Avatar

Gazeteci-Yazar

AK Parti tarafından #MilliHesaplarBurada rumuzuyla başlatılan yeşil noktalı kampanya, kadın düşmanları tarafından kullanılmaya başlayınca tartışmaya yol açtı.

Ne yalan söyleyeyim, ilk günlerde Pelikan Yalısı grubunun bir propaganda atağıdır diye düşündüm. Sonra anlaşıldı ki arkasında daha büyük bir örgütlenme, 2002’den bu yana tek başına iktidarda bulunan AK Parti var. #MilliHesaplarBurada rumuzuyla başlayan yeşil noktalı sosyal medya hesapları projesinin AK Parti’nin Tanıtım ve Medya işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal koordinasyonunda yürütüldüğü kendi beyanıyla anlaşıldı.
Ünal başkanlığında, Orhan Miroğlu, Hüseyin Yayman, Markar Eseyan, Mustafa Canbey, Hatice Kübra Öztürk, Emre Cemil Ayvalı ve Büşra Paker’den oluşan bir kurul tarafından 3 aydır yürütülen çalışmalarla 12 maddelik “sosyal medya etik kuralları” 1 Mayıs’ta açıklanmıştı. Özel olarak sosyal medya uzmanlarından oluşan 15 kişi bu amaçla istihdam edilmişti. Bir hafta kadar sonra da üç dönem AK Parti milletvekilliği yapmış, gazeteci kökenli Şamil Tayyar da bu ekibe Ünal’ın yardımcısı olarak katılmıştı. Kendi Twitter hesabına da bir yeşil nokta ve Türk bayrağı ekleyen Ünal herkesi buna katılmaya çağırdı. Öğle saatlerinde (15 Mayıs) telefonla konuştuğumuz Ünal, “Bunlar evrensel ahlaki ilkeler. Dinle, siyasetle ilgisi yok. Arkadaşlarımız ABD’de, Fransa’da, Almanya’da hangi ölçüler geçerliyse onları esas aldılar” dedi.

İşlerin zıvanadan çıktığı nokta

Ama pratikte “ahlaki ilkeleri sosyal medyada hâkim kılmak” gibi bir gerekçeyle başlatılan girişim daha ilk günden itibaren bambaşka yerlere savrulmaya başladı. Daha önce de hakareti, kadın düşmanlığını, tehditkâr saldırganlığı meşrep edinmiş ahlaksızlar, aynı işi #MilliHesaplarBurada yazıp yeşil nokta ve Türk bayrağı altında sürdürmeye başladı. İş hızla, özellikle kadın gazeteci ve siyasetçilerin hedef alınması, son derece edepsiz, utanç verici bir lisanla tehdit furyasına dönüştü. Gazeteci arkadaşlarımız Nevşin Mengü, Özlem Gürses, sanatçı Berna Laçin, siyasetçi Canan Kaftancıoğlu ağza alınmayacak saldırıların hedefi haline gelenlerden sadece birkaç isim.
CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu 14 Mayısta Twitter üzerinden Mahir Ünal’a “Etik kurallara uymak, işaret koymakla değil, etik ilkelere inanmakla oluyor” diyerek bazı örnekler gönderdi. Ünal da Kaftancıoğlu’na yanıt niteliğinde “Kurallara uyacağını taahhüt edip kurallara uymayan paylaşımlarda bulunmak ciddi bir ahlaki sorun” dedi ve bu paylaşımları “deşifre” etmek için @KurulEtik hesabının devrede olduğunu söyledi. Teşhir edilenlerden bazı örnekler de ekledi.

Etik Kurul hesabı iç denetim amaçlı

Ünal dün CNN Türk canlı yayınındaydı. Kadın sunucu Gözde Atasoy’un daha bir süre önce şimdi yerinde oturduğu Mengü’ye sırf kadın olduğu için yeşil noktayı kalkan yapan saldırıları sormaması, medyanın geldiği noktayı gösteren acı bir örnek daha oldu.
Ünal’a bu konuyu sorduğumda, “İstismar edenlerin olması bizim yanlış bir iş yaptığımızı göstermez” dedi. Zaten Twitter’da Etik Kurul hesabı bunun için açılmıştı. AK Parti bünyesindeki ekip karar verecekti hangi yeşil noktalı hesabın 12 kurala uygun olup olmadığına. “Yeşil noktayı koyup bu paylaşımları yapanlar ilk hedefimiz” dedi, “Bunlar parti üyesi çıkarsa ayrıca işlem yapacağız.”
Nitekim İslamcı sosyal medya fenomeni Fatih Tezcan deşifre edilmişti. Tezcan hakkında üç gün önce de CHP’nin başvurusu üzerine “Biz bir daha sokağa çıkarsak eğer kimleri toplayacağız, listelerden haberiniz var mı sizin, ailenizi nasıl koruyacaksınız?” sözleri üzerine İstanbul Cumhuriyet Savcılığında soruşturma başlatılmıştı.
Etik kurulun ahlaksız bulduğu hesaplar deşifre ediliyordu da, örneğin savcılığa suç duyurusunda bulunulacak mıydı? Yeşil nokta koymak suç işleme muafiyeti gibi mi algılanıyordu? “Zaten burada hakaret ve nefret suçunu, tehdit suçunu deşifre ettiğimizi söylüyoruz” dedi Ünal, “Ayrıca savcılara suç duyurusunda bulunmamıza gerek var mı?” Öyle anlaşılıyor ki, Etik Kurul hesabı, işlerin hızla zıvanadan çıkabileceği, önüne gelenin bu hesabı maske olarak kullanacağı baştan hesap edilerek bir tür iç denetim işleviyle açılmıştı.

Perde gerisinde ne var?

Peki bütün bu gelişmelerin perde gerisinde ne var ve iş nereye doğru gidiyor?
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kontrolü altında olmayan medyadan, o arada sosyal medyadan rahatsızlığı yeni bir durum değil. Ancak son gelişmeler Erdoğan’ın 30 Ocak 2020’de Anadolu Medya ödül töreninde sosyal medyanın “tamamen kontrolsüz” olmasından yakınması ile başlıyor. Bunu 10 Şubat’ta Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezinin açılış törenindeki “sosyal medya tam bir çöplük” konuşması izledi. AK Parti bünyesinde 12 ilkeyi saptayacak kurul da o günlerde, Şubat ayında çalışmaya başladı.
Bu gelişmeler MHP ile dirsek teması içinde yürütüldü. Ünal’ın telefon konuşmamızda bu sosyal medya hareketini “Cumhur İttifakının yansıması” olarak tanımlaması gerçeği yansıtıyor. Nitekim MHP’nin TBMM’ye sosyal medya hesaplarının TC kimlik numarasıyla açılmasını öngören yasa teklifini verdiğinin ertesi günü, AK Parti de 12 İlkeyi yayınladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 5 Mayıs’ta Huber Köşkünden video üzerinden yönettiği AK Parti MYK toplantısında sosyal medya kontrolü amacıyla yasal düzenlemeler konusu da ele alındı. Bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra ekibe dahil edilen Şamil Tayyar’ın kararnamesinin imza tarihi de 7 Mayıs. Etik kurul hesabının açıldığı tarih 10 Mayıs, Ünal’ın Twitter hesabından yeşil nokta ve bayrak çağrısı yaptığı tarih 12 Mayıs.

Sosyal medya kontrolü yasası

Yani gelişmeler, TBMM açılır açılmaz gündemine getirilecek yasa önerileri arasında sosyal medya kontrolünün de bulunacağını gösteriyor. Bir tarafta, sosyal medyadaki isimsiz hesaplardan yapılan tehdit, taciz, hakaret ve fikir hırsızlığı karşısında hedef kullanıcıların mevcut yasalar karşısındaki çaresizliği var. Diğer tarafındaysa, giderek daralan ifade özgürlüğü alanında gelişme ve fikirlerin daha serbest dolaşma imkânının daha da kısıtlanabileceği. Halen hem Adalet hem Hazine ve Maliye Bakanlıkları konu üzerinde çalışıyor. Maliye’nin devrede olmasının nedeni sosyal medya üzerinden gelir sağlayanların vergilendirilmesi. Aslında mevcut durumda da gelir beyan ederek vergisini ödemek önünde bir engel yok ama hükümet bunu insanların iyi niyetine bırakmak istemiyor.
Özetle, sadece söylenen sözün kontrolü değil, edilen gelirin kontrolü de söz konusu. Web üzerinden büyük gelir sağlayan şirketler, ya da sosyal medyada ürün tanıtımı yapanlar için bu büyük sorun olmayabilir ama işsizlik ortamında sosyal medya üzerinden yayın yapan gazeteciler olumsuz etkilenebilir.
Adalet ve Maliye tarafından hazırlanacak metinler, Meclis Başkanlığına öneri olarak sunulmadan önce AK Parti ve MHP arasında grup başkan vekiller arasında koordine edilecek.
Cumhur İttifakının stratejik niteliği burada da kendisini gösteriyor. Önemli her adım MHP’nin iş birliği aranarak atılıyor, son örneği yeşil noktayla Meclis’e taşınacak yasa önerisi.
Erdoğan’ın “zihinler de yeniden yapılanacak” sözü, tesadüfen söylenmiş bir söz değil. Bu tür projeler tarih boyunca pek tutmamıştır gerçi ama tesadüfen söylenmiş bir söz olduğunu sanmıyorum.