Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Barışın Önündeki Görünmeyen Tehlike: Savaş Ekonomisi

Yazar: Alpaslan Özerdem / 31 Ağustos 2026, Pazartesi / Oda: Siyaset

PKK’nın silah bırakması gerekiyor. Bu, sürecin hem siyasi hem psikolojik eşiğidir. Fakat kaç silahın teslim edildiğine bakıp barışın geldiğini düşünürsek, asıl tehlikeyi gözden kaçırırız. (Foto: K24)

PKK’nın silah bırakma sürecinin bir darboğaza girdiği görülüyor. Ankara kendi açısından Meclis Komisyonu’nu kurdu, yasal çerçeveyi oluşturdu ve koordinasyon mekanizmasını devreye soktu. Şimdi gözler PKK’da. Örgütün tamamının veya bazı unsurlarının gerçek anlamda silahsızlanmaya ne kadar hazır olduğu ise hâlâ belirsiz. Bu nedenle silah bırakmanın hızlandırılması önemli. Ancak Türkiye’nin şimdiden bir sonraki soruyu sorması gerekiyor: Silahlar bırakıldığında ne değişecek? Bu noktada pek konuşulmayan bir engelden daha söz etmek gerekiyor; o da savaş ekonomisi.

Silahsızlanma tek başına yeterli değil

Çünkü uluslararası deneyim bize rahatsız edici bir gerçeği gösteriyor. Silahsızlanma süreçlerinde bütün silahların teslim edilmesi neredeyse hiçbir zaman mümkün olmuyor. Yakın zamanda yayımlanan küresel bir “Silahsızlanma, Terhis ve Yeniden Entegrasyon-Disarmament, Demobilization, and Reintegration” (DDR) çalışması, silahsızlanma sonrasında yeniden silahlanmanın hiç de istisnai olmadığını gösteriyor. Üstelik silahlı örgütlerde parçalanma riski sürecin en kırılgan noktalarından biri.

Türkiye-Irak-Suriye coğrafyasında silaha yeniden ulaşmanın imkânsız olduğunu düşünmek zaten gerçekçi değil. PKK’nın bir bölümü yarın süreci reddeder ve silahlı mücadeleyi sürdürmeye karar verirse mesele yalnızca bugün kaç tüfeğin teslim edildiği olmayacaktır.

Dolayısıyla silahsızlanma vazgeçilmezdir ama tek başına yeterli değildir.

Savaş ekonomisi nedir?

Kırk yıl süren bir çatışma yalnızca silahlı insanlar üretmez. Zaman içinde çatışmanın etrafında çıkarlar, meslekler, kurumlar, kaçakçılık ağları, ekonomik ilişkiler ve güç merkezleri oluşur. Barış geldiğinde bunların hepsi kendiliğinden ortadan kalkmaz. Biz buna savaş ekonomisi diyoruz.

Bir savaş ekonomisinin içinde uyuşturucu ve insan kaçakçılığından silah ticaretine, haraç ve kayıt dışı finansman ağlarından sınır ekonomilerine kadar yasadışı faaliyetler bulunabilir. BM’nin DDR yaklaşımı özellikle çatışma ortamlarının organize suç için fırsat yarattığını; insan, uyuşturucu ve silah kaçakçılığının gelişebildiğini ve bu faaliyetlerden sağlanan gelirin çatışmayı sürdürmek için ekonomik teşvik oluşturabildiğini vurguluyor.

PKK çatışması da bundan bağımsız gelişmedi. Türkiye’nin Irak, İran ve Suriye ile kesişen coğrafyası zaten Avrupa ile Asya arasındaki önemli kaçakçılık güzergâhlarından birinde bulunuyor. Uluslararası çalışmalarda PKK ile uyuşturucu, sigara ve insan kaçakçılığı, haraç ve kara para aklama gibi faaliyetler arasında bağlantılar uzun süredir tartışılıyor. Fakat savaş ekonomisini yalnızca PKK’nın finansmanı olarak görmek büyük hata olur.

Kırk yılda oluşan ekonomik ekosistem

Çatışma devlet tarafında da devasa bir güvenlik ekonomisi yarattı. Askeri harcamalar, sınır güvenliği, koruculuk sistemi, güvenlik bürokrasisi ve bunların çevresindeki ekonomik faaliyetler bunun bir parçası. Bunun yanında çatışma ortamının ürettiği kaçakçılık, mafyatik yapılanmalar ve kayıt dışı ekonomik ilişkiler var.

Üstelik çatışmanın maliyeti yalnızca harcanan para değil. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 2025’te çatışmanın kırk yıllık maliyetini yaklaşık 1,8 trilyon dolar olarak ifade etti; Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ise bu ay 2,3 trilyon dolarlık bir toplam ekonomik maliyetten söz etti.

Kırk yıl boyunca böylesine büyük kaynakların etrafında oluşmuş bir ekonomik ve kurumsal ekosistemin, son silah teslim edildiği gün ortadan kalkacağını düşünemeyiz. Asıl tehlike burada.

Bataklığı kim kurutacak?

Savaş ekonomileri barış döneminde yeni biçimler alabilir. BM ve Dünya Bankası çalışmalarının özellikle uyardığı nokta bu: savaş sırasında gelişen yasadışı ekonomik faaliyetler barış döneminde de en kârlı geçim kaynakları arasında kalırsa eski savaşçılar yeni suç ağlarına veya silahlı yapılara çekilebilir.

Türkiye açısından bunun bölgesel boyutu da var. Suriye’de uzun yıllar ABD desteğiyle ülkenin yaklaşık üçte birini kontrol eden, PKK uzantısı SDG’nin feshedilerek Ahmed Şara yönetimindeki yeni devlet yapısına katılması  önemli bir kırılma.

Bölgedeki dış aktörler, yıllardır kullandıkları silahlı vekilleri birer birer kaybediyor. Bu Türkiye için önemli bir fırsat penceresi. Ancak İran’dan İsrail’e bölgesel aktörlerin veya mevcut yapılardan kopabilecek grupların yeni arayışlara girmeyeceğini düşünmek gerçekçi olmaz.

Tam da bu nedenle savaş ekonomisinin tasfiyesi kritik. Silahlı örgüt ortadan kalksa bile onu yeniden üretebilecek kaçakçılık ağları, silah piyasaları ve çıkar ilişkileri yerinde kalırsa yeni vekiller yaratılabilir. Türkiye’nin önündeki fırsat yalnızca PKK’nın silahlarını toplamak değil, yeni silahlı yapıların yeşerebileceği zemini de ortadan kaldırmaktır.

Barış ekonomisine geçiş ihtiyacı

Bu nedenle PKK’nın silahsızlanmasıyla eşzamanlı olarak Türkiye’nin bir savaş ekonomisinden barış ekonomisine geçiş stratejisi geliştirmesi gerekiyor.

Bu, yalnızca eski PKK mensuplarına iş bulmak anlamına gelmez. Sınır ekonomilerinin kayıt içine alınması, organize suç ve kaçakçılık ağlarının üzerine gidilmesi, bölgedeki gençlere silahlı veya yasadışı yapılardan daha cazip ekonomik seçenekler sunulması, yatırımın artırılması ve güvenlik ekonomisine bağımlı yapıların dönüştürülmesi gerekiyor.

Bir de daha zor olanı var: zihinlerin silahsızlandırılması.

Kırk yıllık çatışmanın yarattığı korkular, kimlikler, düşmanlıklar ve siyasi alışkanlıklar birkaç ayda ortadan kalkmayacak. Bu belki bir nesil sürecek.

Ama ekonomik dönüşüm için o kadar beklemek zorunda değiliz.

Asıl tehlike gözden kaçmamalı

PKK’nın silah bırakması gerekiyor. Bu, sürecin hem siyasi hem psikolojik eşiğidir. Fakat kaç silahın teslim edildiğine bakıp barışın geldiğini düşünürsek, asıl tehlikeyi gözden kaçırırız.

Çünkü yeni bir silah bulmak kolaydır. Yeni bir silahlı grup kurmak da mümkündür. Asıl mesele, eline yeniden silah almak isteyenlere siyasi, toplumsal ve özellikle ekonomik bir zemin bırakmamaktır.

Silah bırakınca her şey bitmeyecek. Ama silah bırakmadan da başlamayacak.

Savaş ekonomisi bataklığı kurutulmadan da barış kalıcı olmayacak.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: barış ekonomisi, PKK, savaş ekonomisi

OKUMAYA DEVAM EDİN

9 Mayıs Avrupa Günü mü, Zafer Günü mü?
Fransa’daki cihatçılar, Türkler ve bir İstanbul hikayesi
Gazeteci soramaz, bilim insanı söyleyemezken Yargı Reformu
  • Barışın Önündeki Görünmeyen Tehlike: Savaş Ekonomisi31 Ağustos 2026
  • Kıbrıs-Türkiye seferini yapan feribot battı, ölenler var30 Ağustos 2026
  • 30 Ağustos hem dış hem iç düşmanlara karşı bir zaferdir30 Ağustos 2026
  • İtalya’dan Avrupa’ya Yayılan Voleybol Aklı30 Ağustos 2026
  • Türkiye’nin İlk Deniz Millî Parkları ve COP31’e Giderken Sınavı29 Ağustos 2026
  • Sırbistan, “Bosna kasabı” Mladiç’i Kahramanlaştırırken Avrupa Susuyor29 Ağustos 2026
  • Silah bırakınca bitmeyecek ama silah bırakmadan başlamayacak28 Ağustos 2026
  • DEM bardağa dolu tarafından bakıyor: 200 yıllık defteri kapatmak istiyoruz27 Ağustos 2026
  • Türkiye Yaptırım Kıskacında: Güneyde İran, Kuzeyde Rusya27 Ağustos 2026
  • SDG dağıldı: Suriye’de Türkiye’nin istediği oldu. ABD memnun. İsrail’e dikkat26 Ağustos 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP