

Suriye ordusu, Halep’te YPG/SDG işgalindeki Eşrefiyye’yi büyük ölçüde kontrol altına aldı. (Foto: AA)
Suriye iç savaşının Halep’te yeniden alevlenme riski, 9 Ocak sabaha karşı 03.00’te Türkiye ve ABD’nin devreye girmesiyle Suriye ordusunun tek taraflı ateş kesmesi sayesinde azalsa da, kriz devam ediyor. Suriye ordusu SDG’lilerin sabah 09.00’a kadar hafif silahlarını alıp “Fırat’ın Doğusuna” gitmeleri için süre tanımış, bu arada çatışma arasında kalmak istemeyen sivillere de kaçış yolları göstermişti.
Buradaki “Fırat’ın Doğusu”, söylemine bir mim koyalım. Fırat’ın Doğusunun SDG için meşru alan görüldüğünü mü gösteriyor? Göreceğiz.
Ancak Ankara’da DEM Partililerin “Çatışma yok, Selefi çetelerin saldırısı var” demesine rağmen SDG silahlı güçlerinin Halep’ten çekilmeyi reddettikleri anlaşılıyor. Burada dikkat çekici bir unsur, saat 09.00 eşiği geçilmesine rağmen, çatışmaların -durmasa bile- aynı şiddette devam etmemesidir. Ajanslar Suriye ordusu ve polisinin topyekûn değil, “nokta operasyonlarından” söz ediyor. Bu da perde arkası diplomasinin devrede olduğunu gösteriyor.
Halep’te Çözüm Hâlâ Mümkün
Güvenlik kaynaklarının bildirdiğine göre, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Halep Krizinin “barışçıl” yoldan çözülmesi için sadece doğrudan Suriye ve ABD makamlarıyla değil, “uygun kanallar üzerinden” SDG ile de temasta. O uygun kanalların ABD mi, İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan, ya da yerel aşiret ve örgütler mi olduğu konusunda şimdi bilgi yok. Keza bu dolaylı ifade, Irak Kürdistan Demokratik Partisi ya da Terörsüz Türkiye sürecindeki siyasi aktörler dahi olabilir; bunlar tahmin, bilgi değil.
Güvenlik kaynaklarının 9 Ocak’ta medya ile paylaştığı bilgilerdeki bazı ifadeler dikkat çekici:
- Suriye’nin çatışmasız çözüm için uzun süre SDG’ye çok sayıda öneride bulunup diyalog ve uzlaşı kanalını hep açık tuttuğu ama SDG, bu önerileri kabul etmeyip, maksimalist bir tutum izleyerek zaman kazanmaya çalıştığı görüldüğü saptanıyor.
- Türkiye’nin, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü doğrultusunda, bu tür gerilimlerin barışçıl yöntemlerle çözülmesini esas aldığı söyleniyor. Bunun alternatifi, daha bir gün önce Milli Savunma bakanlığının söylediği üzere, Suriye’nin talep etmesi halinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin devreye girmesidir.
MİT’in SDG’ye Mesajı
Güvenlik kaynakları, Ankara’nın askeri operasyon durumunda, Terörsüz Türkiye süreci sayesinde başlayan tersine göçün yeniden Türkiye’ye sorun olmasını istemediğine de dikkat çekiyor. MİT’in SDG’ye “uygun kanallarla” aktardığı mesajın şu olduğu söylemek mümkün:
- Türkiye’nin temel beklentisi: SDG’nin de Suriye’nin toprak bütünlüğüne, siyasi birliğine, toplumsal huzuruna ve entegrasyonuna katkı verecek bir tutum içinde olması.
Bu SDG’ye karşı şimdiye dek alışık olmadığımız derecede ılımlı bir üsluptur.
Ilımlı söylem, içinde demir yumruğun sıkılı olduğu kadife eldiven gibi duruyor.
Öte yandan bu söylem, SDG’nin içindeki Suriyeli olmayan, PKK ve YPG’li unsurları ayıklayıp Suriye’den göndermesi durumunda hem Türkiye’nin Suriye’deki Kürt ve diğer azınlıkların haklarını koruma vaadi içermekte, hem de SDG’nin bu durumda PKK’nın uzantısı değil, Suriyeli bir aktör olarak muhatap alınabileceğini akla düşürmektedir.
Perde arkası diplomasi devrede ama kriz devam ediyor. Herkesin dikkatli olmasında yarar var.


