Categories: Siyaset

Trump, Salman’a Kaşıkçı’nın bedenine ne olduğunu da soracak mı?

Suudi Arabistan resmi televizyonu 19 Ekim gecesi, Riyad’ın gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2 Ekim günü, boşanma evrakını onaylatmak için gittiği İstanbul Başkonsolosluğunda öldürüldüğünü Kabul ettiğini duyurdu.
Açıklamaya göre, Kaşıkçı konsolosluk görevlileriyle yumruk yumruğa “kavga” ederken ölmüştü. Açıklamada ayrıca Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın danışmanlarından Saud el-Kahtâni ve Suudi istihbaratı “Riyaset El-İstihbârat El-Ama – Genel İstihbarat Başkanlığı” Başkan Yardımcısı General Ahmed el-Asiri’nin görevlerine son verildiği, 18 Suudi vatandaşının da tutuklandığı bildiriliyordu.
Bu açıklama, Suudi yetkililerin daha önce yaptığı, Kaşıkçı’nın aynı gün arka kapıdan konsolosluk binasından ayrılmış olduğu açıklamalarını yalanlıyordu.
Bu açıklamadan bir süre önce Suudi Arabistan Kralı Salman bin Abdülaziz’in Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı arayarak Kaşıkçı vakası üzerinde “bilgi alışverişinde” bulunduğunu Anadolu Ajansı haberinden anlıyoruz.
Suudi Arabistan’daki teokratik rejimin bir numaralı savunucusu ABD Başkanı Donald Trump, gazetecilere Kaşıkçı’nın başına geleni “kabul edilemez” bulduğunu ancak Riyad’ın açıklamasına “itiber ettiğini” söylemiş. Trump daha önce MİT ve Polisin elinde Kaşıkçı’nın Başkonsolosluk binasında işkence edilip öldürülmüş olabileceğine işaret eden kayıtlar bulunduğu yolundaki haberlere itibar etmemişti. Amerikan medyası, ABD’nin bu nedenle Suudi Arabistan’a muhtemel yaptırımlarının silah satış anlaşmasını iptale kadar varmayacağını bildiriyor. Tarihin en büyük silah satış anlaşması olan 110 milyar dolarlık anlaşma, 2017’de Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi yapılması İsrail hükümetince sevinçle karşılanan damadı Jared Kushner ve batı medyasında adı MBS olarak kısaltılan Veliaht Prens Muhammed bin Salman tarafından “bağlanmıştı”.
Günümüzde, Türkiye’de olduğu gibi dünyanın her köşesinde ortak olması gereken insani değerlerin siyasi, ideolojik veya parasal nedenlerle çiğnenmesinin çok sayıda örneğine rastlıyoruz. Trump’ın Suudi Arabistan’a toz kondurmaya kıyamıyor olması da o örneklerden biri sanırım. Yine de Suudi Arabistan’ın açıklamasına gerçekten itibar edebilmek için bazı soruların yanıtını bulması gerekiyor.
– Öncelikle en temel, mesleğin başlangıcındaki bir polis muhabirinin, polisliğe yeni başlamış bir memurun, ya da sıradan bir polisiye okurunun sorması gereken soru, “Ceset nerede?” sorusudur. Trump acaba Kral Salman’a Kaşıkçı’nın cansız bedenine ne yapıldığını, bedenin şimdi nerede olduğunu soracak mı, ya da Kushner’den MBS’ye sormasını isteyecek mi?
– Tutuklandığı bildirilen o 18 Suudi vatandaşı içinde 1 ve 2 Ekim günleri iki özel jetle İstanbul’a gelip, Kaşıkçı’nın öldürüldüğü gün, daha geç saatlerde İstanbul’dan (birisi Dubai üzerinden olmak üzere) Riyad’a dönen 15 Suudi görevli de bulunuyor mu? Türk medyası, polis ve sivil havacılık kayıtlarına dayanarak günlerdir bu görevlilerin isim ve resimlerini yayınlıyor.
– Tutuklananlar arasında, İstanbul ekibinde yer aldığı bildirilen Suudi Arabistan Adli Tıp Kurumu Başkanı Dr. Salih el-Tubaigi ve MBS’ye yakın (ve albay rütbesinde) olduğu bildirilen istihbarat görevlisi Mahir Mutrib var mı?
Kaşıkçı, El-Vatan ve Washington Post gazetelerine yazan bir gazeteciydi. Suudi Arabistan’ın Yemen savaşını (ki işine son verilen casus şefi General Asiri’nin Yemen savaşında önemli rolü vardı), ülkesindeki insan hakları ihlallerini ve Filistin’deki Müslüman Kardeşler etkisi nedeniyle İsrail hükümetinin Filistinlilere karşı uygulamalarını desteklemesini eleştiriyordu. Kendisinin de Müslüman Kardeşlere yakınlığı bilinen Kaşıkçı, uzun yıllar, Suudi Arabistan’ın güçlü ve MBS’nin tam olarak dişlerini geçiremediği nadir siyasetçilerinden Türkî el-Faysal’ın da basın danışmanlığını yapmıştı.
Diplomatik skandala da dönüşen bu siyasi cinayette henüz karanlıkta kalan pek çok ayrıntı var. Ancak cinayete kurban giden kişinin cansız bedeni ayrıntı değildir. Kaşıkçı’nın cansız bedenine ne olduğu, şimdi nerede bulunduğunu sormak, meşru ve elzem bir sorudur.
Ve Suudi Arabistan’ın Trump’un gözünde “ılımlı İslam’ı” temsil ettiğine dair ve aslında “ılımlı İslam’a” dair sorularımı şimdilik saklı tutuyorum; konu dağılmasın.

Murat Yetkin 20 Ekim 2018

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

DEM bardağa dolu tarafından bakıyor: 200 yıllık defteri kapatmak istiyoruz

DEM Parti İmralı heyeti 26 Ağustos’ta Ankara’da Starton Otel’de bir basın toplantısı düzenledi. İmralı heyetinden…

9 saat ago

Türkiye Yaptırım Kıskacında: Güneyde İran, Kuzeyde Rusya

Türkiye önümüzdeki kışa hazırlanırken yalnızca petrolün, doğal gazın ve elektriğin fiyatına bakmamalı. Bence masanın üzerine…

9 saat ago

SDG dağıldı: Suriye’de Türkiye’nin istediği oldu. ABD memnun. İsrail’e dikkat

Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kendini feshedip Suriye ordusuna katıldığı 25 Ağustos akşamı Şam’da lideri Mazlum…

2 gün ago

Bir Kavala mahkûmiyeti daha: denizi aşmaya çalışırken çayda debelenmek

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire, Osman Kavala’nın haklarının ihlal edildiğine dair ikinci başvurusunda…

2 gün ago

Eğitimde Yapay Zekâ, Küresel Eğilimler ve Türkiye için Politika Önerileri

İnsanlık, tarihi boyunca kendi sınırlarını aşmak için araçlar üretti.  Ateşi evcilleştirdi, tekerleği icat etti, buharın…

2 gün ago

Aktaş davasında örgüt suçlaması çöktü, belediye başkanlarına ceza yağdı

İstanbul 1 numaralı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Aziz İhsan Aktaş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü Davası'nda,…

3 gün ago