

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106’ncı yılında ne TBMM’nin ne çocukların durumu arzu edilecek iyilikte. Ama ümitsiz değiliz: kutlu olsun.
Dünyada ülkesi işgal altında parçalanırken kurtuluşu yeni bir ordudan önce yeni bir parlamentoda görüp, orduyu onun emrine veren ve zafere ulaşan kaç millet vardır? Ve bu zafer, ülkeyi yeniden kurmaya başladıktan sonra ülkenin çocuklarına adayan kaç lider vardır? İşte 23 Nisan ve Mustafa Kemal Atatürk odur.
Birinci Dünya Savaşı’na siyasi hırslarla sürüklenerek dağılışının son perdesine giren Osmanlı Hanedanı yönetimindeki imparatorluk Türkiye’sine kurtuluş ve yeniden kuruluş yolu yeni bir Meclis ile açılmıştı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi bugün, kuruluşunun 106’ncı yılında 106 yıl önceki yasama gücünde değil. Son Anayasa değişikliğiyle gelen yeni sistemle 12’nci Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yürütme üzerindeki yetkisi ve TBMM üzerindeki etkisi kurucu Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’te yoktu.
TBMM’nin İşlev ve İtibarı
Örneğin bugünkü Türk parlamentosu en temel işlevi olan ülke bütçesini kendisi hazırlayamamakta, Cumhurbaşkanlığının hazırladığını görüşüp onaylayabiliyor.
Milletvekillerinin yasama çalışmaları üzerindeki etkileri, Cumhurbaşkanlığından gelen talimatlarla çerçeveleniyor.
Örneğin, 2020’de “kaybolduğu” söylenen, bugün “öldürüldüğü” kuşkusu bulunan bir üniversite öğrencisinin, Gülistan Doku’nun durumunun Meclis araştırmasına konu edilmesi için 2022’de bir muhalefet partisi (HDP) tarafından önerilip iki muhalefet partisi tarafından (CHP, İYİ) desteklenen araştırma önergesi, AK Parti ve MHP oylarıyla “provokasyon” ve “siyasi istismar” suçlamalarıyla reddedilmişti. Bugün dönemin valisi cinayete karışmak zannıyla tutuklu.
Örneğin, 23 Nisan’dan, 106’ncı yıl dönümünden daha bir gün önce, Genel Kurul oturumunu yöneten MHP’li Başkanvekili, iktidarlarını destekleriyle ayakta tuttuğu AK Parti sıralarındaki milletvekillerini Genel Kurul salonuna gelmedikleri için fena azarladı. Oysa görüşülmekte olan çocukları sosyal medya zararlarından korumak gerekçesiyle hazırlanan AK Parti-MHP önergesiydi. Milletvekillerinin kendilerine olan inancının azaldığı bir Meclis var bugün, ne yazık ki.
23 Nisan ve Çocukların Durumu
Bu yıl 23 Nisan kutlamalarına bir hafta kadar önce Kahramanmaraş’taki okul katliamının gölgesi düştü. 14 yaşında bir çocuk, babasının silahlarıyla okulu basıp 1’i öğretmen, 8’i kendisinden de küçük öğrenciler olmak üzere 9 kişiyi öldürmüştü; kendisiyle birlikte 10. 13 yaralıdan bazılarının durumu hâlâ ağır. Bir gün önce de Siverek de bir genç, okul basıp 16 kişiyi yaralamış, kendi hayatına da kıymıştı.
Öğretmenlere, doktorlara yapılan saldırılar zaten bunun işaretleriydi, ama Amerikan usulü “hedef gözetmeyen bireysel katliam” toplumsal çürümenin parçası olarak görüldü. Zaten Meclis’te 15 yaş altına sosyal medya kısıtlamaları getiren oylamanın bir gerekçesi de buydu.
Cumhuriyet’in kurucularının çocuklara ve eğitime verdikleri önem, sadece 2 bakanlığın başına “Millî” sıfatı getirmelerinden de bellidir: eğitim ve savunma bakanlıkları. Bugün aynı duyarlıktan söz etmek mümkün değil. Çocuklara iyi insan, iyi vatandaş olmaktan çok maddi başarı odaklı, millî değer derken aslında dinî değerleri kasteden bir anlayış hâkim; sonuç ortada.
Tablo karamsar ama ümitsiz değil.
Bu topraklarda her zaman iyi ve kötü birlikte var olmuş ve her zaman birbiriyle mücadele etmiş. Sonuçta çok acı çekilse de hep o günün iyileri kazanmış.
Yine öyle olacaktır.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun.


