Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Sedat Peker fenomeni ve suç dünyasının üç gizli kuralı

Yazar: Murat Yetkin / 11 Mayıs 2021, Salı / Oda: Siyaset
Suç örgütü liderliği gerekçesiyle araran Sedat Peker henüz bildiklerinin tamamını söylemeyerek, “derin devlet” himayesinde suç dünyasındaki eski yerini istiyor. (Foto: YouTube yayınından)

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AK Parti heyeti son günlerde dikkatlerin muhalefetin “128 milyar dolar nerede?” sorularından dağıldığına mı sevinsin, dikkatlerin suç dünyasından Sedat Peker’in giderek Erdoğan’ın aile efradına dokunmaya başlayan iddialarına toplanmasına mı üzülsün? CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ın “Ülke Kurtlar Vadisine dönmüş, bir savcı kılını kıpırdatmıyor” demesi de DEVA Partisi lideri Ali Babacan “Türkiye 1990’lara döndü” deşmesi de boşuna değil. İlk kural şudur: yargı adalet dağıtmıyorsa mafya devreye girer.
Önce gençlere bir uyarı. Son günlerde videolarını bir sosyal medya fenomeni gibi izlediğimiz Sedat Peker siyasi nedenlerle yurt dışına kaçmak zorunda kalmış bir muhalif isim değildir. Peker, zenginden alıp fakire dağıtan bir Robin Hood da değildir, ülkenin kanalizasyon borularını temizlemeyi kendisine görev edinmiş bir halk kahramanı da. Yargının adalet dağıtmadığı, işlemediği dönemlerde iş insanlarının alacak-verecek davalarını şiddet kullanarak çözüp aradan aldığı komisyonla para yapan suç dünyası üyelerinden birisidir. O yollardan yaptığı servetin bir kısmını zayıf karakterli, suça eğilimli devlet görevlilerine yedirerek, o arada kendince “derin devlet” adına kimsenin elini kirletmek istemeyeceği işleri üstlenerek korunma sağlamış “gri dünya” aktörlerindendir.
Dolayısıyla dünyanın her yerinde geçerli ikinci kural şudur: yargı ve güvenlik yapılarından destek bulamayan suç örgütleri yaşayamaz.
Babacan 1990’lardan bahsediyor. 1990’larda bugün Z-kuşağı diye adlandırılan ve 2023 seçimlerinde seçmen kitlesinin altıda birini oluşturacak gençlerin büyük kısmı henüz doğmamış, ya da yeni doğmuştu. 2023 seçimlerinde seçmen kitlesinin üçte birini oluşturacak Y-kuşağı ya çocukluk ya ilk gençlik çağındaydı. O yüzden 1993’ün suikast ve katliamları, 1994-95’in faili meçhul cinayetleri, 1996’nın Susurluk Skandalından söz edildiğinde çoğunluğu için bir takım tarihi olaylar anlamına gelebilir. Susurluk Skandalında işin içinde o dönem iktidar ortağı DYP’nin Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak vardı. Ülkü Ocakları eski Başkan Yardımcısı ve kanun kaçağı Abdullah Çatlı ile İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı (“solcu” olarak bilinen) Hüseyin Kocadağ, onun aracında geçirdikleri kaza sonucu ölmüşlerdi.

Yargı, emniyet, siyaset bağlantıları

Bugün, “Sedat Peker, Alaaatin Çakıcı’nın af kapsamına alınıp tahliye edilmesi ardından yurt dışına kaçtı” cümlesi bu bakımdan kamuoyunun ciddi bir kısmına iki rakip yeraltı örgütünün hesaplaşması gibi görünebilir. Çakıcı’nın cezaevinden çıkışı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın AK Parti hükümetinin müttefiki MHP lideri Devlet Bahçeli’nin kendisini cezaevinde ziyaretini takiben “kovit affı” çerçevesine alınmasıyla mümkün olmuştur. İlk icraatı CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret ve tehdit olmuştur. Çakıcı tahliye sonrasında Bahçeli’yi ziyaret etmiş, hem onunla hem de eski İçişleri ve Adalet Bakanı Mehmet Ağar ile fotoğrafları yayınlanmıştır. Ağar, Susurluk Skandalı nedeniyle ceza alıp hapis yatmıştır ama siyasetteki etkisi sürmektedir; “Cumhurbaşkanı denince bize Allah gibi geliyor” diyen oğlu Tolga Ağar, AK Parti Elâzığ Milletvekili aynı zamanda TBMM Milli Savunma Komisyonu üyesidir.
Suç dünyasının yazılı olmayan üçüncü kuralı şudur: suç örgütleri sürdürülebilirlikleri bakımından siyasilerle ilişkiler kurmayı elzem sayar. Bunu hem etki alanlarını o referansla geliştirmek hem rakiplerine arkalarının sağlam olduğunu göstermek hem de kanunlar karşısında güç duruma düştüklerinde kendilerini kurtaracaklarını umarak yaparlar. Peker örneğinde 2015’te bir düğünde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ayaküstü sohbetinin resminin tam da bu süreçte ortaya çıkması rastlantı değildir. Keza Peker gibi o da -tesadüfen aynı günlerde- kriptopara dolandırıcılığı suçlamasıyla kaçak duruma düşen Thodex şirketi kurucusu Faruk Fatih Özer’in, tanıdıkları vasıtasıyla İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yanına girip birlikte fotoğraflar çektirmesini de sayabiliriz.
O halde suç dünyasının yazılı olmayan kurallarını özetleyelim:
1-Yargının adalet dağıtmadığı dönemlerde suç örgütleri devreye girer,
2-Yargı ve güvenlikten destek bulmayan suç örgütleri yaşayamaz,
3-Siyasi bağlantılar suç örgütlerinin sürdürülebilirliği içim elzemdir.

Yeni “tesadüfler” patlayabilir

Henüz Peker videolarında orta atılan iddialara girmediğimin farkındayım.
Peker henüz bildiklerinin tamamını söylemiyor, onun da farkındayım. Tek derdinin kendisince “derin devlet” işlerine yeniden kabulünü sağlamak olduğunun, ama eksik bilgilerle yanlış değerlendirmeler yaptığının da.
Bu videoların yayınlanmaya başlamasının sadece kriptopara skandalının çıkmasıyla değil, ama İçişleri Bakanlığının suç örgütleri üzerine hazırladığı ve hangi örgütün ne kadar üyeye sahip olup ne işler yaptığına dair dosyasının yayınlandığı günlere denk geldiğinin de farkındayım. O listenin ilk sırasında Çakıcı bulunuyordu. Yine aynı sıralarda uluslararası çapta Türkiye bağlantılı uyuşturucu operasyonları da ortaya çıkmaya başladı. Yine aynı günlerde ABD’nin İran’a ambargosunun delinmesi davasında itirafçı tanık olan Reza Zarrab, Türkiye’de yine magazin sayfalarında öne çıkmaya başladı.
Bunlar bağlantılı mıdır? Henüz bilmiyoruz. Ama operasyonlar uluslararası olduğuna göre, bilgi kaynakları da uluslararasıdır. Yani, bakarsınız Türkiye kaynaklı olmayan başka bilgi kaynakları da patlar bugünlerde. O yüzden iddiaların biraz daha ete kemiğe bürünmesini beklemekte fayda var. Ama bu arada, konuya başka boyutlarıyla, sağlam adımlarla devam etmemiz gerekiyor sanırım. Sizce de öyle değil mi?

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: Abdullah Çatlı, Alaattin Çakıcı, bitcoin, Devlet Bahçeli, fenomen, İçişleri Bakanlığı, kriptopara, mafya, Mehmet Ağar, Mevlüt Çavuşoğlu, Murat Yetkin, Reza Zarrab, Sedat Peker, sosyal medya fenomeni, suç örgütü, Süleyman Soylu, Susurluk, Tolga Ağar, Y-kuşağı, Z-kuşağı

OKUMAYA DEVAM EDİN

İfade özgürlüğü mücadelesinde muhalefet de 2024’de sınıfta kaldı
Hakan Fidan: “Tahıl anlaşmasında yeni süreç Rusya’nın taleplerine odaklanacak”
İtalyan başbakanın Erdoğan sözlerine Ankara’dan sert tepki
  • İktidarda borsa krizi sıkıntısı. Özel’den, Erdoğan’a: Yakalandınız29 Eylül 2026
  • İran ile ABD’nin Hürmüz pazarlığı ve Fidan’ın BAE ziyareti ne anlatıyor?29 Eylül 2026
  • Kurtulmuş: (Borsa krizi) yolsuzluklar dışında ekonomik güvenlik meselesi28 Eylül 2026
  • Siyasetten ilk fon firesi AK Parti’den: eski bakan Kaya ve yeni sorular27 Eylül 2026
  • Borsa/fon skandalında “Pusula” dosyası açıldı, sıra “Tera” dosyasında26 Eylül 2026
  • Canan Tolon: Beyaz bir sayfa sonsuz ihtimaller barındırır26 Eylül 2026
  • Ömer Koç’tan ABD ve AB’ye İsrail tepkisi: ahlâki inandırıcılığı kalmadı25 Eylül 2026
  • Adalet Bakanı: MASAK’ta FETÖ kaynaklı askeri casusluk yapısı bulduk25 Eylül 2026
  • BM’de konuşurken herkes barışçı. Peki, savaşları kim çıkarıyor?25 Eylül 2026
  • Fon krizinde yeni perde: Erdoğan’ın attığı neşter siyasete uzanacak mı?24 Eylül 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP