Siyaset

Mutfakta biri mi var? NATO da yandaş olmayan gazetecileri eliyor mu?

Ankara’daki önemli NATO Zirvesi’ni izlemek için başvuran Türk gazetecilerden ret cevabı alanların büyük kısmı iktidar çizgisinde olmayanlar.

NATO’nun 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak liderler zirvesi hem küresel politikalar hem de Türkiye’nin kurulacak yeni dünya düzeninde tutacağı yer bakımından önem taşıyor. Zirvede Rusya-Ukrayna krizinden NATO’da Avrupa ağırlığı ve silahlanmaya, enerji ve ticaret savaşlarına dek pek çok önemli başlık var. Dünyanın dört bir yanından gazeteciler bu önemli toplantıyı izlemek için Ankara’ya geliyor. Ancak Türk gazetecilerin bir kısmının zirveyi izleme başvuruları NATO Basın Bürosu tarafından reddediliyor.

Tesadüfe bakın ki başvurusu reddedilen gazetecilerin çoğu iktidar çizgisinde değil.

Bu da akla, o bir zamanların meşhur reklam sloganında olduğu gibi “Mutfakta biri mi var?” sorusunu getiriyor. Daha açık söyleyeyim: NATO Basın Bürosu’nun mutfağında Ankara’nın tuzu biberi mi var?

Hem Dışişleri hem Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı akreditasyon sürecinde hiçbir rollerinin olmadığını ısrarla vurguluyor.

NATO ret gerekçesi göstermiyor

Bu şeklen doğru: her birimiz başvurularımızı dijital ortamda ve bireysel olarak NATO’ya yaptık, kural öyleydi. Ama el altından, gayriresmî olarak listeler Brüksel-Ankara arasında gelip gitmiş olabilir mi?

Olamaz mı?

Bilemiyoruz. Çünkü ret yanıtı alan meslektaşlarımıza ret gerekçesi göstermeyecekleri, itirazların da kabul edilmeyeceği, askerî katılıktaki bir lisanla bildirilmiş durumda.

Bunlardan birisi de benim de üyesi bulunduğum Diplomasi Muhabirleri Derneği’nin (DMD) Başkanı Duygu Güvenç.

Meslek hayatının o yılında doğrudan NATO’ya akredite olarak çalışmış, kıdemli diploması, dış politika muhabiri Güvenç X hesabında şunları yazdı:

  • “İstanbul, Strasbourg/Kehl, Lizbon, Chicago ve Brüksel’deki NATO zirvelerini takip etmiş; ayrıca sayısız NATO dışişleri ve savunma bakanları toplantısını izlemiş, NATO karargâhı içinde ve dışında onlarca NATO misyonunu yerinde takip etmiş bir gazeteci olarak, ne yazık ki bu kez yaşadığım şehir Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ni izleyemeyeceğim.”

Nedir engellenmek istenen?

Hemen söyleyeyim: ben başvuruma henüz kabul ya da ret yanıtı almadım. Meslektaşlarım peşi sıra ret yanıtı almaya başlayınca, bugün NATO Basın Bürosu’na e-posta ile ve başvurumun henüz incelenmekte olduğu e-posta ile bildirildi. Beklemedeyim. Elbette diğer meslektaşlarım gibi ben de Türkiye’de, yaşadığım şehir olan Ankara’da yapılan bu önemli zirveyi izlemek, sorularımı sorup okurlarım, izleyicilerimle paylaşmak isterim; işimiz bu.

Peki, neden Türkiye’de yapılacak NATO Zirvesi’ne, yıllarını diplomasi, dış politika ve güvenlik haberciliğine vermiş gazetecilerin başvuruları, üstelik gerekçe gösterilmeyeceği söylenerek reddediliyor?

Nedir saklanmak istenen? Nedir Türk gazetecilerin sorularını NATO liderlerine sormalarında, yorumlamalarında görülen sakınca?

Eğer bazı gazetecilerin katılımının engellenmesiyle NATO’nun dünyaya pembe mesajlar vereceği, Türkiye’nin de bu pembe resimde yer alacağı düşünülüyorsa, bunu düşünenlerin işi hakikaten zor demektir.

Sonra basın özgürlüğü, demokratik değerler, parlak nutuklar, öyle mi?

NATO Basın Bürosu’nun gerekçesiz ret yanıtı verdiği gazetecilere bir açıklama borcu var: kabul-ret listeleri açıklanmadan önce resmi ya da gayriresmî olarak Ankara’nın onayından geçti mi?

Malum, NATO’da her karar oy birliğiyle alınıyor; bu da öyle mi oldu?

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

Borsa’da “bulaşma riski”, enerjide motorin şoku: ekonomide zor günler

Borsada yaşanan ve kontrole alınmaya çalışılan kriz de motorin fiyatlarına yapılan müthiş zam da ekonomide…

7 saat ago

MİT’in siber operasyon yaptığı şirketin dosyasında önemli kuruluşlar var

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) Ankara’da bir yazılım şirketine, çalıştığı kuruluş ve şirketler üzerinden yasadışı kimlik…

1 gün ago

Dünyanın parası nereye gidiyor? Türkiye’ye neden daha fazla gelmiyor?

Dünyada para kıtlığı yok. Türkiye’de de yok. Asıl kıt olan uzun vadeli sermaye, güven ve…

1 gün ago

Mekke Paktı’nın İlk Sınavı: Ortak Savunma mı, Ortak Savaş mı?

Mekke Paktı’nın gerçek anlamını öğrenmek için fazla beklememiz gerekmedi. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında…

2 gün ago

Birleşik Krallık Dağılıyor mu?

Bir devletin parçalanması her zaman tanklarla, sokak çatışmalarıyla ya da bir gecede değişen sınırlarla başlamıyor.…

3 gün ago

Fidan’ın iki günde iki ziyareti: iç ve dış politika nerede kesişiyor?

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 12 Eylül Cumartesi günü Diyarbakır, 13 Eylül Pazar günü Şam’da verdiği…

3 gün ago