Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

ABD İran’ı Vuracak mı? Rejim Değişecek mi?

Yazar: Mehmet Öğütçü / 26 Ocak 2026, Pazartesi / Oda: Siyaset

İran’ı tehdit eden ABD’nin bölgede yaptığı askerî yığınak artık açık kaynaklardan izlenebiliyor. İran’ı 30–60 dakikalık uçuş süresiyle vurabilecek hava gücü, Güney Körfezi–Umman Denizi–Hürmüz hattında mevzileniyor. Foto: X/ChynoNews

Gerilim artık sadece bir “kriz” değil; somut askerî eyleme geçiş öncesi bir kırılma eşiğine gelmiş durumda. İran’da giderek büyüyen ve can kaybını artıran iç protestolar rejimin direncini zorlarken, dış baskı ve askerî konuşlanma eşzamanlı olarak tırmanıyor.

Özellikle ABD’nin Asya’dan çekip Körfez’e yönlendirdiği muazzam deniz ve hava gücü yığınağı, bu süreci yalnızca “tehdit dili” ile açıklamayı yetersiz kılıyor; fiilî bir harekât ihtimali artık açık biçimde masada.

Askerî Yığınak Artıyor

ABD, USS Abraham Lincoln uçak gemisi taarruz grubunu Güney Asya’dan Basra Körfezi istikametine kaydırıyor. USS George Bush Akdeniz’de. Her birinde yaklaşık 90 F-35 ve F-18 var. Füzeatar destroyerler Basra Körfezi etrafında seyrediyor. Katar, BAE, Ürdün, Suudi Arabistan’daki üslere stratejik bombardıman uçakları ve havadan yakıt ikmal filolarıyla bu gücü takviye ediyor; 40 bin askerden söz ediliyor. Hareketliliği artık uydu görüntülerinden ve açık kaynak haritalardan anlık izlemek mümkün.

Bu çapta bir kuvvet, haftalarca “sadece beklesin” diye tutulmaz; bunun siyasî ve askerî maliyeti çok yüksektir. Bu, sembolik bir gövde gösterisi değil; harekât için gerekli lojistik ve operasyonel altyapının sahada tamamlanmakta olduğuna işaret ediyor.

Başkan Donald Trump’ın “Kullanmak istemem ama orada bekliyor” sözleri de askerî seçeneğin sadece retorik düzeyde tutulmadığını, fiilen hazırlandığını gösteriyor.

Ortaya çıkan gerçek şu: İran’ı 30–60 dakikalık uçuş süresiyle vurabilecek hava gücü, Güney Körfezi–Umman Denizi–Hürmüz hattında mevzileniyor.

Neden “Geçen Sefer” Olmadı?

Daha önce askeri seçeneğin tam devreye sokulmamasının birkaç gerekçesi vardı:

  • Hazırlık eksikliği: Deniz-hava konuşlanması, stoklar, ikmal ve üs düzenekleri olgunlaşmamıştı.
  • Misilleme riski: İran’ın balistik füze kapasitesine karşı İsrail’in, Haziran 2025 savaşında harcadığı füzeleri henüz yerine koyamaması.
  • “Sonrası” belirsizliği: Rejim yıkılırsa yerine ne geleceği muğlaktı; kontrolsüz bir parçalanma ve kaos senaryosu, maliyeti öngörülemez kılıyordu.

ABD ve İsrail bu kez daha mı hazır?

Sahadaki kuvvet yoğunluğu, lojistik hatların kurulması ve bölgesel cephelerin “sadeleştirilmesi” bu ihtimali güçlendiriyor.

Tahran yönetimi de bu yığınağın ne anlama geldiğinin farkında. Üst düzey İranlı yetkililerin “her saldırı topyekûn savaş sayılır” açıklamaları, klasik diplomatik söylem değil; doğrudan savaş öncesi caydırıcılık ve psikolojik hazırlık dilidir.

Füze birlikleri, hava savunma sistemleri ve bölgesel vekil unsurlar yüksek teyakkuzda. İran, vurulması hâlinde sadece savunmayla yetinmeyeceğini; Hürmüz’ün kapatılması dahil bölgesel misilleme zincirini devreye sokacağını ilan ediyor. Bu da krizin “kontrollü baskı” çizgisinden “kazaya açık tırmanma” çizgisine kaymasına neden oluyor.

Rejim Değişikliği Hesabı

İran’daki protesto dalgası, ekonomik çöküş ve sert bastırma yöntemleri rejimin meşruiyetini aşındırıyor. Bu iç kırılganlık, dış askerî baskıyla birleştiğinde klasik “rejimi yıprat, içten çözülmeye zorla” stratejisinin unsurları daha görünür hâle geliyor.

Bu çerçevede bölgesel satrançta taşlar da yer değiştiriyor:

Suriye’de Şam yönetiminin YPG karşısında güçlendirilmesi, IŞİD tutuklularının Irak’a kaydırılması, Türkiye’nin güvenlik taleplerine belirli ölçüde alan açılması gibi. Bunlar İran dosyasından bağımsız değil. Cepheler sadeleştiriliyor; dikkat ve güç tek merkezde toplanıyor.

Bugünkü tablo şu gerçekleri ortaya koyuyor:

  • Diplomasi ve yaptırımlar, İran’ın nükleer ve balistik kapasitesini sınırlamada istenen sonucu üretmiyor.
  • Askerî konuşlanma, caydırıcılık sınırını aşarak operasyonel hazırlık seviyesine yaklaşıyor.
  • Ana vurucu unsurlar hedef menziline giriyor; lojistik zincir kuruluyor. İran, bu süreci “savaş eşiği” olarak okuyor ve buna göre pozisyon alıyor.

Bu kadar uçak gemisi, bombardıman kapasitesi, tanker uçağı ve destek gemisi, yalnızca psikolojik baskı için uzun süre sahada tutulmaz. Tarihsel tecrübe de bunu söylüyor.

Rejim Değişikliğine Askeri Hazırlık

İran’a yönelik askerî müdahale ihtimali artık teorik bir senaryo değil, operasyonel bir seçenek hâline gelmiştir.

Rejim değişikliği hedefleniyorsa, bunun askerî ayağı sahada büyük ölçüde hazır görünmektedir.

Önümüzdeki günler, bu kuvvet yığınının bir baskı aracı olarak mı kalacağını, yoksa fiilî bir darbenin başlangıcına mı dönüşeceğini gösterecek. Bölge, yeniden şekillenecek bir jeopolitik fay hattının tam üzerinde duruyor.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: ABD-İran, İsrail

OKUMAYA DEVAM EDİN

Yeni senaryo: AK Parti ve MHP seçime ayrı girebilir
Türkiye’nin PISA’dan aldığı iyi haberi nasıl okumak gerekir?
Baykal: Mücadeleyle geçen ömrü bu finali hak etmiş miydi?
  • İran ile ABD’nin Hürmüz pazarlığı ve Fidan’ın BAE ziyareti ne anlatıyor?29 Eylül 2026
  • Kurtulmuş: (Borsa krizi) yolsuzluklar dışında ekonomik güvenlik meselesi28 Eylül 2026
  • Siyasetten ilk fon firesi AK Parti’den: eski bakan Kaya ve yeni sorular27 Eylül 2026
  • Borsa/fon skandalında “Pusula” dosyası açıldı, sıra “Tera” dosyasında26 Eylül 2026
  • Canan Tolon: Beyaz bir sayfa sonsuz ihtimaller barındırır26 Eylül 2026
  • Ömer Koç’tan ABD ve AB’ye İsrail tepkisi: ahlâki inandırıcılığı kalmadı25 Eylül 2026
  • Adalet Bakanı: MASAK’ta FETÖ kaynaklı askeri casusluk yapısı bulduk25 Eylül 2026
  • BM’de konuşurken herkes barışçı. Peki, savaşları kim çıkarıyor?25 Eylül 2026
  • Fon krizinde yeni perde: Erdoğan’ın attığı neşter siyasete uzanacak mı?24 Eylül 2026
  • Fon Krizinde Asıl Soru: Para Nerede, Kim Geri Getirecek?24 Eylül 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP