

ABD kara kuvvetlerine ait bir balistik füze savunma sistemi olan THAAD (Terminal High Altitude Area Defense-Bölge Yüksek İrtifa Hava Savunması) kısa ve orta menzilli tehdit unsurlarına karşı geliştirilmiştir. Bir THAAD’nin maliyeti 12-13 milyon dolardır. (Foto: Wikimedi)
ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş yalnızca askeri bir çatışma değil, aynı zamanda devasa bir ekonomik şoktur. Bu savaşın en belirgin özelliği insanların can ve mallarına verilen zaiyatın yanı sıra savaşın genel ekonomik faturası olacak ve bu konu küresel düzeyde gün geçtikçe daha önem kazanacaktır.
Savaş nedeniyle kullanılan mühimmatın maliyeti, donanmaların günlük giderleri, enerji piyasalarındaki sarsıntı ve ticaret yollarının kesintiye uğraması kısa sürede küresel ekonomiyi etkilemeye başlamış olup, belki de ABD Başkanı Trump’ı en rahatsız edecek konu olmaya başladığı görülmektedir.
Bugün Ortadoğu’da yaşananlar yalnızca bölgesel bir kriz değildir. Savaşın ekonomik faturası enerji fiyatlarından gıda üretimine, havayolu taşımacılığından turizme kadar geniş bir alana yayılmaktadır. Eğer çatışma kısa sürede sona ermezse bu faturanın hızla büyümesi ve hatta küresel ekonomiyi olumsuz etkilemesi beklenmektedir. Maalesef Türkiye de bundan nasibini alacaktır.
Savaşın Maliyeti Arttıkça
Savaşın günlük maliyeti arttıkça ABD’de tepkilerin de artmaya başladığını görüyoruz.
Modern savaşların en önemli özelliklerinden biri yüksek teknolojinin maliyeti olup, bunu İran savaşında net bir şekilde gözlemliyoruz.
ABD’nin bölgede konuşlandırdığı uçak gemileri ve savaş gruplarının günlük operasyon maliyeti oldukça yüksektir. Bir uçak gemisi görev grubunun günlük işletme giderinin yaklaşık 6–8 milyon dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir. Buna savaş bağlantılı ilave giderler (yakıt, bakım, personel ve uçuş operasyonları) dahil edildiğinde bu rakam çok daha yukarı çıkmaktadır.
ABD’nin Kore, Japonya gibi çok uzak coğrafyalardan THAAD hava savunma sistemleri, deniz piyadeleri getirmeye başlaması da harcamanın devasa boyutunu ortaya koymaktadır. Konu ABD Kongresinde muhalefet tarafından sıkça dile getirilmeye başlandı.
Dudak Uçuklatan Silah Fiyatları
Sadece kısa örnek vermesi bakımından: Kullanılan mühimmatın maliyeti daha da dikkat çekicidir:
Bir THAAD füzesi: yaklaşık 12-13 milyon dolar.
Patriot ve benzeri hava savunma füzeleri: yaklaşık 3-4 milyon dolar.
Bir Tomahawk seyir füzesi: yaklaşık 1.5–2 milyon dolar.
Hassas güdümlü bombalar: 20 ila 80 bin dolar.
Bir haftalık yoğun hava saldırılarının maliyetinin yalnızca mühimmat açısından milyarlarca dolara ulaştığı hesaplanmaktadır. Bu kritik mühimmatın tüketiminin üretim hızından çok daha fazla olmasının, hem askeri yetkilileri hem Cumhuriyetçi Parti içerisindeki bazı yorumcuları rahatsız etmeye başlaması belki de savaşın kısa süreli olmasını sağlayabilecektir.
İran tarafında ise askeri tesisler, radar sistemleri ve bazı hava ve deniz üsleri, füze rampaları vs zarar görmüştür. Ancak İran’ın da misilleme saldırılarıyla Körfez’de enerji altyapısını hedef alması bölgedeki ekonomik maliyeti büyütmektedir. İran’ın ‘bende vurduğun her şeyin muadilini Körfez Bölgesinde vururum’ şeklindeki taktiğinin kendisi açısından doğru, ABD ve İsrail açısından ise beklenmedik bir gelişme olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
İran’ın Ekonomik ve Altyapı Tahribatı
İran ekonomisi zaten uzun yıllardır yaptırımlar altında yaşamaya alışmıştır. Ancak, bu yeni savaş bu kırılgan yapıyı daha da zorluyor. Tahmini zarar alanları şunlar:
- Askeri hava ve deniz üsleri
- Füze üretim tesisleri
- Petrol ve gaz altyapısı
- Bazı liman tesisleri
Bunların haricinde ‘dual use-ikili kullanım’ olarak değerlendirilen, yani hem sivil hem askeri kullanıma uygun olarak görülen ve bombalanan bakanlıklar, devlet idari binaları, telekomünikasyon binaları, radyo-televizyon kurumu, kritik lojistik tesisler gibi hedefler var. Bunlar göz önüne alındığında ABD ve İsrail kaynaklı savaş tahribatının ülkeyi yönetilemez duruma getirmeyi amaçladığı açıkça görülmektedir. Savaş sonrası yeniden inşa on yıllar alabilir.
Uzmanlara göre ilk haftalardaki fiziksel hasarın 10–30 milyar dolar arasında olabileceği tahmin ediliyor. Ancak enerji tesislerinin daha fazla hedef alınması durumunda bu rakam hızla büyüyebilir.
Hürmüz Boğazı ve Enerji Piyasaları
Nitekim İran, petrol, gaz üretim, depolama tesislerinin vurulması durumunda tüm Körfez bölgesinin ve ABD’li petrol şirketlerinin de misillemeye tabi tutulacağını bunun da küresel piyasalarda varil başı petrolün 200 dolara kadar yükselmesine neden olacağı uyarısında bulunuyor ve ciddiye alınması gerektiğini de gösteriyor.
Krizin merkezinde dünya enerji ticaretinin en kritik geçitlerinden biri bulunuyor: Hürmüz Boğazı.
Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25’i bu dar boğazdan geçmektedir. Aynı şekilde sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) önemli bir bölümü de buradan taşınır.
İran’ın boğazı kapatma tehdidi bile piyasalarda ciddi dalgalanma yaratmıştır.
Olası etkiler:
- Petrol fiyatlarında hızlı artış
- LNG fiyatlarında sıçrama
- Tanker sigorta maliyetlerinde patlama olacaktır.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) stratejik petrol rezervlerinin kullanılabileceğini açıkladı. Ancak bu rezervler genellikle 90 günlük ithalatı karşılayacak düzeydedir.
Enerji, Turizm, Ticaret: Körfez Ekonomileri
Kriz birkaç hafta sürerse piyasa dengelenebilir. Fakat aylarca sürerse rezervler yeterli olmayabilir. Bu da küresel ekonominin olumsuz etkilenmesine yol açacaktır. ABD/İsrail ikilisinin hava bombardımanını arttırmaları ve İran’ın da ne olursa olsun biz de size zarar vereceğiz şeklinde özetlenebilecek karşı tutumu nedeniyle şahsen savaşın uzayabileceğini düşünenlerdenim.
Körfez ülkeleri savaşın ekonomik risklerini yakından hissetmektedirler.
Körfez ülkelerinin uzun bir süredir yaratmaya çalıştıkları ‘istikrarlı bölge’ imajı ile turizm sektörü ilk etkilenen alanlardan biri olmuştur. İnşaat sektörü ve doğrudan dış yatırımın da en azından kısa ve orta vadede olumsuz etkileneceğini söyleyebiliriz.
Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Suudi Arabistan büyük ölçüde uluslararası hava trafiğine ve güvenliğe/istikrara dayalı turizm gelirlerine sahiptiler. Bölgedeki istikrarsızlık bu ülkeleri derinden etkileyecek potansiyele sahiptir. Petrol ve gaz bittiğinde ekonomileri çeşitlendirilmemiş Körfez ülkelerinin stratejik derinlikleri de azalacaktır.
Havayolları, Gıda Güvenliği
Havayolu şirketleri şimdiden birçok uçuşu iptal etmek zorunda kaldı. Hava sahası kapanmaları ve sigorta maliyetleri nedeniyle bölgedeki büyük havayollarının günlük kayıplarının 10–30 milyon dolar arasında olabileceği ve bu rakamın giderek artabileceği tahmin ediliyor.
Gıda güvenliği de üzerinde ciddiyetle durulması gereken kritik bir konu. Körfez ülkeleri gıdalarının büyük bölümünü ithal ediyor. Bu ithalatın önemli kısmı yine Hürmüz Boğazı üzerinden geliyor. Savaş uzarsa gıda fiyatlarında artış ve tedarik sorunları ortaya çıkabilir.
Gübre fiyatları ve küresel tarımın olumsuz etkilenmesi an meselesi
Doğalgaz fiyatları yalnızca enerji piyasasını etkilemez. Aynı zamanda gübre üretimini de belirler, zira amonyak ve azotlu gübre üretimi doğalgaza bağlıdır.
Enerji fiyatlarının yükselmesi:
- Gübre üretimini pahalılaştırır,
- Tarım maliyetlerini artırır,
- Küresel gıda fiyatlarını yukarı iter.
Bu durum yalnızca Ortadoğu’yu değil, ülkemizi, ABD ve Avrupa dahil tüm tarım piyasalarını etkiler.
Türkiye Ekonomisine Etkileri
Türkiye enerji ithalatçısı bir ülkedir. Bu nedenle petrol ve gaz fiyatlarındaki artış doğrudan ekonomi üzerinde baskı yaratır ve yaratmaya başlamıştır.
Olası etkiler şunlardır:
- Enerji ithalat faturasının yükselmesi,
- Enflasyonun artması,
- Cari açığın büyümesi.
Körfez ülkelerine yönelik ikili ticaretin azalması, gübre fiyatlarının artması, bu ülkelerin savaş sonrası yeniden kendi ülkelerini pazarlama faaliyetlerine ağırlık vermeye başlamaları gibi nedenlerle Türkiye’ye yönelik olumsuz gelişmelerin yaşanmasını bekleyebiliriz.
Turizm tarafında ise iki farklı sonuç görülebilir. Körfez’de güvenlik endişeleri arttıkça turistlerin bir bölümü Türkiye’ye yönelebilir. Ancak bölgesel savaş algısı genel turizm talebini de azaltabilir.
Kişisel değerlendirmem maalesef ikinci şıkkın daha ağır basabileceği yönündedir. Ayrıca bu makale yazılırken İran’dan Türkiye’ye üçüncü balistik füzenin fırlatılmış olmasının da turizm sezonu öncesinde rezervasyon iptallerine yol açma ihtimali var.
Küresel Ekonomide İki Senaryo
Enerji fiyatlarındaki artış en çok büyük ithalatçıları etkiler. Bu çerçevede özellikle Çin, Hindistan, Japonya ve Kore öne çıktığını görüyoruz.
Körfez petrolüne yüksek derecede bağımlı olan bu ülkelerin ekonomik büyüme oranları petrol fiyatlarının artması nedeniyle olumsuz etkilenecektir.
Buna karşılık enerji ihracatçısı olan Rusya için kısa vadede fiyat artışı gelirleri artabilir. Ancak küresel ticaretin daralması uzun vadede Rusya’yı da olumsuz etkileyebilir.
Bu çerçevede iki senaryo bulunuyor:
- Savaş 1–2 hafta içinde sona ererse
- Petrol fiyatları kısa süreli yükselir,
- Enerji rezervleri piyasayı dengeler,
- Küresel ticaret ciddi zarar görmeden toparlanır,
- Havayolları ve turizm orta vadede normale döner
Bu senaryoda savaşın ekonomik faturası yönetilebilir düzeyde kalır.
2.Savaş uzun sürerse, Hürmüz Boğazının kısmi veya tam kapanması;
- Petrolün 120–150 dolar, belki daha yukarı çıkması,
- Küresel enflasyonun yükselmesi,
- Havacılık ve ticarette büyük kayıplar,
- Gübre ve gıda fiyatlarında ciddi artış demektir.
Bu senaryoda savaşın ekonomik faturası yalnızca bölgeyi değil tüm dünya ekonomisini sarsabilecek boyutlara ulaşabilir.
Ortadoğu’da yaşanan çatışma askeri olduğu kadar ekonomik bir savaştır.


