Siyaset

“Ser sera, ser çava”: Kürt siyaseti seçim sahnesinde

31 Mart yerel seçimleri için yarış beklenenden erken hızlandı. Sadece Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) değil, hemen her partinin Kürt seçmenin oylarına ihtiyacı var. Kürt siyaseti de son haftalarda seçim sahnesine birkaç koldan hızlı bir giriş yaptı.

Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu 24 Ocak’ta Saadet Partisi ortak grup toplantısında bir gün önce MHP lideri Devlet Bahçeli’nin kendisine “Serok Ahmet” diye hitabına Kürtçe karşılık verdi: “ser sera, ser çava”. Türkçe “Başım, gözüm üstüne” demek.

Bahçeli, “Başkan” sıfatını özellikle Kürtçe kullanıyor, PKK’lıların Abdullah Öcalan’a “serok” demelerine gönderme yapıyor. Davutoğlu’nun TBMM tutanakları için “yabancı dil olarak geçmesin” demesini de kayda alalım.

31 Mart yerel seçimleri için yarış beklenenden erken hızlandı. Sadece Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) değil, hemen her partinin Kürt seçmenin oylarına ihtiyacı var. Kürt siyaseti de son haftalarda seçim sahnesine birkaç koldan hızlı bir giriş yaptı.

Hasta ziyaretinde doğal bir görüşme

Davutoğlu’nun Kürtçe selamından bir gün önce, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın (Osman Kavala’yla birlikte) şahsen hedef aldığı ve 2016’dan bu yana Edirne Cezaevinde tutulan Selahattin Demirtaş annesinin rahatsızlığı nedeniyle Diyarbakır’a götürüldü. Daha 31 Aralık’ta babası Tahir Demirtaş vefat etmişti. Birkaç gün önce seçim ortamı eşi Başak Demirtaş’ın ismiyle çalkalandı.

Kıdemli gazeteci Ferit Aslan, Çermik Gazetesinde Selahattin Demirtaş’ın 14 ay sonra yeniden Adalet Bakanlığı izniyle uçakla Diyarbakır’a götürülüp hasta annesiyle 3,5 saat hasret gidermesi sırasında, doğal olarak, eşi ve çocuklarıyla da görüştüğünü yazdı. Bu kısa görüşmede Başak Demirtaş isminin siyaseten beklenmedik şekilde öne çıkışından da bahsedildiğini varsayabiliriz; aksi hayatın olağan akışına aykırı olurdu.

Başak Demirtaş, Leyla Zana, Ayşegül Doğan

Konu, Diyarbakır Merkezli araştırma kuruluşu Rawest’in Kürt seçmenin yüzde 70’ine yakınının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Başak Demirtaş’ı görmek istediklerini duyurmasıyla başladı. Demirtaş da bir gün sonra, 21 Ocak’ta Artı Gerçek’ten İrfan Aktan’a “Partim uygun görürse” koşuluyla yeşil ışık yakınca tartışma başladı.

Aynı gün Kürt siyasetinin simge isimlerinden Leyla Zana’nın çıkışı gündemdeydi. Yedi yıllık konuşma orucunu gazeteci Gazete Duvar’dan Vecdi Erbay’a bozan Zana, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Öcalan ile yeniden bir diyalog süreci başlatmaya çağırıyordu: “Erdoğan süreci dondurucudan çıkarmalıydı”.

Zana’nın aynı mülakat içinde birkaç kez Kürt sorununun “Öcalan’sız da Erdoğan’sız da çözülemeyeceğini” söylemesi dikkat çekiciydi.

Bir gün sonra, 22 Ocak’ta da DEM Parti sözcüsü Ayşegül Doğan’ın T24’te Cansu Çamlıbel’e mülakatı yayınlandı. 2023 seçimlerinde Cumhurbaşkanlığına aday göstermeme gerekçelerini “Erdoğan’a kazandıran parti” olarak görülmek istememelerine bağlayan Doğan, yerel seçim için henüz karar vermediklerini söylüyordu.  Ancak CHP’nin yeni lideri Özgür Özel’i de “Kemal Kılıçdaroğlu gibi iyi Kürt, kötü Kürt ayrımı” yapmakla suçluyordu.

Kürt seçmen ve CHP’nin tutumu

Kürt siyasetinin yerel seçimler çerçevesindeki, son çıkışlarındaki üç aktörün de kadın siyasetçiler olmasına ve üçünün de aslında farklı çizgilerde olmasına dikkat çekmek gerekiyor. Demirtaş tamamen meşru seçim tartışması çerçevesinde kalırken, Zana düğümü Erdoğan’a teslim ediyor, Doğan ise 25-26 Ocak’taki DEM Parti yönetim toplantısına dek zaman kazanmaya çalışıyordu. DEM Genel Merkezinin hem Demirtaş hem de Zana’nın beyanlarından hoşnut olmadığı açıktı.

Bu gelişmelerle gözler CHP’ye çevrildi. DEM Parti’nin İstanbul’da Başak Demirtaş gibi karizmatik bir simge ismi aday göstermesi, sadece Kürt seçmenin değil, bir kısım sol seçmenin de oylarını cezbedebilir, bu da CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yeniden seçilmesine mal olabilirdi.

Özgür Özel’in ilk tepkisi gayet soğukkanlı ve dengeli oldu: Başak Demirtaş’ın kararına saygı duyulmalıydı. Aynı zamanda bu beyan AK Parti ve MHP’nin CHP ile DEM arasında gizli pazarlıklar olduğu iddialarını da boşa düşürüyordu.

İmamoğlu da “Başka partinin aday çıkarıp çıkaramayacağı konusuna karışamayız” gibi benzer çizgide bir yanıt verdi.

Bu yazıya burada bir noktalı virgül koyarak bitirmek gerekiyor, çünkü bu pilav daha çok su kaldıracağa benziyor.

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

Zaman Her Yarayı İyileştirir mi? CHP Krizine David Easton’un Cevabı

CHP'de yaşanan son kriz üzerine yapılan tartışmaların büyük bölümü hukuk, kurultay süreçleri ve liderlik hesapları…

8 saat ago

Kılıçdaroğlu televizyonda, Özel mahalle kahvesinde: hangisi daha güçlü?

Acaba Kemal Kılıçdaroğlu Sözcü TV yerine spekülasyon yapıldığı gibi TGRT’ye çıksa kendisi ve yol arkadaşları…

9 saat ago

Tehlikeli ve Büyüleyici Bir Uğraş: Sualtı Mağara Dalışı

Dünyaya başka gözlerle bakmak için seyahat etmekle yetinmeyenler klasik gezginlerden ya da turistlerden farklı olarak…

12 saat ago

Pervin Buldan: 5 günlük işi var. Yasayı Meclis tatile girmeden çıkaralım

TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Terörsüz Türkiye sürecinin aksamaması niçin…

1 gün ago

Türkiye’nin Jeopolitik Primi ve Güven Açığı

Türkiye son dönemde uluslararası siyasetin birden fazla kriz hattında yeniden görünür hale geldi. Avrupa Parlamentosu’nun…

2 gün ago

Orta Güç Türkiye G7 Zirvesine Neden Davet Edilmedi?

G7 Liderler Zirvesi Fransa'nın Evian kentinde sona erdi. Zirvenin ardından yayımlanan bildirilerde Ukrayna, Rusya, enerji…

2 gün ago