Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Yeni bir dönemin eşiğinde: Barış, sadece silahların susması değildir

Yazar: Mehmet Öğütçü / 14 Mayıs 2025, Çarşamba / Oda: Siyaset

Barış sadece silahların susması değildir. Nadir fırsatın eşiğindeyiz. Süreç iyi yönetilirse hem barış hem nitelikli demokrasi getirebilir. Fotoğraf Kuzey Irak’ta, şimdi silah bırakmaları beklenen PKK militanlarını gösteriyor.

Barış, silahların susmasıyla başlar ama orada sona ermez. Gerçek barış, zihinlerdeki hendekleri ve kalplerdeki mayınları da temizlemeyi gerektirir.

Bir zamanlar dağların sessizliğini değil, çatışmaların yankısını dinlerdik. Güneş, doğunun dağ köylerine ağıtlarla doğar; batının büyük şehirlerinde ise güvenlik bariyerlerinin gölgesine batardı. Türkiye, yaklaşık yarım asırdır süren bu kanlı döngüde yalnızca insan hayatlarını değil; potansiyelini, toplumsal enerjisini ve ruhsal bütünlüğünü de yitirdi.

Bugün, bu uzun ve sancılı sürecin ardından tarihin bize sunduğu nadir fırsatlardan birinin eşiğindeyiz: PKK’nin kendini feshettiğini ve silahlı mücadeleyi sona erdirdiğini açıklaması, yalnızca bir örgütün değil, bir zihniyetin, bir dilin ve bir çağın da kapanmakta olduğunu haber veriyor.

Bir yorgunluğun anatomisi

Kırk yılı aşan bu çatışma süreci, yalnızca Türk-Kürt ilişkilerini değil, Türkiye’nin demokratik ve ekonomik yapısını da derinden sarstı. 1984’te Eruh’ta atılan ilk kurşunla başlayan bu çatışmalar on binlerce can aldı, milyonları yerinden etti, yüz milyarlarca doları güvenlik harcamalarına hapsetti.

Ama asıl kayıp; birlikte yaşama iradesinin zedelenmesi, kuşaklar arası güvensizlik ve toplumsal barışa olan inancın aşınması oldu. Bugün bu kapanan defteri yalnızca geçmişin yükü olarak değil, geleceğe dair sorumlulukların da başlangıç noktası olarak okumalıyız.

Sadece örgütsel dönüşüm mü?

PKK’nin açıklaması, yüzeyde yalnızca silahlı bir hareketin sonu gibi görünse de satır aralarında daha derin bir örgütsel kimlik değişimi ve ideolojik yeniden konumlanma sinyalleri veriyor. Bu açıklama aslında üç hedef kitleye sesleniyor:

  • Devlet ve uluslararası aktörlere: Silahlı mücadele sona erdi; siyasi aktör olarak tanınma talebi.
  • Kürt halkına: Mücadele biçim değiştiriyor ama bitmiyor mesajı.
  • Kendi kadrolarına: Yeni bir döneme geçiş zorunluluğu, ancak ideallerin sürdüğü beyanı.

Zamanlama da manidar: Kürt meselesinin jeopolitik önemi azalırken ve Türkiye içeride yeni bir anayasa ile normalleşme sürecine yönelirken bu açıklamanın gelmesi, kimileri için bir taktiksel geri çekilme, kimilerine göreyse yeni bir örgütsel evrimin habercisi.

IRA, ETA, FARC gibi örneklerde gördüğümüz üzere, fesih kararları her zaman kesin sonlar ya da barış anlamına gelmez. PKK’nin ardıl yapılarla, diaspora hareketleriyle veya bölgesel uzantılarıyla etkisini sürdürüp sürdürmeyeceği, bu sürecin gerçekliğini test edecek temel unsurlardan biri olacaktır.

Temkinli iyimserlikten stratejik adımlara

Bu gelişme ne mutlak bir başarı ne de bir teslimiyet olarak okunmalı. Aksine, uzun bir çatışmanın ardından gelen “soğuk barış” dönemine sağduyulu ve kararlı bir stratejiyle yaklaşılmalı. Atılması gereken temel adımlar şöyle özetlenebilir:

1- Siyaseti normalleştirmek, dili yumuşatmak: Kutuplaştırıcı değil, birleştirici bir dil inşa edilmeli. Ortak bir gelecek vizyonu etrafında ulusal birlik duygusu pekiştirilmeli.

2- Kürt vatandaşlara eşit yurttaşlık teminatı: Yeni anayasa ile kültürel haklar anayasal güvenceye kavuşturulmalı; asimilasyoncu yaklaşımlar tarihe gömülmeli. Bu haklar bireysel düzeyde tanınmalı, ayrıcalık üretmemelidir.

3- Güvenlikten taviz vermeden entegrasyon: Silah bırakmış kadroların rehabilitasyonu için etkili programlar oluşturulmalı. Almanya’nın RAF ya da Kolombiya’nın FARC tecrübeleri bu noktada dikkatle incelenmeli.

4- Süreci siyasallaştırmak ve Parlamento zeminine taşımak: TBMM, sürecin asli zeminidir. Tüm siyasi partilerin, sivil toplumun ve yerel aktörlerin sürece katılımı şeffaf ve çoğulcu şekilde sağlanmalıdır.

Barış: Yeni bir Türkiye mümkün

Barış, yalnızca bir devlet politikası değil; bir medeniyet tercihi ve toplumsal irade beyanıdır. Lozan ve 1924 Anayasası’na meydan okuyan PKK’nin ne söylediğinden çok, barış isteyen ve birlikte yaşama arzusu taşıyan milyonlarca Kürt vatandaşımızın ne dediği önemlidir.

Üniter yapı içinde çokluk, merkezi devlet içinde yerel katılım, hukuk devleti içinde toplumsal barış mümkündür.

Türkiye bugün tarihi bir eşikte duruyor: Silahların sustuğu, kimliklerin çatışmadığı, farklılıkların zenginlik sayıldığı bir gelecek mümkün. Bu yalnızca Kürt meselesiyle ilgili değil; Türkiye’nin demokrasi, ekonomi, güvenlik ve küresel itibar meselesidir.

Bu yol kolay değil. Sabır, vizyon ve ehil kadrolar gerektirir. Ancak doğru yönetilirse, yalnızca bir terör sorunu değil; aynı zamanda bir kimlik krizi, ekonomik yük ve demokratik açığın çözümü olabilir.

Barış teslimiyet değil, cesaret işidir.

Barış zafer değil, ortak iradedir.

Barış korkusuz yüzleşme ve birlikte yaşama kararlılığıdır.

Ve barış, en çok da bu topraklarda birlikte yaşamak isteyenlerin onurlu tercihidir.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: Anayasa, barış, Lozan, PKK, silah bırakma

OKUMAYA DEVAM EDİN

İmamoğlu hakkında absürt inceleme tepki çekti
Dağ fare doğurduysa AK Parti’de bu telaş niye?
İktidar Saflarında Şimşek ve Ekonomi Programı Çatlağı
  • T24’e kapatma kararı: medya dünyasında şok30 Eylül 2026
  • Karadeniz doğal gazı, Osman Gazi üretim gemisi ve Filyos’un geleceği30 Eylül 2026
  • Erdoğan borsa krizinden “temizlenerek” çıkma sözü verdi29 Eylül 2026
  • İktidarda borsa krizi sıkıntısı. Özel’den, Erdoğan’a: Yakalandınız29 Eylül 2026
  • İran ile ABD’nin Hürmüz pazarlığı ve Fidan’ın BAE ziyareti ne anlatıyor?29 Eylül 2026
  • Kurtulmuş: (Borsa krizi) yolsuzluklar dışında ekonomik güvenlik meselesi28 Eylül 2026
  • Siyasetten ilk fon firesi AK Parti’den: eski bakan Kaya ve yeni sorular27 Eylül 2026
  • Borsa/fon skandalında “Pusula” dosyası açıldı, sıra “Tera” dosyasında26 Eylül 2026
  • Canan Tolon: Beyaz bir sayfa sonsuz ihtimaller barındırır26 Eylül 2026
  • Ömer Koç’tan ABD ve AB’ye İsrail tepkisi: ahlâki inandırıcılığı kalmadı25 Eylül 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP