Siyasetçiler ve üst düzey devlet görevlilerinin malvarlığı üzerine her devirde iddialar ortaya atılmıştır. İşte bu devirde dönen rüşvet çarkı iddialarına bir örnek.
CHP TBMM Başkanvekili Murat Emir 19 Mart Arife Günü’nden itibaren her gün X hesabı üzerinden Adalet Bakanı Akın Gürlek’e bir soru soruyor. Son yılların en dikkat çekici malvarlığı tartışması bu.
Emir, Gürlek’ten CHP lideri Özgür Özel’in 18 Mart’ta Saraçhane mitinginde iddia ettiği ama bir gün önce Gürlek’in sahiplendiği listede bulunmayan İstanbul’daki evin, Adalet Bakan Yardımcılığı yaptığı dönemde, Nisan-Eylül 2024’te ikişer aylık dört taksitte 9 milyonu bulan taksitlerini nasıl ödediğini açıklamasını istiyor.
Sorusunu her gün değişik şekillerde tekrarlıyor Emir. Bugün, 23 Mart, “96 saat oldu, henüz bir açıklama yapılması” başlığıyla yayınladı. “Banka mı dedik cevap gelmedi, anlıyoruz ki ödeme elden yapılmış” iddiasıyla devam etti. “Milyonlarca liralık nakit nereden geldi?” diye ekledi; “40 milyona nasıl satabildiniz? Aradaki bu para nerede?” diye bitirdi.
Gürlek bu sorulara aldırmıyor bile. İşine bakıyor.
Örneğin, çok rahat “Ailemden kaldı” diyebilirdi. Zamanında Başbakan Tansu Çiller’in malvarlığı tartışılırken “kayınvalidesinin çıkınından çıkan altınlarla” açıklanmıştı.
Gürlek’in görünürdeki işi, Adalet Bakanlığı ve yargının işleyişini “Türk Tipi Başkanlık” sistemini tahkim edecek şekilde yeniden yapılandırmak. Görünmeyen işi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilmesini sağlayacak siyasi zemini CHP’nin kapatılması davasına gidecek şekilde gücünü kırmak mıdır? Bunun bir alt başlığı olarak Ekrem İmamoğlu’nun aday olmasını, sonrasında Mansur Yavaş’ın, Özgür Özel’in aday olmalarının önünü kesmek mi? CHP’lilerin iddiası bu.
Ama Gürlek kendinden emin, aldırmadan yoluna devam ediyor. Emin olmasa, adı “Beyaz Toroslu Savcı”ya” (*) çıkan Cahid Cihad Sarı’yı Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürü yapar mıydı?
Arkamda Erdoğan var; bir şey olmaz rahatlığında. AK Parti içinden yeterli destek alamamasına da o yüzden aldırmıyor olabilir; “sırtım sağlam” rahatlığında.
Gerçi siyasetçilerin ve üst düzey devlet görevlilerinin malvarlığı tartışması her dönem olmuştur.
Genç kuşakların bilmesinde bugünkü yolsuzluk iddialarını anlamaları bakımından yarar var. 1990’larda Çiller’in malvarlığı tartışması dışında dünya yolsuzluk tarihine geçen “Rüşvet’in belgesi mi olur p…venk” sözü, dönemin Emlak Bankası Genel Müdürü Engin Civan’a rüşvet verip işini yaptıramayan iş insanı Selim Edes tarafından ülkemiz mahkemelerinde söylenmiştir, bu bağlantıdan okuyabilirsiniz.
Geçenlerde Deniz Zeyrek ile bu konuyu konuşuyorduk. Ortak tanıdığımız olan bir iş insana atfen şöyle bir rüşvet çarkı işleyişi aktardı:
• İddiaya göre, takdire mahzar kişi Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’ndan maliyetine peşin fiyatına dört, beş taksite bölünerek ev alıyor. O peşinatın ödenmesi 8-10 ay sürüyor. O arada ev bitiyor ve yüksek fiyatla satılıyor. Geri kalan taksitler kapatılıyor, yarı yarıya kâr ediliyor.
Eminim başka yöntemler buluyorlardır kendilerine emanet edilen devlet görevini istismar edip bu yoldan menkul ve gayrimenkul malvarlığı edinme yoluna sapanlar. Rüşveti almak kadar vermenin de yasalarımıza göre suç sayıldığını hatırlatarak söylüyorum elbette.
Bir de gözlem: Haftalık Orta Sayfa programını yaptığımız Now TV stüdyolarının yakınlarında İstanbul’un yeni kentsel dönüşüm mucizelerinden Fişekhane bulunuyor.
Lüks konutların yanı sıra lokantalar, kafeler de var; ara sıra program öncesinde hava alıp çay-kahve içmeye de uğruyoruz. Orada dikkatimi çeken şeylerden biri, lüks Mercedeslerin, Volvoların, Maseratilerin yanı sıra 06 Ankara plakalı, camları karartılmış, siyah, Volkswagen Passat’lar, Skodalar, son zamanlarda TOGG’lar. Bunlar Ankaralı makam sahiplerinin devlet tarafından altlarına devlet hizmeti için çekilmiş otomobilleridir.
Diyeceksiniz ki, eski Türkiye’de kapılarının alt hizasına “Resmî hizmete mahsustur” yazan makam araçlarının lüks sitelerde ne işi var?
Ben de onu merak ediyorum zaten.
(*) Beyaz renkli Renault Toros, 1990’ların faili meçhul cinayetler ortamında devlet içindeki çeteleşme üyelerince kullanılmasıyla meşumdu.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırmaları ile başlayan ve Körfez ülkelerine de sıçrayan savaş Türkiye ekonomisini…
Son yıllarda Rusya’nın Ukrayna’ya, ABD’nin Venezuela’ya, İsrail’in Gazze’ye, Suriye ve Lübnan’a, ABD – İsrail’in…
ABD-İsrail ittifakının lider kadroları öldürünce rejimin kısa sürede devrileceği hesabıyla kısa süreceğini tahmin ettiği İran…
Dünyanın büyük güçleri arasında enerji krizine en hazırlıklı ülke hangisi diye sorulsa, çoğu kişinin aklına…
Merkez Bankası'na göre gıda fiyatlarındaki durdurulamayan artış enflasyon hedeflerinin tutmamasının birinci nedeni. ABD-İsrail’in başlattığı İran…
Hükümet, Ramazan Bayramı’nın ilk günü olan 20 Mart 2026’da motorine şimdiye kadarki en ağır zamlardan…