NATO Ankara Zirvesine Erdoğan’ın hatırına katılacağını vurgulayan ABD Başkanı Trump, KAAN motoru hediyesiyle geleceğini söyledi. (Foto: TUSAŞ)
ABD Başkanı Donald Trump’ın 24 Haziran’da kendisiyle 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi öncesi görüşmek için gelen NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’yi Beyaz Saray’da kabulünde söyledikleri iki bakımdan önemliydi.
• Rutte yanında olduğu halde “Erdoğan için gidiyorum,” dedi. Rutte kendini ezdirmek pahasına “Benim için de gelmez miydiniz?” diye sorunca önce yanıt vermedi. Sonra, “Muhtemelen,” dedi, “gelebilirdim.” Başka soru üzerine “Erdoğan tartışılan bir isim ama ben de öyleyim. İyi anlaşıyoruz,” dedi. Bu bir ABD başkanının bir Türk lidere en gerçekçi övgüsüydü.
• Sadece Erdoğan değil, “herkes öyle düşünmese de,” dedi, Türkiye de önemliydi. Özellikle de güçlü askeriyesiyle NATO için önemliydi. O nedenle Ankara’ya, “Erdoğan’ı çok mutlu edecek büyük bir hediyeyle” gidecekti. Bu hediyenin Türkiye’nin kendi Milli Muharip Uçağı (MMU) KAAN’ı uçuracak General Electric F110 jet motorları olduğu eşzamanlı olarak medyaya yansıdı.
Özetle;
1- Trump, Erdoğan’la daha yapacakları şeyler olduğunu dosta düşmene söylüyordu
2- ABD Türkiye’nin kendi savaş uçağını uçurması önündeki engeli kaldırmıştı.
KAAN ve motoru bahsine geleceğiz ama önce bu bilgi ve Erdoğan övgüsünün gölgesinde kalan bir ifşaata değinelim.
Trump daha önce de Erdoğan ile iyi anlaştıklarını, ricalarını kırmadığını söylemişti. Son basın toplantısında İsrail ve Yunanistan medyasını çileden çıkaran Erdoğan ve Türkiye methiyesinin arasında Erdoğan’ın önemli bir ricasını yerine getirdiğini açıkça söyledi:
• “Biliyorsunuz, [Türkiye/Erdoğan] İran’la yaşanan savaşa dahil olabilecek en güçlü adaylardan biriydi. Hatta belki de İran’ın tarafında yer alabilirdi. Çünkü bildiğiniz gibi [Erdoğan] İsrail’in büyük bir hayranı değil. Ben de ondan savaşın dışında kalmasını istedim. O da öyle yaptı.”
Siyasette bazen bir şey yapılması değil, yapılmaması istenir; öyle bir örnek olduğu anlaşılıyor.
Buradan çıkan sonuç:
1- ABD demek ki İsrail’le 28 Şubat’ta başlattıkları saldırıda Türkiye’nin İran’a askeri destek verebileceğini, dahası NATO üyesi Türkiye’nin İsrail’e saldıracağı ihtimali üzerinde duruyordu,
2- Trump, Erdoğan’dan İsrail’e karşı eylemsel tavır geliştirmemesini istedi, o da söylem sertliğinde kaldı.
ABD yönetimi ve Trump’ı bir Türkiye-İsrail çatışması çıkmayacağına dair rahatlatan üç etken vardı:
1- 4 Mart’tan itibaren İran’dan fırlatılan ve İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın Erdoğan’a “Biz atmadık” dediği füzelerin, özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri değil, kolektif NATO imkânlarıyla durdurulması, Türkiye’ye Patriot sistemleri (şimdi bir de SAMP/T) gönderilerek, Ankara’ya “Sakin olun NATO devrede” mesajı verilmesi,
2- Pakistan’ın 8 Mart’ta ilk ateşkesi sağladığını açıklamasıyla Türkiye’nin (Mısır’la birlikte) “destekleyici güç” konumuna geri çekilmesi,
3- İsrail’in silahlı Kürt grupları İran rejimine karşı kullanma kışkırtmasının ABD tarafından (Türkiye’nin de girişimleriyle) onaylanmaması
Ama bu süreç Türkiye’nin (dolayısıyla da NATO’nun Rusya’yla komşu Güney kanatındaki) hava savunmasındaki açıkları da gösterdi. Trump ilk başkanlık döneminde Erdoğan’ın Rusya’dan S-400 füzesi almasına tepki olarak Türkiye’yi F-35 programından çıkarmıştı. Türkiye kendi imkânlarıyla Çelik Kubbe ve benzeri hava savunma sistemleri geliştirmeye başlamıştı ama bunların zaman alan işler olduğu da bir gerçekti.
Bir yandan ABD ve Avrupalı NATO üyeleri AB Türkiye’den Rusya’ya karşı, terörizm ve yasadışı göçe karşı daha aktif olmasını bekliyor, diğer hava savunmasını güçlendirme çabaları baltalanıyordu. 2025’te imzalanıp 2026’nın ilk yarısında teslimatı başlayacak Eurofighter uçaklarının geldiğine dair bir açıklama hâlâ yok ama yılın yarısı geldi.
Türkiye’nin kendi savaş jeti olacak KAAN da NATO savunmasını güçlendirecek elbet ama yaşamsal bir eksiği var, o da onu havalandıracak motoru.
KAAN F-16’larda da kullanılan ABD yapımı GE F-110 motorlarının Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre geliştirilecek bir modelini kullanacak. Bu çalışma bitene kadar ise ilk parti üretimde doğrudan F-110’un kullanılması öngörülüyor. ABD yönetimi ise bu motorların Türkiye’ye satışına izin vermiyordu.
Konu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 25 Eylül 2025’teki Beyaz Saray ziyaretinde gündeme geldi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bu görüşme üzerine şunları söyledi:
• “Şu anda almayı beklediğimiz F-35 ve KAAN’ın motorları var. ABD Kongresi’nde bekletiliyor ve lisansları durmuş durumda. Onların lisanslarının hayata geçirilmesi ve motorların gelmesi lazım ki KAAN’ların üretimi başlayabilsin.
İlk kez ABD motor vermedikçe KAAN’ların uçamayacağı yetkili bir ağızdan itiraf ediliyordu.
Fidan’ın bu sözleri ardından gazeteci Cem Küçük, Türkiye ve TGRT’de bir iddia ortaya attı:
• İlk 45 uçaklık KAAN’da kullanılmak üzere, her uçakta iki adet olmak üzere 90 F-110 motoruna gereksinim vardı. İlk 5 prototip için 10 motor alınmıştı ama 80 motor daha gerekiyordu. Küçük Erdoğan’a bu ayrıntıda bilgi verilmediğini de söylüyordu.
Küçük’ün haberi üzerine Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin açıklamasıysa kendi başına bir dezenformasyon örneği gibiydi. Cumhurbaşkanına haber verilmediği kısmını yalanlıyor, dolayısıyla diğer bilgileri doğruluyor ve Erdoğan’ın da bunu gayet iyi bildiğini söylüyordu DMM.
700 milyon dolar vererek alınacak motor sayısı konusunda o günden bugüne farklı bir bilgi açıklanmadı.
Sütten ağzı yanan Ankara yoğurdu üfleyerek yiyor. Trump, yasal açıkları değerlendirip Kongre’nin etrafından dolaşıp iş resmileşene dek bir açıklama yapmıyor.
Motorların gelişinin sadece ilk KAAN filosunun havalanmasını sağlamakla kalmaması, aynı zamanda Türkiye’nin kendi jet motorunu yapma programını da hızlandırması bekleniyor.
Erdoğan’ın asıl beklentisi olan F-35 programına dönüş konusundaysa, NATO Zirvesi çerçevesinde bir ümit yok gibi.
NATO’nun 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak liderler zirvesi hem küresel politikalar hem de Türkiye’nin kurulacak yeni…
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan son birkaç günkü her konuşmasında, ilk günlerdeki “Bizi ilgilendirmez” temalı, kendi ifadesiyle…
Londra’da yaşamaya başlayalı neredeyse kırk yıl oldu. Bu süre içinde yalnızca başbakanların değişimine değil, aynı…
Tarih boyunca devletler hakkında birçok yanlış hesap yapıldı. Bazıları olduğundan güçlü sanıldı. Bazıları küçümsendi. Bazılarının…
MHP lideri Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu’nun istinaf mahkemesinin mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına dönmesinden bu…
CHP'de yaşanan son kriz üzerine yapılan tartışmaların büyük bölümü hukuk, kurultay süreçleri ve liderlik hesapları…