Avatar

Gazeteci-Yazar

Gökhan Hotamışlıgil, Harvard Üniversitesindeki genetik hastalıklar laboratuvarında bir grup öğrencisiyle görülüyor. Nobel adayı araştırmaların yapıldığı laboratuvar coronavirüs salgını nedeniyle geçici olarak kapatıldı. (Foto: Hotamışlıgil arşivi)

Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ile 16 Mart’ta koronavirüs konusunda telefonla konuştuğumuzda hayli üzgündü. ABD’nin Harvard Üniversitesinde başında bulunduğu ve Nobel ödülüne aday çalışmaların yapıldığı genetik hastalıklar laboratuvarı, koronavirüs salgını nedeniyle geçici olarak kapatılıyordu. Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer alan Harvard’ın tıp fakültesinde bir süre yalnızca doğrudan koronavirüs araştırmaları ve teşhis amaçlı klinik laboratuvarları açık kalacaktı. “Üzücü oldu” dedi Hotamışlıgil, “25 yıldır aralıksız çalışıyoruz burada, üzücü ama doğru karar, böyle gerekiyordu.”
Aslında Hotamışlıgil’i aramamın nedeni daha erken saatlerde yayınladığı bir Twitter mesajıydı. Tanınmış bilim insanı bu mesajında “Tüm dünya ülkelerinde salgının hızı aynı” diyordu; “Sadece başlangıç zamanları farklı. Bunun anlamı: Türkiye’nin önünde Amerika olmak için 1 hafta, İtalya olmak için de en fazla 2 hafta vakit var.” Konuştukça anlaşıldı ki aslında bunun tersi de doğruydu. Yani, Türkiye doğru adımları, doğru zamanda atarsa, ABD’nin, İtalya’nın karşılaştığı kadar kötü tabloyla karşılaşmayabilirdi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 16 Mart gecesi vaka sayısının bir günde 18’den 47’ye çıktığını açıklaması ile Gökhan hocanın öngörüsü tamamen örtüşüyordu; yani yayılma başlamıştı.
Bu salgın tablosunun nasıl değişeceğini bilmiyoruz ama bunun bir nedeni de insanların nasıl davranacağını bilmiyor olmamız. Hotamışlıgil’e göre koronavirüs Covid-19 ile savaşta şimdi en önemli iki konu vardı: bireysel temizlik ve izolasyon ve toplumsal tecrit, yani bir nevi karantina.

Halktan saklamamak neden önemli?

Yani, ne elimizi sık sık sabunla yıkama gibi bireysel temizlik önlemleri tek başına yeterliydi, ne de olabildiğince başkalarıyla temas kurmama; ikisi bir arada ve ancak çok ciddi, katı bir şekilde uygulandığında sonuç getiriyordu. Tabii tüm bu uygulamaları yönlendiren bilimsel yetkinlik, etkin ve yaygın test, ve tanı-tedavi zinciri. Hotamışlıgil’e göre Çin’e komşu Güney Kore, bunun en iyi örneklerinden birisini veriyordu.
Çin de baştaki hatalarını kısa sürede toparlayıp süreci iyi yönetmiş, virüsün yayılma hızını baskılayabilmişti. Bunun sırrı şimdiye dek görülmemiş bir boyutta yapılan tam tecrit idi. Bir de sağlık altyapısının gücü… “Dünyada 2 haftada 5 tane 10 bin kişilik portatif hastane kurabilecek başka bir ülke yok” diye açıklıyor Hotamışlıgil ve Çin’in nihai olarak yaptığının “insanlık tarihinin en büyük toplum sağlığı deneyi” olduğunu ifade ediyor. Tabi bunlara ek olarak virüsün rekor bir süre içinde izole edilip tüm genetik dizisinin ortaya çıkarılıp dünya ile paylaşılmasını da belirtmek gerekir.
Ama Çin’in baştaki hatası, hastalığı kabul etmeme ve Wuhan’da kitlesel ölümler başlayana dek hastalığı hafife alma olmuştu. “Hükümetler hastalık yokmuş gibi davrandıkça, ‘paniğe yol açmayalım’ diyerek vakaları az gösterdikçe” diye devam ediyor Hotamışlıgil; “Hatta tarama ve tespit yeterince yapılmayarak vaka sayısı ortaya çıkmadıkça, insanlar alınan önlemleri ağır ve gereksiz görüyor, uygulamada sorun yaşanıyor. Bu durum en çok tecrit konusunu etkiliyor, çünkü insanlar birbirleriyle yakın teması sürdürdükçe virüs daha kolay yayılıyor.”

ABD sorunlu, İtalya, İspanya kötü örnekler

Hotamışlıgil’e göre ABD bu konuda çok sorunlu, İtalya ve İspanya ise en kötü örnekler. ABD’de bilim insanları daha Ocak ayı başında uyarmaya başladıkları, Ulusal Güvenlik Dairesi salgın ihtimalini en büyük tehdit göstermesine rağmen, Donald Trump yönetimi son haftaya kadar ciddi bir önleyici adım atmamış. Daha sonra eyalet yönetimlerinin çabasıyla durum biraz kontrol altına alınmaya başlamış. Bugün itibarı ile virüs testi sorunu hâlâ çözülememiş. Ancak sosyal mesafe önlemleri giderek artan bir şiddet ile uygulamaya giriyor, okullar pek çok eyalette kapatılmış, bazı şehirler tüm toplanma alanlarını kısıtlamaya başlamış. Örneğin kiliseler ibadete kapatılarak bazıları, özellikle de çalışmak zorunda olan sağlık hizmetlilerinin çocukları için kreşe dönüştürülmüş. “Avrupa’da İtalya ve İspanya’yı ise en kötü örnekler olarak görüyor; “Hastalık bağıra bağıra gelirken, onlar durumu hafife aldılar, halkta endişe etmeden, normal hayata devam edip, parklara filan gidince, sonuç ortada” diyor.

Peki, ya Türkiye’nin görünümü?

Dr. Hotamışlıgil’e göre Türkiye korona ile savaşta “Şu ana dek başarılı ” sayılıyor; hatta karşılaştırmak gerekirse ABD’den daha başarılı. Baştaki yavaş gibi algılanmasına ve yeterince iletişim olmamasına karşın sonra hızla önlem alınmaya başlandığını, özel bir kurumun oluşturulduğunu [Koronavirüs Bilim Kurulu], riskli ülkelerle uçuşların yasaklandığını, sınır kapılarının kapatıldığını, halkı aydınlatma kampanyalarının başlatıldığını, umrecilerin karantinaya alınmaya başladığını örnek olarak veriyor. Sağlık Bakanı Koca’nın süreci iyi yönettiğini söyleyen Hotamışlıgil, Bakanın ABD’deki muadillerinin olmadığı kadar “şeffaf davrandığı” kararlarında bilimsel verilere dayandığını ve süreci soğukkanlı bir şekilde yönettiği kanısında.
Türkiye için hâlâ fırsatın kaçmadığını, virüsün yayılmasının, maalesef görülebilecek can kayıplarına rağmen geriletilebileceğini söyleyen Hotamışlıgil, tecritin yayılması ve sıkı uygulanmasının esas olduğunu vurguluyor. Burada çok önemli bir konu, bu önlemlerin hastalığa karşı en büyük risk grubunda olan ve hayati tehlike taşıyan kişilerin korunması, tedavi alabilmesi ve sağlık sisteminin felç olmadan idame ettirilebilmesi için elzem olduğu.

Önlemler ciddiyetle uygulanmalı

Telefonla konuştuğumuzda hükümet eğlence yerlerini geçici olarak kapatmış, camilerde, Cuma namazları dahil cemaat ile birlikte ibadeti “ertelemişti”. Hotamışlıgil, “Lokanta, kahvehane, AVM, düğün, dernek hepsinin durdurulması gerekiyor” diyordu; “Boston’da lokantalarda masaların arasına en az iki metre koyup müşteri sayısını azalttılar, ama bu da yetmez, kapatılmalı. AVM’ler de öyle. Belki 3-4 hafta sıkıntı çekilecek ama alternatifi çok daha kötü.”
Konuşmamızdan kısa süre sonra İçişleri Bakanlığından AVM’ler dışında diğerlerinin geçici olarak kapatıldığı açıklaması geldi. Biraz sonra da Hotamışlıgil’in bu önlemleri destekleyen Tweet mesajı yayına düştü.
Bence de alınan önlemler gerekli, ciddiyetle uyulması gerekiyor. Yitirilen zamanı ve umre örneğinde görüldüğü üzere hataları hızla telafi etmek gerekiyor. Gökhan Hotamışlıgil, vatandaşların kurallara uyması durumunda, Türkiye’deki sağlık altyapısının bu salgını en az tahribatla atlatmasının mümkün olduğu görüşünde. Bunun ne şakaya, ne siyasete gelir yanı var. Nitekim siyasi partiler de, örneğin AK Parti ve MHP’lilerin umrecilere ziyaretleri, CHP’nin kadın kolları toplantısını iptal etmemesi türünden hatalara rağmen 16 Mart itibarıyla bütün toplantılarını iptal etti. Hataları görürsek elbette söyleyeceğiz, daha iyisi hepimizin yararına, ama şu dönemi dayanışma içinde, olabildiğince en az kayıpla atlatmamız gerekiyor.