Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Trump’ın İran Baskısı Artarsa İngiltere Dayanabilecek mi?

Yazar: Ahmet Erdi Öztürk / 05 Mart 2026, Perşembe / Oda: Siyaset

İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın, 2 Mart’ta Avam Kamarası’nda yaptığı açıklamayla Birleşik Krallık’ın ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarına katılmayacağını duyurmasına Trump sert tepki göstermişti. Starmer, Londra’nın önceliğinin bölgedeki krizin diplomasi yoluyla çözülmesi olduğunu söylemiş, Irak savaşında yapılan hataların tekrarlanmaması gerektiğini vurgulamıştı. (Foto: Ekran Görseli)

İran savaşı, İngiltere siyasetinin en hassas noktasına dokundu ve dokunmaya da devam ediyor. Burada soru şu olmalı; Washington’la “özel ilişki”yi sürdürürken, Londra’yı Ortadoğu’da yeni bir savaşın parçası yapmamak mümkün mü? Keir Starmer’ın son günlerdeki tutumu temkinli ve kontrollü.

Mesaj seti büyük ölçüde serinkanlılık, ölçülü adımlar, ulusal güvenlikte netlik ve en önemlisi Birleşik Krallık’ın ilk saldırılarda yer almadığını açık biçimde vurgulama üzerine kurulu. Starmer, bölgede konuşlandırılan kapasiteyi caydırıcılık ve korunma çerçevesinde tutarak, ofansif bir angajmandan kaçınmaya çalışıyor.

Bu çizgi, kamuoyunda savaş yorgunluğu ve maliyet hassasiyeti yüksek olan bir ülkede siyaseten de rasyonel. Savaşa girmek bazen bir karar, çoğu zaman bir sürüklenme, fakat bedelini taşımak yıllar süren bir ekonomi-politik gerçeklik. Bunu İngilizler çok ama çok iyi biliyorlar

Savaşın Dışında Kalmak: Mesele Sadece “Vurduk mu?” Değil

Ancak, Starmer savaşın dışında olmaya çalışırken, tamamen savaşın dışında kalamayabilir. Modern krizlerde mesele yalnızca bombayı kimin attığı değil; üslerin, lojistiğin, istihbaratın, ikmal hatlarının ve savunma şemsiyesinin nasıl çalıştığı. Bugün savunma amaçlı denilen bir kolaylık, yarın savaşın parçası gibi algılanabilir. Bu da hem hukuki hem siyasi açıdan kaygan bir zemin. İngiltere fiilen savaşın içinde değilse bile, kıyısında durduğu her gün çatışmanın dinamiği onu içeri çekmeye biraz daha elverişli hale gelir. Starmer’ın asıl sınavı, “girmedik” cümlesini bir slogandan çıkarıp sürdürülebilir bir stratejiye dönüştürmek. Bu strateji, yalnızca Londra’nın iradesine değil, krizin seyri ve Washington’un beklentilerine de bağlı olduğu için, her gün yeniden test edilir.

Neden İngiltere’nin Savaşa Girmemesi Hayati?

Bu stratejinin hayati olmasının iki ana nedeni var. Birincisi, savaşın yayılmasını önlemek. İran eksenli bir tırmanma, Hürmüz Boğazı ve enerji güzergâhları üzerinden yalnızca bölgesel değil, küresel bir şok dalgası üretme potansiyeli taşır. Londra’nın ofansif bir rol üstlenmesi diplomasiyi daraltır. Her ne kadar İngiltere eski İngiltere olmasa da Londra diplomasi acısından hep Londra.  Avrupa’nın zaten sınırlı olan frenleyici kapasitesini daha da zayıflatır.

İkincisi, ekonomi. İngiltere ekonomisi Covid sonrası ve Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı dalgalanmaların ardından hâlâ kırılgan, hatta çok kırılgan.  Hane halkı bütçeleri, faiz oranları ve kamu maliyesi üzerinde baskılar sürüyor. Ortadoğu kaynaklı bir enerji fiyat şoku, yalnızca benzin istasyonunda değil, enflasyon, faiz, borçlanma maliyeti ve faturalar üzerinden gündelik hayata hızla yayılır. Üstelik enerji fiyatı artışı, büyümeyi yavaşlatırken enflasyonu artıran zehirli bir kombinasyon üretir. Merkez bankası gevşeyemez, hükümet rahatlayamaz, toplum nefes alamaz. Starmer için bu sadece iktisadi bir başlık değil, siyasi ömrü belirleyecek bir mesele. Zaten pahalılık baskısının yüksek olduğu bir dönemde, dış kaynaklı yeni bir mali şok, hükümetin manevra alanını daraltmakla kalmaz, içeride yönetilebilirlik duygusunu da aşındırır.

Trump Starmer’i Ne Kadar Zorlayabilir?

Tam da bu yüzden asıl sert soru Washington’dan geliyor: Trump Starmer’ı ne kadar zorlayabilir? Bugün görünen, Trump’ın daha fazla destek beklediği, Starmer’ın ise serinkanlı kalmaya çalıştığı. Ancak kriz uzadıkça, ABD’nin beklentileri artacaktır ve ittifak dayanışması dili, daha somut taleplere dönüşebilir. Zorlama çoğu zaman askeri değil, ekonomik ve siyasi kanallardan gelir. Ticaret, savunma işbirliği, istihbarat paylaşımı, teknoloji transferleri, hatta finansal piyasa algısı. Özel ilişki burada bir güvenlik şemsiyesi olmaktan çok, bir baskı kaldıraç sistemine dönüşebilir. Starmer’ın direnç kapasitesi de bu noktada test edilecek.

Peki İngiltere bu baskıya dayanamaz ve savaşa daha doğrudan sürüklenirse ne olur? Her şey daha kötüye gider ki bu konu bence tartışmaya kapalı. Dahası bu ahlaki bir yargı değil, soğuk bir risk hesap. Birincisi, böyle bir durumda savaşın tırmanma riski büyür. İran’ın misilleme mantığı genişledikçe, İngiliz varlıkları ve çıkarları daha görünür hedef haline gelir. İkincisi, ekonomi daha sert sarsılır. Enerji fiyatları ve piyasa oynaklığı kalıcılaşabilir ki bu da enflasyon-faiz kıskacını güçlendirir. Üçüncüsü, içeride İngiltere içerisinde hükümetin meşruiyet erozyonu hızlanır. Halkın “niye girdik, hedef ne, çıkış planı ne?” sorularına ikna edici cevap verilemediği her gün, hükümetin siyasi sermayesi erir.

Starmer’in İki Seçeneği

Sonuç olarak Starmer’ın önünde iki yol var ve ikisi de kolay değil. Ya İngiltere’nin çıkarını net bir çerçevede savunacak ki bu argümanlar çok sınırlı, misal savaşın yayılmasını önlemek, ekonomiyi korumak, meşruiyeti kaybetmemek. Ya da “özel ilişki”nin ivmesiyle adım adım angaje edilme riskini göze alacak ve bunun bedelini de hem dışarıda hem içeride ödeyecek.

Özetle,  İran savaşı Starmer’a İngiltere’nin ABD’ye yakınlığını otomatik askerî angajmanla değil, soğukkanlı strateji ve gerçekçilikle tanımlama fırsatı sunuyor.  Çünkü bu dönemde liderlik, savaşın içine atlamak değil, savaşı büyütmeden yönetebilmek ve ülkeyi gereksiz maliyetlerden koruyabilmektir. Bu çizgi korunursa İngiltere kazanır ama korunamazsa kaybedilen yalnızca bir dış politika hamlesi değil, ülkenin ekonomik nefesi ve yönetilebilirlik duygusu olur.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: ABD-İngiltere, Starmer-Trump

OKUMAYA DEVAM EDİN

İşte köprü zammıyla milletin cebinden şirketlere aktarılma formülü
Erdoğan’ın Yeniden Refah asabiyeti: “Rüya, kendine gel!”
Erdoğan-Putin zıtlaşması Suriye görüşmelerini çökertebilir
  • Üsküdar Operasyonu: Bu mu temiz siyaset?4 Eylül 2026
  • Erdoğan-Putin şu krizde sadece Rus turistlerle Akkuyu’yu mu konuştu?2 Eylül 2026
  • Düyûnu Umûmiye’den Bugüne: Borcun Bedeli Egemenlik Olmamalı2 Eylül 2026
  • Yargının Melih Gökçek’le imtihanı: suç örgütü soruşturması açılacak mı?1 Eylül 2026
  • Yılmaz Büyükerşen: sıfırdan bir üniversite, yeniden bir şehir kurmak1 Eylül 2026
  • Fidan: Netanyahu canisi artık durdurulmalı. İsrail’e de zarar veriyor31 Ağustos 2026
  • Kazak petrolünde yeni rota: Hazar-Azerbaycan-Türkiye seçeneği31 Ağustos 2026
  • Barışın Önündeki Görünmeyen Tehlike: Savaş Ekonomisi31 Ağustos 2026
  • Kıbrıs-Türkiye seferini yapan feribot battı, ölenler var30 Ağustos 2026
  • 30 Ağustos hem dış hem iç düşmanlara karşı bir zaferdir30 Ağustos 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP