Avatar

Gazeteci-Yazar

Yıllardır şımartılan kadın düşmanı saldırganlık, işi AK Partili kadınlara da hakarete vardırınca KADEM İstanbul Sözleşmesine sahip çıktı. Fotoğrafta kadına şiddete karşı yapılan bir gösteri görülüyor. (Fotoğraf: Melten Ulusoy / Cinsel Şiddetle Mücadele derneği Arşivi)

AK Parti, Akit yazarı Abdurrahman Dilipak’a dava açmaya “hazırlanıyormuş”. O da demiş ki “helal olsun, biyografime yazacak bir hatıra daha”. AK Parti ne zamandan beri bu kadar titizleniyor kadın üyelerine alenen “fahişe” diyenlere dava açmakta? Dava açacaklarından da, günümüz ortamında herhangi bir savcı ya da hâkimin bu ahlâksız saldırganlara ceza vereceğinden de emin değilim, çünkü AK Parti’nin kadın örgütü KADEM tepki gösterse de parti yönetiminin bu tipleri şımartmayı bırakacağından emin değilim.
Dilipak kadına şiddete karşı İstanbul Sözleşmesinin iptalinden, hilafet ve şeriatın geri gelmesine kadar her türlü gerici hareketin sözcüsü. Kadın-erkek eşitliğine alenen karşı bir kadın düşmanı. AK Parti’yi bile sonunda rahatsız ettiğini anladığımız “AKP’nin Papatyaları” yazısında kadına şiddete karşı Türkiye’nin imzaladığı sözleşmeleri “felaket” olarak niteleyip bakın kimleri hedef gösteriyor: “Bu felaketin sorumluları arasında en önemli isim olarak karşımıza hep Fatma Şahin çıkıyor. Şahin hâlâ bu yönde genelgeler yayınlıyor. Toplumdaki öfke konusunda sanırım bilgi sahibi değil. KADEM bir, Fatma Şahin iki. KADEM aile ile yakın ilişkisi sebebi ile daha öncelikli olarak akla geliyor.

Kadın düşmanlığı AK Parti’yi de vurunca

Fatma Şahin, Gaziantep Belediye Başkanı, aynı zamanda Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı. 2019 yerel seçimlerinde Istanbul, Ankara, Adana, Antalya, Mersin gibi önemli büyükşehirleri kaybeden AK Parti, Fatma Şahin sayesinde Gaziantep’i tutabildi. Türkiye’nin kadına şiddete karşı uluslararası sözleşmelere dahil olması Şahin’in kadın işlerinden sorumlu devlet bakanlığı döneminde oldu. Yardımcısı da şimdi İstanbul Sözleşmesi gözlem Grubu Grevio’da Türkiye’yi temsil eden Prof. Dr. Aşkın Asan idi.
Dilipak’ın KADEM’i ilk sıraya koyup “aile ile yakın ilişkiden” söz ederek, sadece isim vermeden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kızı, KADEM yönetim kurulu üyesi Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ı kast ediyor. Kadın ve Demokrasi Derneği KADEM, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) gibi uzun yıllardır kadın hakları için çalışan kuruluşlara alternatif olarak kuruldu. Başkanlığını ilahiyatçı Saliha Okur Gümrükçüoğlu yapıyor. Siyaset bilimci Bayraktar, Başkan Yardımcısı. Yönetim Kurulunda Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın kardeşi (ve Sabah medya grubunun başındaki) Serhat Abayrak’ın eşi, ilahiyatçı Hafize Şule Albayrak ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un eşi, sosyolog Fatmanur Altun da bulunuyor.

KADEM saldırganları yumuşatamadı

Yıllardır AK Parti iktidarında şımartılan kadın düşmanı saldırganlar şimdi AK Partili kadınları hem de ağır hakaretlerle hedef almaya başladı. Kadın yöneticiye, kadınların toplumda görünür halde olmasına tahammül edemiyorlar. İşin bir ucunda bu da var.
İstanbul Sözleşmesine ilk bayrak açanlar arasında Yeni Şafak gazetesi yazarı Yusuf Kaplan ile Akit yazarı Dilipak bulunuyordu. İmza topladılar, topu topu 70 bin. Ama her azgın azınlık grubu gibi sesleri gür çıkıyor. “İhanet” söylemi ve din sömürüsü ile AK Parti çevrelerine korku saldılar.
Bunun sonucunda, KADEM İstanbul Sözleşmesinden dönüş işaretleri verdi. Oysa 2011 yılında kadına şiddetle mücadelede dünyadaki bu ilk örnek olan Avrupa Konseyi Sözleşmesine İstanbul Sözleşmesi denmesini sağlayan, ilk imzayı koyan başbakan olarak Erdoğan idi. Onay için TBMM’ye sunulurken bunun Türkiye’nin itibarını artıracağını söylüyordu ve doğruydu. Ancak bu gerici saldırganlığı yumuşatabilecekleri yanılgısıyla KADEM büyük bir taviz verdi: kadın ve erkeğin hukuk önünde “eşitliğinin” yerine “adaleti” koydular. Eşitlik hakkından feragat edip erkek egemen ideolojiden adalet bekleyerek bu şımarıklığa son vereceklerini sandılar. Yanıldılar.

Dilipak’ın hakareti ters tepti

Hatta 2019 belediye seçimlerinden sonra siyasi zemin kaybı içinde olduğu görülen AK Parti’ye oy şantajı yapan İsmailağa Camii grubu tarikat ve cemaat örgütlenmeleri de bu kervana katılınca, KADEM çark etti. İstanbul Sözleşmesinde eşcinselliğe kapı açan, aile değerlerini yıpratan bölümlerden filan söz etmeye başladı. Avrupa’daki ayrımcı-katolik partileri kendisine örnek alan düzeltmeleri öne sürmeye başladı.
Ancak öyle anlaşılıyor ki, artık alenen hakaret edilmesiyle, AK Parti hâlâ bu kadın düşmanı saldırganlara dava açma “hazırlığını” sürdüredursun, KADEM tutumunu değiştirdi. 31 Temmuz Cuma, yani Kurban Bayramının birinci günü İnternet sitelerine koydukları uzun bir açıklama ile sadece İstanbul Sözleşmesini değil, bu saldırgan şımarıklığın asıl hedefi olan 6284 sayılı kanunu da savundular.
Bu önemli bir gelişme sayılmalı. Daha önce İstanbul Sözleşmesi tartışmalarının AK Parti içindeki şehirli, eğitimli kadınların sessiz tepkisine yol açtığını duyurmuştuk. İnstagram üzerinden siyah-beyaz fotoğraf paylaşımı furyası, bazı önemli isimlerin kendilerini açığa vurmasını bu yolla sağlamıştı. Anlaşılan Dilipak’ın bu tepkileri KADEM’i de kendine getirdi. Belki de Dilipak gibilerinin saldırganlığı sayesinde Sözleşme kurtulacak.

Meselenin para boyutu

Bakın, bu hakaretlerin onda biri hükümet destekçisi olmayan bir yayın organında çıksaydı, şimdiye kadar çoktan “hedef gösteriyor” diye hem de “terörle mücadele” gerekçeli soruşturma başlamıştı. Yargıdaki siyaset korkusu ve çifte standardın da uç noktalarına geliyoruz.
Ayrıca… O meşum yazısında Dilipak diyor ki: “Bizim “Yeşil sermaye” davasına sadakat gösterip, bu fahişelere ve onların türevlerine karşı seslerini yükseltebilecekler mi? Konfeksiyoncu, gıda zinciri, finans kuruluşu, ses ver Türkiye! Ne bekliyorsunuz!”
Burada bir “ses” var: konfeksiyonculara, gıda zinciri sahiplerine, finans kuruluşlarına. Sanki Dilipak, “Bakın Koç, Eczacıbaşı kadın-erkek eşitliğine destek oluyor. Siz de bize destek verin, para verin diyor. Destekten anladığının para olduğu açık, çünkü mesela üniversiteleri, STK’ları filan çağırmıyor yardıma. Biraz uğraşsak hangi şirketlerden para istediklerini dahi bulabiliriz. İnsanın aklına yerel seçimlerde büyükşehir belediyelerinin çoğu AK Partiden çıkınca bu kadın düşmanı şımarıklığın beslenme kaynaklarından da mı olduğu geliyor ister istemez. Acaba Fatma Şahin’e bu kadar ağır ve şahsen saldırmaları altında istediklerini alamamış olmaları gibi bir neden de var mı?
Ne dersiniz konfeksiyoncular, gıda zinciri ve finans kuruluş sahipleri?