Avatar

Gazeteci-Yazar

Japon medyasında Erdoğan-Trump görüşmesi karikatürü: Erdoğan Suriye’de YPG’yi, Trump Rus S-400’lerini işaret ediyor.

Son bir kaç gündür Japonya’dayım. Japon Dışişlerinin dış politika ve güvenlik sorunları ağırlıklı bir programına davetliydim. Erdoğan-Trump görüşmesinin gölgesinde, küresel çatışmanın yeni alanı olan Pasifik bölgesinde, Türkiye’yi de etkilemesi kaçınılmaz bir dizi soruna yoğunlaşmak imkanı buldum.
Erdoğan-Trump görüşmesi Japonya’da sadece ciddi gazetelerin ve buranın TRT’si NHK’nın dış politika haber ve yorumlarında, o da Orta Doğu enerji güvenliği çerçevesinde ilgi çekiyor. Ve tabii bir de ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politika zikzakları çerçevesinde. Çünkü Japonlar da Trump’ın günü birlik değişen siyasetinden endişe duyuyor. Türkiye’de zaten stratejiye de “kervan yolda düzülür” kafasıyla yaklaştığımız için, Trump’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a bir gün “en iyi arkadaşım” deyip, başka gün “kabadayılık yapma, aptal olma” diye mektup yazmasını -maalesef de diyebiliriz- geçiştirip yola devam edebiliyoruz. Türkiye-ABD ilişkilerinin neredeyse sadece Erdoğan ve Trump’ın kimyalarının tutmasına indirgenmesini yadırgamaz olduk.
Oysa her şeyi dakika dakika planlamadan, sisteme dahil etmeden adım atılamayan Japon idaresi, neredeyse bütün güvenliğini teslim ettiği ABD ile ilişkileri sadece Başbakan Shinzo Abe ile Trump “dostluğuna” indirgemekte zorlanıyor.

Trump’a güven olur mu?

Japonya, 1945’te Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan iki atom bombası ardından ABD’ye teslim olduğundan bu yana resmen bir orduya sahip değil. ABD işgal güçleri tarafından yazılıp verilen Anayasanın 9’uncu maddesi, Japonya’nın dış politika meselelerinde askeri güç kullanımını yasaklıyor. Japonya Öz Savunma Güçleri, F-35 dahil modern silahlara sahip, ama doğrudan saldırı altında olmadıkça
kullanamıyor.
Bu yüzden iki şeye güveniyorlar. Birincisi ABD. Ülkede hala çok sayıda Amerikan üssü ve 70 bin Amerikan askeri bulunuyor. İkincisi de komşuların iyi niyeti.
İkincisi, giderek tartışmalı hal alıyor. Rusya’nın kuzeyde Kuril adalarında hak iddia etmesi yeni değil. Yeni olan Çin’in Senkaku adacıklarında ve Japonya gibi ABD müttefiki olan Güney Kore’nin de Takeshima adacıklarında hak iddia etmesi. Biraz Türkiye ve Yunanistan arasındaki Kardak Kayalıkları sorununa benziyor. Japonya’nın elinden Uluslararası Adalet Divanına gidelim demekten ve ABD’ye güvenmekten başka bir şey gelmiyor.
Trump’ın “Önce Amerika” sloganı o nedenle Japonları kaygılandırıyor. Sadece Güney Kore, Çin ve Rusya nedeniyle değil, en çok Kuzey Kore nedeniyle. Trump’ın Kuzey Kore ile ABD topraklarını vurabilecek Kıtalar Arası Balistik Füzeleri (ICBM) engellemek üzere el sıkışıp gerisini düşünmeyeceğinden endişe ediyorlar. Çünkü Kim Jong Un’un elinde, hala bir kaç yüz kilometre ötedeki Japon adalarını vurabilecek orta menzilli füzelerin olacağını biliyorlar.
Trump’ın kendi ülkesinde Kongre’ye rağmen kararlar almasının, yarın bir gün Japonya’nın güvenliğini zora düşürebileceğini de…

Rusya, Çin, Orta Doğu, yatırımlar

Bir Japon yetkili, ismini vermeden “ABD’ye rağmen Rusya, ya da Çin’le anlaşmamız mümkün değil” diyor; “Böyle bir seçeneğimiz yok, savunmamız ABD’ye dayanıyor.” Bu nedenle, örneğin Trump’ın ilan ettiği yaptırımlara tam uyum sağlayıp İran’dan petrol alımını sıfırlıyorlar. Ancak yine ABD’nin adres göstermesiyle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinden aldıkları petrol de Basra Körfezi çıkışlı; yürekleri ağızlarında.
Zamanında İran’a yatırım yapmışlar. ABD’nin önceki başkanı Barack Obama güven vermiş. Şimdi o petrol sahası işletim ruhsatları Çin’in eline geçmiş.
Koşullar bu olunca, yakın zamana dek Türkiye’deki büyük yatırımlara talip olan Japon şirketleri şu sıra fazla niyetli görünmüyor. Özellikle de Sinop nükleer enerji santrali projesinden çekildikten sonra. Gerekçeleri sadece Suriye ve Körfez başta olmak üzere Orta Doğu’daki durum, Türkiye’de döviz kurundaki iniş çıkışlar, artan maliyetler ve Türk halkının azalan alım gücü değil. Aşırı nezaketle ifade ettikleri “yönetişim sorunlarının” da Türkiye’de büyük yatırımlara karşı mesafeli durmalarına yol açması söz konusu.
ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları önümüzdeki dönemde tırmanabilir. Bu tırmanma dünyanın en zengin ülkelerinde ama kendini savunması ABD’ye bağımlı Japonya’yı başka, ekonomik sıkıntılar içinde ve ABD ile fırtınalı ilişkiler içindeki Türkiye’yi başka türlü etkileyecek; ama etkileyecek.
Yani dünyanın bir ucunda olanlar bizi fena halde ilgilendiriyor; ara sıra değinmekte fayda olacak.

Comments

  1. Sevgili Murat bey merhaba,

    Yüreğinize, ellerinize sağlık.

    Özellikle yazmak istedim, uzun süredir sürekli iç siyasi odaklı, yada sonuçlu değerlendirmeler her yerde çok fazla var, çok sığ ve kısır tartışmanın ötesine geçiilemiyor ancak dış dünyada neler olup bittiğini anlamamız / görmemiz de gerek. Elbette dışarıda olup bitenler, eğer doğru zamanda görülüp değerlendirilebilinir ise, ülkemiz açısından fırsatlar yaratacaktır.
    Bu anlamda; sizin, dünyada olup bitenleri yazılarınızı kıymetli buluyorum. Umarım devamı gelir…

    Sevgiler,
    SerkaN

Bir Cevap Yazın