Erol Taymaz

Prof. Dr. Erol Taymaz, ODTÜ İktisat Bölümü Öğretim Üyesidir. etaymaz@metu.edu.tr

Resmî rakamlara göre, Covid-19 nedeniyle istihdam açığı, işsizlik görülmemiş düzeye çıktı; çalışmalar gerçek rakamların daha da yüksek olduğunu gösteriyor. (Foto: Nisan Yetkin)

Covid-19 salgını tüm dünyada artan oranda olumsuz etkide bulunuyor. Sarkaç’ta yayınlanan bir çalışmamızda Covid-19’un Türkiye’deki üretim ve istihdam etkisini incelemiştik. 2012 Girdi-Çıktı tablosu ve 2017 üretim ve istihdam verilerini kullanarak yaptığımız çalışmaya göre Covid-19 salgını sonucu tarım-dışı iş gücü talebinin %19-29 oranında azalması bekleniyor. İş gücü talebindeki azalma istihdam kaybına yol açarsa Covid-19’un yayılmasını engellemek için alınan idari tedbirler sonucu 4,2-6,5 milyon kişinin işsiz kalması söz konusu.
Aynı çalışmada Covid-19 salgının olumsuz etkisini azaltmak için, idari kararlardan etkilenen kesimlere yönelik doğrudan gelir desteği önerdik. Yapılan analizlere göre gayri safi yurt içi hasılanın %4’ü düzeyinde sağlanacak bir gelir desteği üretim ve istihdamdaki kayıpların yaklaşık yarısını telafi edebiliyor.
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zümrüt Selçuk 27 Nisan itibariyle, Türkiye’de 292 bin firmanın 3,19 milyon işçi için Kısa Çalışma Ödeneğine başvurduğunu Twitter üzerinden açıkladı. Bu yazıda istihdam kayıplarına ilişkin tahminlerimiz ile Selçuk’un paylaştığı verileri karşılaştıracağız.
Bilindiği gibi tüm çalışanlar Kısa Çalışma Ödeneğinden (KÇÖ) yararlanma hakkına sahip değil. Covid-19 salgını ile KÇÖ’nden yararlanma koşulları kısmen genişletildi. Bir işçi son 3 yıl içerisinde 450 gün SGK primi ödemiş ve başvurudan önceki 60 gün çalışmış ise KÇÖ’den yararlanabiliyor. Bu koşuldan dolayı KÇÖ kayıtsız işçileri, serbest meslek sahiplerini, ücretsiz çalışan aile fertlerini ve bu iki koşulu (450 ve 60 gün koşulları) sağlamayan kayıtlı işçileri kapsamıyor.

İşsizlikte eşi görülmemiş açık

Tahminlerimiz ile gerçekleşmeyi karşılaştırmak için KÇÖ’den yararlanabilecek işçi sayısını tahmin etmek gerekiyor. Bu çalışmada KÇÖ’den yararlanabilecek işçileri, “sürekli sözleşmesi olan ve 2017’den önce mevcut işyerinde çalışmaya başlayan kayıtlı ücretli işçiler” olarak tanımladık ve bu kesime olan talebin ne kadar azalacağını hesapladık. (*)

Şekil 1. Covid-19 salgınının işgücü talebine etkisi.
Not: Mavi çubuk KÇÖ’nden yararlanabilecek işçileri, turuncu çubuk yararlanamayacakları, “Gerçekleşme” çubuğu 27 Nisan tarihi itibariyle başvuran işçi sayısını göstermektedir.

Şekil 1’de 2. ve 3. senaryolar altında (çalışan kişi sayısı olarak) iş gücü talebindeki düşme ve KÇÖ’ne başvurulan işçi sayısı görülüyor. Senaryo 1 sonuçlarına artık aşırı iyimser kaldığı için şekilde yer verilmedi. Senaryolarda mavi kısım KÇÖ’den yararlanabilecek, turuncu kısım da yararlanamayacak çalışanları gösteriyor.
Toplu tahminler ve gerçekleşme değerleri birbirine çok yakın: 27 Nisan’a kadar KÇÖ’ye başvuran işçi sayısı 3,19 milyon olurken, “gerçekçi” ve (analiz ilk yapıldığında) “kötümser” olarak tanımlanan senaryolarda KÇÖ’den yararlanabilecek tarım-dışı ücretli çalışan sayısının 2,69 ve 3,24 milyon kişi azalacağı -politika etkisi gözönüne alınmadan- tahmin edildi. Bu verilere göre istihdamda çok büyük ve eşi görülmemiş bir kayıp yaşandığı açık.
Maalesef istihdamdaki gerçek kayıp bu sayıların da ötesinde. Tahminlerimize göre, bu sayılara ek olarak KÇÖ’den yararlanma hakkı olmayan 3,9-4,9 milyon çalışan daha işini kaybetti. Bir başka deyişle, KÇÖ başvuruları gerçek istihdam kaybının yarısını bile göstermiyor.

Şekil 2. Covid-19 salgınının iş gücü talebine etkisi: Sektör düzeyindeki veriler.
Not: Her sektör için 3 çubuk, sırasıyla, Senaryo 2 ve Senaryo 3’ün tahminleri ile KÇÖ’ye başvuranların sayısını gösteriyor. Mavi kısım KÇÖ’den yararlanabilen, turuncu kısım da yararlanamayanları temsil ediyor.

Sektör düzeyindeki verilere Şekil 2’de yer verildi. İmalat sanayii dışındaki sektörlerde gerçekleşen sayılar Senaryo 3’ün tahminlere oldukça yakın. İmalat sanayiinde ise gerçekleşme en kötü senaryodan daha yüksek.

Tablo endişe verici

Verilere ilişkin gözlemlerimizi aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz:
* Covid-19 salgının ekonomik etkisi çok büyük ve salgın olağan üstü istihdam kaybına yol açıyor. Sosyal izolasyonu sağlamak için alınan idari tedbirlerin konaklama ve yiyecek, seyahat, perakende ticaret gibi hizmet sektörlerine yönelik olmasına karşın imalat sanayii istihdamındaki (beklenmedik) keskin düşüş endişe verici.
* KÇÖ başvuruları istihdam sorununun sadece (küçük) bir parçasını gösteriyor. Milyonlarca kayıt-dışı işçi ile serbest meslek sahibi, esnaf ve ücretsiz çalışan aile ferdinin de işini ve gelirini kaybettiği unutulmamalı.
* Bu sorunlara karşın politika tepkisi çok yavaş ve çok kısıtlı. Kısa Çalışma Ödeneği çalışanların önemli bir kısmını kapsamıyor. Ayrıca şimdiye kadar Kısa Çalışma Ödeneğine başvuranların ancak %43’üne ödeme yapılmaya başlandı (27 Nisan itibariyle 1,4 milyon işçiye ödeme yapılıyor). Son olarak, doğrudan gelir desteği, açıklanan destek programının sadece küçük bir kısmını oluşturuyor. Açıklanan gelir desteklerinin de önemli bir kısmı tek seferlik destekler.
* Covid-19 salgının sosyal ve ekonomik maliyetinin azaltılabilmesi için doğrudan gelir desteği, etkilenen herkesin gelir kaybını telafi edecek düzeyde, koşulsuz ve hızlı bir şekilde sağlanmalı. Gelir desteklerinin miktarı ve süresi konusunda bir belirsizlik olmamalı, çünkü belirsizlik her zaman ekonomik krizin derinleşmesine yol açan en önemli etkenlerden biri olmuştur.

(*) 2017 Hanehalkı İşgücü Verileri kullanıldığı için burada 2017’den önce çalışmaya başlayanların KÇÖ’den yararlanabileceği varsayıldı. 2017 ve 2019 yıllarında tarım-dışı ücretli çalışan sayısının hemen hemen aynı olduğunu belirtelim (2017’de 18.4 milyon, 2019’da 18.7 milyon, bkz. TUIK web sitesi, http://www.tuik.gov.tr).