Rakamlarla elektrik kesintileri: Sebebi “plansızlık ve liyakatsizlik”

Makine Mühendisi

Ülkemiz elektrik enerjisi kurulu gücü 2021 Haziran ayı sonu itibariyle 98.162,4 MW. TEİAŞ verilerine göre 30 Temmuz 2021 gününe kadar maksimum anlık talebimiz ise 53.280,9 MW olarak gerçekleşti. (Fotoğraf: Pixabay)

Ülkenin pek çok şehrinde yaşanan elektrik kesintileriyle ilgili bir açıklama yapan Enerji Bakanlığı, “İlk müdahaleler yapılmış olup an itibariyle ülke genelinde kesintiler sonlandırılmıştır” dedi.

Özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana ve Mersin’de etkili olan kesintilerle ilgili açıklamada “Son zamanlarda hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle elektrik talebinde yoğun bir artış meydana gelmiştir. Artan talep nedeniyle son birkaç haftada elektrik tüketiminde Cumhuriyet tarihinin rekor seviyelerine ulaşılmıştır” denerek talebi karşılamak için maksimum seviyede üretime devam edildiği söylendi.

Elektirik dağıtım şirketleri de tüketicilerin sabrına teşekkür eden açıklamalarda bulundu. 

Konuya uzun vadeli ve geniş bir açıdan ve rakamlar ışığında bakıldığında ise karşımıza arz güvenliği konusunda yanlış tercihler  çıkıyor. Sorularımızı yanıtlayan TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Ankara Şubesi  25. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Kardelen Kamişli, “Arz fazlasının söz konusu olduğu bir yapı içerisinde talebin karşılanamamasının temel kaynağı; plansızlık, liyakatsizlik ve yönetememektir” diyor.  Arz ve talep seviyeleri, çevresel faktörlerin göz önüne alınmaması bu plansızlığı yansıtıyor.

Kapımızda bekleyen diğer bir tehlike ise Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’ın (TEİAŞ) “bütünlüklü yapısını bozacak ve piyasalaştırılarak ticari alana alınmasına yönelik özelleştirilme kararı.”

TMMOB Elektrik Mühendisleri
Odası Ankara Şubesi 
25. Dönem Yönetim Kurulu
Başkanı Kardelen Kamişli

İşte, Kamişli’nin sorularımıza verdiği yanıtlar:

Elektrik kesintileri bütün Türkiye’de, özellikle büyük şehirlerde günlük hayatı olumsuz etkiliyor. Bu bir enerji krizi mi? Yeterince elektrik üretilemiyor mu?
Covid-19 vakalarındaki artış ve birçok ilimizde çıkan onlarca orman yangınları ile yaşadığımız olumsuzluklara, 2 Ağustos itibariyle bir de elektrik kesintileri eklendi. Elektrik enerjisi, bilindiği üzere günümüz koşullarında toplumsal yaşamın vazgeçilemez bir parçası. Birçok sektörde ana girdi olarak kullanılan elektrik enerjisindeki kesinti, toplum yaşamını ve ekonomimizi olumsuz etkiliyor. Bugün yaşanan kesintinin enerji arzında yaşanan arz- talep dengesizliğinden kaynaklandığı edindiğimiz bilgiler arasında. Ülkemiz elektrik enerjisi kurulu güç kapasitesi itibariyle yeterince üretim olanağına sahipken bugün yaşanan kesintilere enerji krizi değil, yönetim krizidir.

Enerji Bakanlığı kesintilerin hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesine bağladı. Herhalde klima cihazlarının çalıştırılması kast ediliyor. Sizin görüşünüz nedir?

Her yıl yaz aylarında olduğu gibi mevsim normallerinin üzerinde de olsa hava sıcaklıklarının artması ile birlikte klimalar ve tarımsal sulamadan kaynaklı olarak elektrik tüketiminde doğal bir artış söz konusu yaşanıyor. Ancak kurulu güç ve maksimum anlık talep gücü göz önüne alındığında, söz konusu artışların karşılanamaması gibi bir durum mümkün gözükmemektedir.

Sizce sorunun kaynağı nedir?

Ülkemiz elektrik enerjisi kurulu gücü 2021 Haziran ayı sonu itibariyle 98.162,4 MW. TEİAŞ verilerine göre 30 Temmuz 2021 gününe kadar maksimum anlık talebimiz ise 53.280,9 MW olarak gerçekleşti. Buradan da görüleceği üzere maksimum anlık talebe göre 44.881,5 MW arz fazlası söz konusu. Arz fazlasının söz konusu olduğu bir yapı içerisinde talebin karşılanamamasının temel kaynağı; plansızlık, liyakatsizlik ve yönetememektir. Kısacası enerji politikalarında sürdürülen ve ısrarla devam ettirilen hatalı politik tercihler.

“Güneş enerjisinie öncelik verilmeli”

Küresel ısınmayla birlikte enerji üretim, iletim ve tüketim yöntem ve alışkanlıklarının da değişeceği varsayılırsa sizce kısa ve uzun vadede yapılması gerekenler nelerdir?

Enerji (elektrik) politikalarının belirlenmesinde çevresel ve sosyal etkiler, düşük maliyet, verimlilik ve sürdürülebilirlik yanında arz güvenliği belirleyici kriterler arasında yer alır. Elektrik enerjisi üretimi endüstriyel bir faaliyet gerektiren ikincil bir enerji kaynağıdır. Her ne kadar günümüz teknolojisi ile artık kısmen depolanma olanağına sahipse de ekonomik olmadığı için henüz gelişmiş depolama şansına sahip değiliz. Bu nedenledir ki üretildiği anda tüketilmesi gereken veya bir başka ifadeyle ihtiyaç duyulan talep kadar üretilmesi gerekir. Arz güvenliğinin sağlanmasının temel koşullarından biri de üretim, iletim ve dağıtım faaliyetlerinin eş zamanlı olarak yürütülmesi. Özellikle üretimde kaynak çeşitliliğinin sağlanması, dışa bağımlılığın azami ölçüde düşük tutulması, teknoloji seçimi ve karbon salımı gibi stratejik hususların göz önüne alınması gerekir.

Ülkemiz güneş enerjisi potansiyeli açısından çok zengin bir kaynağa sahip. Güneş enerjisi, içinde bulunduğumuz koşullar göz önüne alındığında, Haziran 2021 itibariyle 98.162,4 MW olan kurulu gücümüz içinde yüzde 7,4 paya sahip olarak 7.219,7 MW kurulu güçte, yani yetersiz bir seviyede. Oysa özellikle de yaz aylarında havaların ısınması ile birlikte klimaların ve tarımsal sulamadaki talebin karşılanmasında oluşan maksimum puantın karşılanmasında güneş enerjisinden çok daha fazlasıyla yararlanmamız gerekiyor. Bu nedenle güneş enerjisi ile ilgili kurulu gücün toplam kurulu güç içindeki payını artıracak politik tercihler öncelik olarak ele alınmalı. 

Kamusal politikalar ile kamusallığın önemini tekrar vurgulayarak elektrik enerjisinin günümüz koşullarında bir gereklilik olduğunun bilincinde; enerji politikalarının acilen toplumsal faydayı önceleyen kamusal düzleme ivedilikle alınması gerekiyor. Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’ın (TEİAŞ) bütünlüklü yapısını bozacak ve piyasalaştırılarak ticari alana alınmasına yönelik özelleştirilme  kararı iptal edilmeli.

close

Yeni yazılardan haberdar olun!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...