“Yeni vakaların %75’i İngiliz varyantı” ne demek?

Doktor, halk sağlığı uzmanı

(Fotoğraf: Pixabay)

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 31 Mart akşamı yazılı açıklamayla satır arası bilgi verme geleneğine uygun bir şekilde “İngiltere varyantı virüsün ülkemizdeki vakaların %75’ini oluşturduğu ve klasik tip koronavirüsün yerini aldığını” bildirdi.  Bu kadar. Yazılı açıklamada ne bu bilginin ne anlama geldiği, ne de bununla ilgili olarak bir eylem yapılıp yapılmayacağı yoktu. Alışıldığı üzere Sağlık Bakanı pandeminin başından beri çok önemli verileri (örneğin, mutasyonlar sonucu ortaya çıkan yeni virüs çeşitlerinin varlığı, bunların yaygınlığı, nerelerde görüldüğü, ülkede ilk nerede saptandığı vb.) esas olarak kendine saklayıp zaman zaman aradan cımbızla seçtiği birkaç noktayı açıklamayı seviyor.

Oysa bu veriler karşı karşıya olduğumuz tehdidi anlamak ve ona uygun tedbirler geliştirmek, uygulamak açısından önemli. Hiç toplamıyor olsalar, Türkiye’nin gelişmişlik düzeyine uymayan bir sorun derdik. Ama topladıkları veriyi açıkça paylaşmamaları , daha da vahimi bu verilerin gerektirdiği politikaları geliştirmemeleri daha farklı ve daha büyük bir sorun.

Şimdi bakanın İngiliz varyantı dediği (ki Dünya Sağlık Örgütü virüs varyantlarının ülkelerin adıyla anılmaması, bu tür yaftalamalardan kaçınılması konusunda defalarca uyarıda bulundu) ilk olarak Eylül 2020’de, yaygın virüs genom taraması yapan İngiltere’de saptanan B.1.1.7 varyantı. Kamuoyu bu varyantla, klasik tip koronavirüse göre daha kolay/hızlı bulaştığı anlaşıldıktan sonra ilgilendi. Türkiye’de böyle bir tarama yapılmadığı için ülkemizde de bulunduğunu ancak Aralık ayında saptayabildik.

Eylül sonunda ortaya çıkan virüs varyantıyla her gün 30 bin yeni enfeksiyon oluyor

Günlük vaka sayılarımız 40 bini geçtiğine göre, B.1.1.7 varyantı her gün yeni 30 bin enfeksiyonun etkeni. Diyelim ki bu varyant gerçekten de ilk İngiltere’de ortaya çıkmış olsun. Bize de oradan gelmiş olsun. Tahminen eylül sonu, ekim ayında. Ekimden bu yana “sıkı”(!) ve daha sonra da gevşetilmiş sıkı tedbirlerle yaşadığımız altı ayda günlük 30 bin yeni vakaya ulaşmış yeni bir virüsümüz var. Bu tablonun tek açıklaması şu: Ne aldığımız “sıkı” denen tedbirler, ne de onların gevşetilmiş halleri dolu dizgin bir bulaşmayı önleyememiş durumda.

B.1.1.7 varyantının artık hakkında kanıt da toplanmış bir başka özelliği daha öldürücü olduğu. İngiltere’den dört farklı grubun yaptığı yayınlara göre, bu varyant klasik Koronavirüs’e göre %60 daha öldürücü.

Ülkenizde aldığınız “tedbirlere”(!) rağmen hızla yayılan bir virüs var. Bu virüs daha önce baş edemediğiniz virüsten daha hızlı bulaşıyor. Daha önce daha az etkilenen gençler ve çocuklar gibi grupları daha çok etkiliyor. Ve daha ölümcül. Nüfusunuzun henüz ancak %5-6’sı tam bağışık (18 Mart tarihinde iki dozunu da olmuş olanların sayısı beş milyonu bulamamıştı). “Neden tedbirlerinizi gözden geçirmiyor, işe yarayacak etkin tedbirleri hem de hızla almıyorsunuz? Neye güveniyorsunuz” diye sormak istiyor insan.

Karikatür: Dr. Taner Özek

20 kişiden biri bulaştırıcı

Bakanın önerdiği yepyeni tedbir yazılı açıklamanın başlığında: “Artık yapmamız gereken, kendimizi korumak ve aşı sıramızı beklemektir” deniyor. “Artık” deyince insan bugüne kadar farklı bir şey yapıldığı izlenimi alıyor. Ama bu yalnızca bir izlenim. Başından beri aynı şeyi yapıyoruz halbuki. Yönetilemeyen ve giderek çığırından çıkan bir salgında umarsızca kendimizi korumaya çalışıyoruz. Etkili bir aşı, bir önleme yöntemi bulunsun, bize de ulaşsın diye dua ediyoruz. Yirmi kişiden birinin bulaştırıcı olduğu şehirlerde, istesek de istemesek de kalabalıklara giriyor, tıklım tıklım dolu toplu taşıma araçlarını kullanıyor, müşteri az gelse de dükkanlarımızı açıyoruz. Ölenler ölüyor. Doğru düzgün sayılmıyorlar bile. Kurtulanlar için seviniyoruz. Hele hastaneye yatmadan hastalığı atlatan eş dost, aile fertleri için çektiğimiz onca üzüntü ve endişeyi unutuyor, seviniyoruz. 

Hiçbir dedikleri dikkate alınmayan, üstelik suçlu duruma düşürülmeye çalışılan uzmanlar ve meslek örgütlerinin sesleri de giderek daha az duyuluyor. Halimizi en iyi Dr. Taner Özek’in karikatürü anlatıyor. Umarım elimizi bir tutan, bizi boğulmaktan kurtaran olur.

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...