Uncategorized

Şiir okuyan adam, şiir okuyan kadını hapse mahkûm ettirdi

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, yeni nesil, dişli ve karizmatik siyasetçi yönüyle AK Parti çevrelerinin hedefinde. (Foto: CHP web sitesi.)

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu 6 Eylül 2019’da 37’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 9 yıl 8 ay 20 gün hapse mahkûm edildi. Gerekçe, altı yıl önce Gezi protestoları ve üç yıl önceki 15 Temmuz darbe girişimi sırasında attığı Tweet mesajlarında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği ve örgüt propagandası yaptığı iddiası ile önceki duruşma ardından Nazım Hikmet’in bir şiirini okumuş olmasının ağırlaştırıcı sebep sayılması.
Erdoğan’ın avukatı Ferah Yıldız, Kaftancıoğlu’nun geçen duruşma çıkışında “Efendisine kızıp uşağını dövemem” şiirini okumasını suçtan pişmanlık duymamış olduğuna kanıt sayılmasını istemiş. Avukat ayrıca Kaftancıoğlu’nun “duruşmadaki hal ve hareketlerinden” ötürü iyi hal indiriminden yararlanmamasını ve cezanın en üst sınırdan, yani savcı İlkay Özcan’ın talep ettiği gibi 17 yıla dek hapis cezası verilmesini istemiş. Akın Gürlek’in başkanlığında, Ferhat Gülbağça ve Ferhat Şahin’den oluşan mahkeme heyeti de 9 yıl 8 ay 20 gün vermiş. Bu cezanın, okunan şiir nedeniyle verilen 1 yıllık kısmı “ertelemesiz”, yani ceza kesinleşirse Kaftancıoğlu hapse girecek.
Peki, ne mi yapmış Kaftancıoğlu duruşma salonunda? 17 yıl değil, 27 yıl da verilse de “hakikati” söylemekten çekinmeyeceğini söylemiş, o başka. Ama bir de cumhurbaşkanına hakaret etmediğini ve etmeyeceğini, çünkü Mustafa Kemal Atatürk’ün oturduğu koltuğa saygısızlık etmeyeceğini söylemiş.


Canan içeri, Selahattin dışarı formülü mü?

Bu sabah “YetkinReport”ta yayınladığım “Erdoğan’ın hasar alan yenilmezlik imajı: İmamoğlu’nu pejmürde etmek artık zor” başlıklı yazıda, sanki lütufmuş gibi Selahattin Demirtaş’ın tahliye edilip Kaftancıoğlu’nu hapse konulmasının fısıldandığını yazmıştım; duruşma başlamadan kısa süre önceydi. Gerekçe HDP’li belediye başkanlarının görevden alınıp yerine kayyum atanmasının AK Parti ile Kürt seçmen arasında 23 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan mesafeyi daha da açtığının saptanmasıydı. (Tesadüfe bakın ki, HDP’li Demirtaş’ı ve Sırrı Süreyya Önder’i hapse mahkum eden de aynı mahkeme başkanı Gürlek idi; şu sıra Sözcü gazetesi davasına da baktığı bilgisi var.)
Ekrem İmamoğlu’nun 31 Mart seçiminde de, 23 Haziran seçim tekrarında da kazanmasını sağlayan gizli aktörlerin başında idi Kaftancıoğlu. Türkiye’nin en büyük şehrinin başında dişli bir kadın siyasetçinin bulunması, belli ki AK Parti çevrelerinde onu daha çok hedefe koyuyordu. Kaftancıoğlu, klasik CHP anlayışının da dışında, kitle tabanı olan, kitlesinin önünde yer alan karizmatik bir siyasetçiydi. Nitekim CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “İstanbul seçimlerinde başarılı olduğu için ceza veriliyor” diye mahkeme kararının siyasi etkiyle alındığı iddiasında bulundu.
Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bütün ağırlığını koymasına karşın İstanbul seçmeninin farkı 13 binden 800 bine çıkaran desteğiyle kazanması, Erdoğan’ın hem yurt içinde, hem yurt dışındaki “yenilmezlik” imajına da, caydırıcılık imajına da hasar verdi. Hem yurt içinde, hem yurt dışında Türkiye’de muhalefetin bir araya gelip irade sergileyemediği algısı CHP lideri Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti lideri Meral Akşener’in ittifakıyla dağıldı; “Demek ki olabiliyormuş” algısı onun yerini aldı. Siyasi iklim değişti.
Eski halefi Ahmet Davutoğlu’nun Erdoğan’a bayrak açma dozunda dahi değişen bu siyasi iklimin payı vardı.
Erdoğan’ın tasfiyeler ve istifalarla daralan yakın çevresi ve AK parti yönetimin asıl endişelendiren işte bu “yenilmezlik” algısının ve caydırıcılık unsurunun daha da zayıflamasıdır.


Şiir okuduğu için mahkûm edilen Erdoğan…


Sosyal medya mesajları üzerinden siyasi muhalifini mahkûm ettirmek kapıyı başka alanlara açıyor. AK Parti içinde de, AK Parti’ye dışarıdan destek veren siyasiler arasında da Kılıçdaroğlu ve Akşener’in de cezaevine atılmasını isteyenler yok değil; Ankara kulislerinde bunu savunanların varlığı biliniyor.
Canan Kaftancıoğlu’nun mahkûmiyetinin acı bir yanı da, Erdoğan’ın avukatının, geçen duruşma sonrası şiir okumuş olmasını ve okuduğu şiiri mahkeme heyetine ağırlaştırıcı sebep saydırmayı başarmış olmasıdır.
Erdoğan’ın siyasetteki yükselişi 1994’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesiyle başlamıştı ama önemli bir dönüm noktası da 1997’de Siirt’te bir mitingde okuduğu şiir nedeniyle hapse mahkûm edilmesiydi. Erdoğan bu nedenle Belediye Başkanlığı görevinden alınmış –o zaman kayyum yerine yardımcısı o göreve getirilmiş ve dört ay hapis yatmıştı. O hapisteyken namı “Şiir okuyan adam” olarak yürümüş, AK Parti kuruluşuna giden yol öyle açılmıştı.
Şiir okuyan adam, bugün şiir okuyan kadını suç duyuruları ve becerikli avukatıyla mahkûm ettirdi.
Bir başka deyişle, şiir okuyan adam, Türk siyasetine bir şiir okuyan kadın armağan etti; cezalandırılmasını sağlamak isterken, Kaftancıoğlu’na güç kattı.
“Nereden nereye?” değil mi?

“Şiir okuyan adam, şiir okuyan kadını hapse mahkûm ettirdi” için bir yorum

Bir Cevap Yazın