Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Küresel Salgın Bencillikle Çözülemez

Yazar: Mehmet Gün / 17 Mayıs 2020, Pazar / Oda: Siyaset
Birleşmiş Milletler New York merkezinden bir görüntü. (Foto:Pixabay)

Dünya Sağlık Örgütü Direktörü, gözardı edilemeyecek kritik bir uyarı yaptı: “COVID-19 ancak ve sadece birleşik bir küresel çabayla mağlup edilebilir.” Aşı bulunmadığı sürece, bir kişide görülen virüs, dünyanın geri kalan kısmını riske sokacak; en çok da azgelişmiş ülkelere zarar verecek ve yıkıcı sonuçlara yol açacak. 

Nitekim virüsün yarattığı krizin, özellikle azgelişmiş ülkelerde sivil huzursuzluk ve iç karışıklıklara yol açacağına dair kaygı ve endişeler artıyor. Financial Times’da 21 Nisanda çıkan bir habere göre, “BM ve diğer kuruluşlar, azgelişmiş ülkelerde açlığın; şiddet ve kitlesel göçlere yol açmasından korkuyorlar.”  

Virüsle Mücadele, Azgelişmiş Ülkelerde Başlar ve Biter

Virüsle mücadelede dış destek verilmemesi halinde virüs azgelişmiş ülkelerle sınırlı kalmayıp kolaylıkla yayılarak gelişmiş ülkelerde de yıkıma eşdeğer sonuçlara yol açacak.

Gerçekten de gelişmiş ülkeler virüsten ve sonuçlarından muaf değiller: İspanya, İtalya ve İngiltere’nin mağduriyetleri ortada. Örneğin Financial Times, uygulanan karantina politikaları yüzünden üç milyon İngiliz’in açlıkla mücadele ettiğini bildirdi.  

Hepimiz kendimize şu soruyu sormalıyız: Gelişmiş ülkeler bile güçsüz düşerken, öncesinde zaten büyük zorluklarla boğuşan azgelişmiş ülkelerin COVID-19 sonrasındaki zorluklara dayanabilmesini nasıl bekleyebiliriz? 

COVID-19 küresel yardımlaşmayla yenilebilir

Yeterli ekonomik gücü ve mücadele imkânları olmayan azgelişmiş ülkelerin tamamını kapsayan etkili bir strateji uygulanmadığı takdirde yeni dalgaların ve benzeri salgınların dünya çapında felaketlere neden olabileceğini COVID-19 bütün insanlığa gösterdi. Birbirimize bu kadar sıkı bağlı ve bağımlı olmamıza karşın pek çok dünya lideri COVID-19 ile mücadelede gelişmiş ve azgelişmiş ülkelerin kaderlerinin ayrılmaz olduğunu görmezden geliyor. 

Diğer tüm krizlerde olduğu gibi, bu krizde de ülkelerin mücadele politika ve önceliklerinin kendilerinden olanı korumak yönünde oluştuğunu, ilaçlara, tıbbi malzemelere ve hatta gıda ürünlerine erişimi sınırlayan bencilce tedbirler alındığını gözlemliyoruz. Bazıları, ülkelerin kendi vatandaşları sıkıntı çekerken diğerlerine yardım edemeyeceklerini söyleyebilir ve anlayış görebilir. Kriz zamanlarında içgüdüsel olarak hareket etmek, en kolayıdır. Fakat bu yaklaşımın bizi çözüme değil çözümsüzlüğe götürdüğü, sorunu daha da büyüttüğü ortada. Nitekim kendimizi koruyup diğerlerini dışlarken, sınır ve sınıf tanımayan COVID-19 her ülkeyi kendi evinde vurdu.

COVID-19’la Küresel Mücadelede Cılız Sesler 

İnsanlık büyük bir ailedir, birimizin başına gelenden diğerimiz istisna değildir. COVID-19 bize bunu acı ve veciz bir şekilde gösterdi. Böyle büyük ve zor sorunlara karşı bütün insanların, bu büyük ailenin derin ve koşulsuz bir birlik ve dayanışma ruhuna, uluslararası toplumun ve liderlerin ise “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” atasözümüzü kalpten benimsemesine ihtiyaç var. 

Fakat maalesef, bu yönde birkaç fikirden ve cılız sesten başka bir şey duyamıyoruz. 

Geçenlerde İngiltere’nin eski Başbakanı Gordon Brown’un imkânı olan ülkelerin bir fon ve bir uluslararası görev gücü kurulması çağrısı boşlarda yankılandı. 

Hastalığın teşhisi, tedavisi ve aşısının bulunması için 7,5 Milyar Avro toplamayı hedefleyen bir yardım kampanyası başlatacağını duyuran AB, COVID-19’un çıkmasına neden olan kök sebepleri ihmal ederek semptomları gidermeye odaklanmakta. Bir sonraki krize kadar geçici bir çözüm aranmakta. 

COVID-19 ile mücadelede diğerlerine yardım gönderen ülkeler ise daha çok siyasi nüfuz saikiyle hareket etmekte. 

Dünya Liderleri İnsanlığa Bir Çözüm Borçlu

Bu şartlarda dünya liderlerinin acilen bir araya gelmeleri, insanlığın iyiliği için, COVID-19 ve benzeri salgınlarla mücadelede gelişmiş ve azgelişmiş ülkeler arasında dayanışma ve işbirliğini teşvik eden bir strateji geliştirmeleri gerekmekte. Uzun-vadeli bir stratejik eylem planı oluşturmaları, yoksul ulusların mücadele kabiliyetlerini geliştirmeleri, kaynakları kritik noktalara tahsis etmeleri, kurumları güçlendirmeleri ve COVID-19 salgınını alt etme hedefinin ötesine geçmeleri gerekiyor. 

Başarı uluslararasında dayanışmacı bir işbirliği ile mümkündür. 

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: BM, covid-19, DSÖ, pandemi, salgın, virüs, yardımlaşma

OKUMAYA DEVAM EDİN

Sokak hayvanları için tehlike çanları: “Ötanazi” yasası TBMM’de
ABD’nin kaderini değiştirecek 28,000 genç ve Türkiye
Taliban Afganistan’ı yine 12’nci yüzyıla mı taşıyacak?
  • Sinem Dedetaş da gözaltında: varan 3829 Temmuz 2026
  • “Terörsüz Türkiye”: Barışı Yönetmek, Yeni Ortadoğu Düzenini de Yönetmektir29 Temmuz 2026
  • Yeni Parti Programında Yolsuzluk, Yargı ve Yönetim Konuları28 Temmuz 2026
  • Kardeşlik Söylemi Yetmez: Barış Sürecinin Asıl İhtiyacı Güvendir28 Temmuz 2026
  • Öcalan “Üniter devlet” çağrısı yapar mı? 31 Temmuz Cuma’yı bir görelim27 Temmuz 2026
  • Karadeniz’den Hazar’a, Türkiye’nin Etrafındaki Ateş Çemberi Yayılıyor27 Temmuz 2026
  • Filenin Sultanları ikinci kez dünyanın en büyüğü26 Temmuz 2026
  • İstanbul çıkarması fiyaskoya dönüştü: Kılıçdaroğlu kimlere emanet?26 Temmuz 2026
  • Özel, Yeni Parti’yi kurdu: siyasette yeni bir dönem24 Temmuz 2026
  • CHP seçmeni gözü kapalı ‘Evet’ mührünü Altı Ok’a basar mı?24 Temmuz 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP