Yetkin Report

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Londra’daki Suriye toplantısında Türkiye ve İsrail tartışma konusu oldu

Yazar: Ahmet Erdi Öztürk / 15 Kasım 2025, Cumartesi / Oda: Siyaset

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara ve Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani Antalya Diplomasi Forumundayken. (Foto: SANA)

Londra’dan baktığınızda Suriye denkleminde ortaya çıkan manzara şu: Ankara, tüm hatalarına ve iniş çıkışlarına rağmen sahada “faydalı ve akıllı” bir aktör olarak görülüyor; aynı cümleyi Tel Aviv için kurmak ise diplomasinin kapalı kapıları ardında bile pek mümkün değil.

Bu kanaat, geçen hafta King’s College London’da konuşmacı olduğum “Rivals, Partners or Spoilers? External Actors in a Post-Assad Syria” başlıklı toplantıda daha da belirginleşti. Salonda akademisyenlerin yanı sıra farklı ülkelerden diplomatlar, politika yapıcılar ve düşünce kuruluşu temsilcileri vardı. Birleşik Krallık’ın Suriye Özel Temsilcisi Ann Snow da katılımcılar arasındaydı ve sözünü hiç sakınmadan, sahada en iyi iş birliği yürüttükleri ülkelerin başında Türkiye’nin geldiğini birkaç kez özellikle vurguladı.

Elbette, tüm bu olumlu tabloya rağmen, herkesin Türkiye’ye dair çeşitli çekinceleri olduğunu da not etmek gerekiyor.

Toplantıdan Dört Tesbit

  • Sahnede Gerçek Aktör Kim

Birincisi, Suriye sahnesinde gerçekten kimin sözünün geçirdiği konusunda kimsenin pek şüphesi yok. En etkili aktörler hâlâ ABD ve Birleşik Krallık. AB başkentlerinden zaman zaman büyük laflar edilse de, sahaya askerî kapasite, istihbarat ve diplomatik ağırlık koyabilenler yine Washington ve Londra. Kriz anlarında hâlâ numarası çevrilen telefonlar da bu iki başkente ait.

  • AB’nin Rolü

İkincisi, Avrupa Birliği Suriye’de “parayı veren ama oyuna tam giremeyen” aktör. İnsani yardım, yeniden inşa fonları, norm ve ilke üretimi gibi alanlarda Brüksel’in imzası güçlü; ama iş güvenlik mimarisini kurmaya, siyasi geçişin iskeletini çizmeye ve sahadaki güç dengelerini şekillendirmeye geldiğinde AB çoğunlukla kenardan yorum yapan pozisyonda kalıyor. Bunu Avrupa Birliği adına toplantıya katılan güvenlik uzmanı üzülerek vurguladı.

  • Rusya’nın Konumu

Üçüncüsü, Rusya sanıldığı kadar ağır bir oyuncu değil. Ukrayna savaşı, yaptırımlar ve kapasite erozyonu, Moskova’nın Suriye’ye eskisi gibi odaklanmasını imkânsız hale getirmiş durumda. Masadan kalkmış değil, ama artık sahayı “kilitleyen”, her hamleyi belirleyen merkez aktör konumunda da değil.

  • Suriye’de Oyun Bozan Kim?

Dördüncüsü ise en fazla tartışma yaratan noktaydı: Eğer Suriye’de gerçekten bir “spoiler”, yani oyunu bozan, süreci kilitleyen bir aktör varsa, toplantıdaki pek çok isme göre bu ülke İsrail. Güney Suriye’den başlayıp zaman zaman genişleyen, “önleyici savunma” söylemiyle gerekçelendirilen saldırgan ve tehditkâr tutum, kırılgan geçiş süreçlerini güçlendirmekten çok zayıflatan bir unsur olarak görülüyor.

Tel Aviv Neden Oyun Bozan?

İsrail’e ilişkin değerlendirmeler bariz biçimde daha eleştireldi. Elbette hiç kimse İsrail’in güvenlik kaygılarını yok saymıyor; İran bağlantılı gruplar, Hizbullah, milis ağları ciddi riskler olarak görülüyor. Ancak buna karşılık benim de katıldığım izlenim şu: Kısa vadeli güvenlik kazanımları için yapılan her hava saldırısı, her gerilim tırmandırma hamlesi, orta ve uzun vadede Suriye’de siyasi normalleşmenin zeminini aşındırıyor ve aktörler arasındaki gerginliği de üst seviyeye çekiyor.

İsrail, Suriye denkleminde çoğu aktörün gözünde şöyle konumlanıyor: Süreci yönlendirmekten çok, hiçbir çözümün tam olarak olgunlaşmasına izin vermeyen; kendi güvenliğini önceleyen ama kolektif güvenliğe katkı sunmayan; masada değil sahadaki tek taraflı hamlelerde görünmeyi tercih eden bir ülke. Bu da onu, “zor ama gerekli ortak”tan ziyade “hesaba katılması gereken spoiler” kategorisine yerleştiriyor.

Türkiye İçin İki Kritik Ödev

Peki Ankara bu tabloda kendi konumunu nasıl güçlendirebilir? Londra’daki tartışmalardan bana kalan, Türkiye açısından iki kritik başlık var.

Birincisi, Türkiye’nin “ulusal güvenlik” ve “milli çıkar” tanımlarını Suriye’nin sahadaki gerçekleriyle daha rasyonel bir zemine oturtması gerekiyor. Örneğin SDG’nin hem Şam hem de ABD açısından fiilî bir muhatap olduğu gerçeğini bütünüyle yok saymak, Ankara’nın manevra alanını daraltıyor. Nitekim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son dönemdeki daha yumuşak ve pragmatik açıklamaları, bu durumun kısmen fark edildiğini gösteriyor.

Türkiye’nin içerideki “terörsüz Türkiye” hedefiyle Suriye Kürtlerinin statüsünü tamamen üst üste bindirmesi ise hem içeride hem dışarıda katı ve esnekliği düşük bir çerçeve yaratıyor. Bu iki dosyayı kısmen ayrıştıran, güvenlik kaygılarını daha öngörülebilir ve müzakere edilebilir bir dile tercüme eden bir Ankara, Londra’dan bakıldığında çok daha “akıllı ortak” olarak görünüyor.

Suriye, Türkiye, İsrail

İkincisi, Türkiye’nin Suriye’deki varlığını daha şeffaf, çok taraflı ve hukuki açıdan güçlü bir çerçeveye yerleştirmesi önemli. Londra’da konuştuğum diplomatların ortak görüşü şuydu: Türkiye sahada olmazsa bu denklemin çözülemeyeceğini herkes biliyor; fakat bu varlığın meşruiyetini ve uzun vadeli vizyonunu daha net tarif eden bir Ankara, hem üzerindeki baskıyı azaltır hem de masadaki ağırlığını kalıcı hale getirir. Nitekim Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin kısa süre önce Londra’daki Chatham House’ta yaptığı konuşmada, ülkesinin Türkiye’de büyükelçilik açmaya yaklaştığını ve “Türkiye ile ayrıcalıklı ilişkiler” istediklerini açıkça söylemesi, Ankara’nın post-Esad Suriye’sinde ne kadar merkezi bir rol oynadığını şimdiden teyit ediyor.

Kısacası, Suriye denkleminde Türkiye şu anda zaten vazgeçilmez; rasyonel çizgisini koruduğu ve derinleştirdiği ölçüde ağırlığı daha da artacak. İsrail ise güvenlik kaygılarını bahane ederek irrasyonel ve dar görüşlü adımlar atmaya devam ederse, sahada herkesin hesaba kattığı ama kimsenin gerçekten yanında görmek istemediği bir aktör olarak konumlanacak.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: İsrail-Suriye, Ortadoğu, Suriye, Türkiye-Suriye

OKUMAYA DEVAM EDİN

Golani’nin kravatı, harekât hazırlığı ve gazeteci soruşturmaları
Erdoğan: daha güçlü ordu, donanma için ne gerekiyorsa yapacağız
Dış işlerimiz: kâğıttan kaplan olmayalım
  • Hakan Fidan’a Göre 2026’da Önem Sırasıyla Türkiye’nin Önündeki 3 Kriz16 Ocak 2026
  • Düşman İnşası ve Yeni Soğuk Savaş15 Ocak 2026
  • Diplomasi ABD’nin İran Saldırısını Önleyebilecek mi? Türkiye de Devrede15 Ocak 2026
  • Kadın Hâkimi Vuran Erkek Savcı, Kadına Şiddeti Önlemekle Görevliymiş14 Ocak 2026
  • Jeopolitik Belirsizliğe Rağmen Barış Mümkün14 Ocak 2026
  • Bahçeli, İran’daki Azeri Türklere Hangi Şifreyle, Ne Mesaj Verdi?13 Ocak 2026
  • Erdoğan’ın sessiz sedasız iki büyük yenilgisi13 Ocak 2026
  • AB ve Türkiye: Küresel Dengelerde Gelecek Stratejileri13 Ocak 2026
  • Ne “Temiz Eller” Ama! Bebek Otel ve Ekol TV ile Kördüğüm İyice Dolanıyor12 Ocak 2026
  • İmamoğlu: Cumhurbaşkanlığı Adaylığım Kesin Biçimde Devam Etmektedir12 Ocak 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP