Avatar

Gazeteci-Yazar

Erdoğan otobüs bilet fiyatlarından memur atamalarına dek her konudaki tek karar verici. Ama iş stratejik konulara gelince bir istisnası var. (Foto: Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adındaki eşi benzeri olmayan yönetimine “tek adam yönetimi” denilince kızıyor, öfkeleniyor.
O zaman 6 Mayıs haberlerine bir göz atalım.
İşte bir haber: Maske satış fiyatları Erdoğan’ın onayına sunulacak. Düne kadar Covid-19 mücadelesinde kilit önemi olan maskelerin satışının söz konusu olmadığını, dağıtılacağını söyleyen Erdoğan, karar değiştirdi. Maske fiyatları sınırını örneğin Ticaret Bakanı belirleyemiyor, Cumhurbaşkanı açıklayacak.
Bir başka haber: Şehirlerarası otobüs bileti fiyatlarını Cumhurbaşkanı Erdoğan kararlaştıracak. Malum, Covid-19 önlemleri çerçevesinde otobüslerde seyrek oturma düzenine geçilecek, bilet fiyatlarının uçuşa geçmemesi için Ulaştırma Bakanı değil, Erdoğan narh getirecek.
Bunlar koronavirüs pandemisiyle ilgili, olağanüstü koşullar diyebilirsiniz. Peki, üniversitelerdeki kadro atamaları da mı Covid-19’la ilgili? Resmî Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla, üniversitelerdeki (senato ve benzeri) karar mekanizmaları da ortadan kaldırılarak bütün yetkiler, tek karar verici olan Cumhurbaşkanının atadığı rektörlere verildi. Üniversitelerde de kararları artık tek kişi verecek.
Bir haber daha: Meslek örgütlerinin seçim sistemi değiştirilecek. Çünkü Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türk Tabipler Birliği gibi meslek örgütleri zaman zaman (öteden beri her hükümetin olduğu gibi) AK Parti hükümeti uygulamalarına da eleştiriler getiriyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan “seçim sistemini değiştirelim, bak bakalım bizi eleştirenler seçilebiliyor mu?” demiş. Hürriyet’ten Abdülkadir Selvi, “Covid-19 sayesinde” TTB’nin bu uygulamanın dışında tutulacağı müjdesini vererek, Erdoğan’ın talimatıyla Meclis açıldığında ilk gündeme alınacak konunun bu olacağını duyurdu.
Ankara kulislerinde Erdoğan’ın bu kararı almasında müzmin Erdoğan karşıtı iken müthiş bir dönüş yaparak Erdoğan’ın fahri avukatına dönüşen Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun bir daha seçilememesi ihtimaline karşı geliştirdiği çözümlerin etkisi olduğu konuşuluyor.

Ülkede bütün kararları Erdoğan veriyor

Ülkede bütün kararları Erdoğan veriyor; alt düzey memur atamalarına kadar. Büyükşehir Belediyelerinin çoğunun bir küsur yıl kadar önce CHP tarafından kazanılmasını hâlâ kabul edememiş olması da bu yüzden. 31 Mart’a kadar, ülke büyüklüğünde bütçeleri yöneten belediyelerde de Erdoğan’dan habersiz kuş uçmuyordu. Habersiz kuş uçuranlar olursa, istifaya zorlanıyordu. Bugünlerde her 65 yaş üstü vatandaş gibi evlerine Cumhurbaşkanlığı armasını taşıyan torbalarla bedava maske ve kolonya gönderilmesini bekliyorlar. (Aralarında bir tek Melih Gökçek teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gözünden kaçmış olamaz bu kadirşinaslık örneği.)
Üstelik çalışıyorlar da. Erdoğan ve etrafında giderek daralan sayıda kişiden oluşan yapı, bazı Belediye Meclislerindeki AK Parti ve MHP üstünlüğüne bakıp CHP’li belediyelere hiçbir şey yaptırmayacağını hesap etti. Ama Ankara’da Mansur Yavaş’ın icadıyla CHP’li belediyeler Meclis toplantılarını ve ihalelerini internet üzerinden canlı yayınlamaya başlayınca bu silah geri tepti. CHP’li belediyeler Covid-19 yardımlaşması için bağış kampanyası açtığında Erdoğan yasakladı, kendi inisiyatifi dışında ülkede kimse bağış kampanyası açamaz, halka yardım dağıtamazdı. İhtiyaç sahiplerine ekmek dağıtımı dahi yasaklandı. Bunu da İstanbul’da Ekrem İmamoğlu “askıda fatura” sistemiyle aştı. Su ve doğal gaz faturalarını ödeyemeyecek durumda olanlar Belediye tarafından saptanıyor, isteyen vatandaşlar yardımlaşma amacıyla bunları ödeyebiliyordu. Hem Covid-19 ortamında ödeme güçlüğünde olan vatandaşlar zorda kalmıyor, hem de belediye gelirleri kesilmiyordu. Henüz buna karşı formül geliştiremedi Erdoğan’ın danışmanları.
Ancak Erdoğan her Covid-19 açıklamasını seçim mitingine çevirip devletin kurucu partisi CHP’yi “faşistlikle” dahası “sapkınlıkla” suçlamaya devam ediyor. Mehmet Yılmaz T24’te “AKP, ne kadar Türkiye’nin partisiyse, diğerleri de o kadar Türkiye’nin partisi. Farkında mısınız? Türkiye nüfusunun yarısından fazlasını “sapkın” dedikleriniz yönetiyor!” diye yazdı.

Tek adam yönetiminin tek istisnası

Cumhurbaşkanı otobüs bilet fiyatlarından öğretim üyesi atamalarına dek her şeyi kontrol altında tutmak istiyor ama, istediği gibi karar almakta zorlandığı, hatta alamadığı alanlar da yok değil.
Tek adam yönetimin tek istisnası var. Başka deyişle, tek adam yönetimin istisnası da yine tek kişi: o da MHP lideri Devlet Bahçeli.
Günlük işlerde tek karar mercii Cumhurbaşkanı Erdoğan; danışmanları, başkanlıkları, kurulları ve bakanlıklarına gerektikçe danışarak alıyor kararları.
Ama stratejik konularda Bahçeli’nin de söz hakkı var. Erdoğan, (MHP’nin ideolojik temellerinden olan “Milli devlet, güçlü iktidar” sloganı uyarınca) destek şartı olan yüzde 50+1 formülü uyarınca seçilmesini Bahçeli’ye borçlu olduğunu biliyor. Zaten Bahçeli de gerekli olduğunu düşündüğünde Twitter mesajlarıyla hatırlatıyor bunu. Son örneği, Erdoğan’ın acaba Covid-19 üzerinden baskın seçime mi gitmeyi sitediği spekülasyonlarına “gerek yok” anlamındaki mesajı.
Tabii seçimler de yine Erdoğan’ın tam gönlüne göre karar alamadığı bir konu. Sadece Bahçeli uygun gördüğünde Türkiye’nin seçime, ya da referanduma girmesi bakımından da değil. Örneğin Erdoğan, anketlere baktığında ilk seçimde HDP seçmeninin kilit rol oynayacağını görüyor. Ancak 2012’deki gibi Abdullah Öcalan üzerinden bir PKK diyalogunun MHP’nin vetosuna rağmen başlatılması mümkün mü? Üstelik Suriye’de ABD ile PKK’nın uzantısı YPG’ye yapılan silah ve askeri eğitim yardımı nedeniyle ters düşmüş haldeyken. (Ama haklısınız, başlarsa Bahçeli buna onay vermiş sayılır.) Bakın, Bahçeli, yıllardır “kader kurbanı ülkücü arkadaşlarım” diye adlandırdığı bazı suç örgütü üyelerini Covid-19 punduna getirip hapisten de çıkarttı, gazeteciler, siyasetçiler içeride kalırken. Suriye, Libya, Ege gibi konularda en şahin yaklaşımların Bahçeli desteğiyle alınmış olduğu da bir gerçek.
Tabii Bahçeli’nin bu gayrı resmî veto hakkını tanıyıp tanımamak, o riski alıp almamak da yine Erdoğan’ın elinde. Yine Bahçeli’nin desteğiyle kabul edilen Anayasa bütün icra yetkisinin yanı sıra, yargıda kilit atamaları da Cumhurbaşkanına veriyor, aynı zamanda AK Parti Genel başkanı olması nedeniyle Meclis kararlarını da o belirliyor. Peki, “tek adam yönetimi” diyenlere neden bu kadar kızıyor? Anlamak mümkün değil.