da imzalanan anlaşma, Ermenistan parlamentosunun Doğu Anadolu’yu “Batı Ermenistan” ilanıyla bozulmuştu. Ermenistan Türkiye ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne saygılı çizgiyi benimserse Türkiye-Ermenistan sınırının açılmasına varacak ilişkiler sürpriz olmaz. Türkiye, Ermenistan 1993’te Ermenistan Azerbaycan topraklarını işgal edince sınırı kapatıp diplomatik ilişkileri kesmişti.

NATO’dan AB’ye yaptırım uyarısı

Erdoğan Aliyev’in konuğu olarak Bakü’deki Zafer Günü törenindeyken Avrupa Birliği, temel olarak Doğu Akdeniz ihtilafı nedeniyle Türkiye’ye yaptırımlar uygulamaya hazırlanıyordu.
AB’nin 10-11 Aralık toplantılarının ilk gününde iki ilginç gelişme oldu. Birincisi taslak metnin anında sızdırılmasıydı. Metinde yaptırımlar Türkiye’yi değil şirketler ve kişileri hedefliyor görünüyor ve bunu da -Yunanistan’ın itirazlarına rağmen- Mart 2021’e bırakıyordu. Adeta ABD’de Joe Biden’ın Beyaz Saray’a yerleşip alacağı tutum bekleniyordu. İkincisiyse, NATO’nun bu taslak metine hemen müdahale etmesiydi. NATO, Türkiye’yi yaptırımlar yoluyla uzlaşmaya zorlarken, Batı İttifakı NATO’nun önemli bir üyesi olduğunun AB tarafından dikkate alınmasını istiyordu. NATO özellikle Türkiye’nin Irak ve Suriye ile sınırına, IŞİD başta olmak üzere terörle mücadeledeki önemine ve ülkede bulunan milyonlarca Suriyeli göçmene dikkat çekiyordu.
AB’nin Türkiye gündeminde Azerbaycan-Ermenistan konusu da olacaktı. Bunu daha çok Ermeni kökenli seçmenin iç siyaseti etkilediği Fransa istiyordu. Ancak gelişmeler, -Karabağ’daki Rus-Türk gözlem gücü gibi- NATO üyesi Türkiye’nin Kafkaslarda Rusya’ya karşı bir denge unsuru olduğunu da gösterdi.
Aliyev’in diplomasi olmadı “harbî hallettik” açıklaması bu nedenle buzdağının görünen ucu gibi bir söz. Bu saptama, Azerbaycan-Ermenistan boyutunun ötesinde yankı bulabilir.

close

Yeni yazılardan haberdar olun!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.