

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Dışişleri ve Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanları 5 Ekim’de Riyad’da toplanmışlar ve askeri işbirliği alanında somut işbirliği adımı atmışlardı. (Foto: X/@trthaber)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 8 Ekim’de Mekke Savunma Anlaşması (Mekke Paktı) hakkında kamuoyunu teskin etme amaçlı bir beyanatı oldu. Bunun bir savunma anlaşması olduğunu söyledi Fidan, başka ülkelere saldırmak için kurulmamıştı. Bu beyanın bir gerekçesi vardı.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Dışişleri ve Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanları 5 Ekim’de Riyad’da toplanmışlar ve askeri işbirliği alanında somut işbirliği adımı atmışlardı. Fidan bir gün önce S.Arabistan’a Yemen saldırısına karşı alınacak önlemleri konuştuklarını söylemişti.
Bunun Türk kamuoyundaki algısı, Türkiye’nin de Pakistan gibi Suudi Arabistan’a asker göndereceği ve birlikte Yemen’deki Husilere karşı savaşacağı şekilde olmuştu. Yemen Türküsü yeniden hatırlandı.
Fidan aslında “Merak etmeyin, Yemen’e saldırmayacağız” demek istiyordu.
Meclis’e Mekke Paktının kendisi mi gelecek
Türkiye S.Arabistan’a asker mi gönderecek, onu korumak üzere Yemen’deki Husi asileriyle Türk askeri mi savaşacaktı?
Fidan ile aynı gün konuşan Milli Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Riyad toplantılarında mesafe alındığını ama kararın TBMM tarafından alınacağını söylüyordu.
Hem zaten iktidar kaynakları “muharip birlik değil, destek ve eğitim birliği” gönderileceği kanısındaydı.
Her uluslararası anlaşma Meclis onayını aldıktan sonra yürürlüğe girer. İsterse bir sıhhiye eri olsun, asker gönderme ve yurt dışından asker kabul etmek Meclis’in ayrıca onayına bağlıdır. Açık oylamayla yapılır; yani kimin ne oy verdiği görülür.
AK Parti hükümetinin Irak işgali öncesinde TBMM’ye gönderdiği ve Türkiye’ye ABD askeri gelmesini de öngören tezkerenin 1 Mart 2003’te kimi AK Parti oylarıyla reddedilmesinindeki önemli bir etken de bu olmuştu.
Mekke Paktı da Meclis’e gelecek, önce Meclis komisyonlarında, sonra Genel Kurul’da tartışılıp oylanacak.
Burada önemli bir soru var: Mekke Paktının, bu stratejik anlaşmanın ne olduğu henüz açıklanmadı. Elimizdeki yalnızca 7 Ağustos’ta imzalandığı gün yapılan basın açıklamasıdır.
Acaba Meclis’e gönderilecek tezkere önemli ayrıntılarıyla, Mekke Paktını bir bütün olarak içerecek mi? Yoksa o basın açıklamasıyla sınırlı mı olacak?
NATO, Mekke Paktı ve Türkiye
Mekke Paktı’nın imzalarının atılmasıyla birlikte bir kaç iddia ortaya atıldı: Türkiye NATO üyesiydi. Acaba bu bir “İslam NATO”su muydu? Türkiye Batıdan kopuyor muydu?
Üç ülkeden birine yapılan saldırı diğerlerine yapılmış sayılacağından, örneğin İran, S.Arabistan’a saldırırsa Türkiye de savaşa kendiliğinden girecek miydi? Hindistan Pakistan’a saldırdığında Türkiye de Hindistan’a savaş mı açacaktı?
İktidar NATO’da da savaşa girmenin kendiliğinden olmadığını anlatmakta yetersiz kaldı; yalnızca Fidan‘ın bir iki 11 Eylül hatırlatmasıyla sınırlı kaldı. Keza Mekke Paktından tam bir ay önce, 7 Temmuz’da Ankara’da NATO zirvesinin toplandığı da hatırlanmadı. Bu zirveye ABD Başkanı Donald Trump’ın sırf Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hatırına katıldığını söylemesi de hatırlanmadı.
Özellikle Yunanistan ve İsrail kaynaklı “Bize karşı” şikâyetleri rahatsızlığa yol açınca Trump’tan “Mekke anlaşması iyidir” beyanı geldi. Yetmedi, ABD’nin önceki Ankara Büyükelçilerinden James Jeffrey gazeteci Nevzat Çiçek’e Mekke Paktının ABD’nin Ortadoğu politikasıyla uyum içinde olduğunu, desteklediklerini söyledi.
Mekke Paktı, kâğıt üzerinde olmadan NATO’nun etki alanını Ortadoğu’ya genişletecektir. O arada hem İsrail hem İran’a karşı denge oluşturacaktır; bu işlevi fiilen başladı. Mekke Paktı, önemli, stratejik bir girişim ve TBMM’nin de Türk halkının da bunu ayrıntılarıyla bilme hakkı var.
Meclis’e gönderilen sadece bir tür basın açıklaması olmamalı.


