Terörsüz Türkiye sürecinde yeni gelişmeler bekleniyor. Meclis tatile girmeden ve NATO zirvesi başlamadan önce bir adım atılabilir mi?
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan son birkaç günkü her konuşmasında, ilk günlerdeki “Bizi ilgilendirmez” temalı, kendi ifadesiyle “güvenli takip mesafesini” bırakarak CHP’deki mutlak butlan krizine yükleniyor. Bir yandan 7-8 Temmuz’da Ankara’da ev sahipliği yapacağı önemli NATO zirvesine hazırlanırken, öne çıkardığı meselenin CHP’nin yönetim krizi olmasının elbette bir anlamı var.
Kamuoyunun, bütün haber bültenlerinin, ekranlardaki tartışma programlarının CHP’deki kriz ve CHP hakkındaki yolsuzluk iddialarının CHP’nin yargı kararlarıyla siyaset yapan bir kanadı tarafından yüzde yüz gerçek sayılması elbette en çok AK Parti-MHP iktidar blokunun işine yarıyor.
Aksi halde;
Bu sonuncusu üzerinde durmakta yarar var. Çünkü dış politikayı iç politikaya, güncel gelişmelerin ötesinde jeopolitik olarak bağlayan halka işte bu.
AK Parti sözcüsü Ömer Çelik’in 22 Haziran’daki MKYK toplantısının ardından yaptığı açıklamalardaki bir cümle bu konuda yeni ipuçları veriyor.
Çelik’in “Bugün itibarıyla” vurgusuyla söyledikleri şöyle:
Yasal çerçevenin bir an önce Meclis gündemine gelmesi DEM Parti’nin aylardır talebi. Son olarak DEM Parti İmralı heyeti üyesi ve TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, YetkinReport söyleşisinde dile getirdi. MHP lideri Devlet Bahçeli de 23 Nisan TBMM resepsiyonunda sorumuz üzerine “En yakın tarihte” Terörsüz Türkiye projesinin yasal çalışmasının başlaması gerektiğini söylemişti. Bu hafta içinde yeni gelişmeler beklediğini söyleyen Buldan’ın ipucunu verdiği “AK Parti ile görüşmelerin” sonuç vermeye başladığını Çelik’in sözlerinden çıkarabiliriz. Buldan “İstenirse 5 günde çıkar” vurgusuyla Meclis tatile girmeden çıkmasının mümkün ve olumlu olacağını da söylüyordu.
Sürecin son haftalarda hızlanması MİT’in saha raporlarının gelmeye başlamasıyla 20 Mayıs’ta Erdoğan’ın AK Parti TBMM grubunda “Hayırlı işlerde çabuk” olunması gereğinden söz etmesiyle başladı.
Bunu 24 Mayıs’ta Buldan ve Mithat Sancar’ın, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın avukatı Faik Özgür Erol ile birlikte İmralı’ya gidişi izledi. Hayatin Öcalan’la birlikte kalan “sekreterya” ekibiyle de görüşmesinden kamuoyuna yansıyan Öcalan’ın CHP’ye mutlak butlan kararıyla polis baskınını kınaması oldu. Ancak bu görüşmenin asıl odağı çerçeve yasa ve silah bırakma süreciydi.
Erdoğan 9 Haziran’da Milli Güvenlik Konferansları konuşmasında Terörsüz Türkiye sürecini “devlet vizyonu” olarak tanımladı. AK Parti ve DEM arasındaki temaslar böylece hızlandı.
16 Haziran’da Buldan ve Sancar TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a gitti.
17 Haziran’da CHP’li Sezgin Tanrıkulu, Özgür Özel’in bilgisi dahilinde önce Bahçeli, ardından Kurtulmuş’u ziyaret etti. Aynı gün TBMM’de söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay sürecin, “bugünü düzenleyen bürokratik aklın” değil, yarına bakan “devlet aklının” ürünü olduğunu söyledi.
“Devlet aklı” kavramı böylece, CHP’deki sürecin de arkasında olduğunu söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurmaylarından Bülent Kuşoğlu’dan sonra Bahçeli’nin kurmaylarından Akçay tarafından da gündeme taşınıyordu. Akçay adeta, bürokratik engellere takılmamak gerektiğini söylüyordu.
18 Haziran’da Kurtulmuş, Erdoğan’la görüştü. Terörsüz Türkiye MGK bildirisinde öncelikli madde olarak yer aldı.
Erdoğan bu aşamada, zaten kendi kriziyle meşgul CHP’ye özel olarak yüklenmeye başladı.
İktidar CHP krizini, adeta Terörsüz Türkiye sürecini perdelemek için de bir tür sis bombası olarak kullanıyordu. Ne Özgür Özel ne de Kılıçdaroğlu’nun şöyle bir durumda çerçeve yasa oylamasına karşı çıkamayacağı varsayılıyor; CHP’deki “Birinin ak dediğine diğerinin kara demesi” refleksi önemsenmiyordu.
22 Haziran’da güvenlik kaynaklarından iyi haber alan gazeteci Fatih Çekirge, Hürriyette “sürecin yüzde 85’inin tamamlandığı” istihbaratını paylaştı. Öcalan’dan yeni bir çağrı bekleniyordu, sonra, “yaz bitmeden” yasa çıkabilirdi.
Aynı gün Çelik’ten “Bugün itibarıyla yeni aşama” açıklaması geldi.
Böyle işleri dış takvimlere bağlı kılmak her zaman sorunludur. Ancak Türkiye’nin, silahlanma bütçelerinin yanı sıra Karadeniz, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz güvenliğinin de konuşulacağı NATO zirvesi öncesi sadece Türkiye’yi değil, tüm Orta Doğu’yu etkileyecek Kürt sorununda böyle bir adım attığını açıklamasının getireceği kaldıraç gücü de ortada.
Bu durum “Avrupalılaşma” sancıları çeken NATO’da Türkiye’nin rolünü Avrupa Birliği üzerinden ikincil plana itmek isteyen güçlere de verilmiş bir yanıt olabilir.
Öte yandan Ankara son anda, özellikle İsrail ve ABD ile Avrupa’daki İsrail lobilerinin etkisiyle sürecin sabote edilmesi endişesi de taşıyor. ABD ve İsrail’in İran’a savaşı sürecinde bu yöndeki bir senaryo boşa düşürüldü. Bunda Öcalan’ın da bir payı olduğu Ankara’da konuşuluyor.
Yani yalnızca Meclis’in (kararlaştırılmadıkça 1 Temmuz’da) tatile girmesinden önce terörsüz Türkiye’de somut yasal adım atılmasının yanı sıra NATO zirvesi gibi öne çıkmayan bir dış etken de bulunuyor.
Öte yandan, Ömer Çelik’in de vurguladığı gibi, güvenlik raporlarının MGK tarafından onaylanmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir kararname ile Meclis’i harekete geçireceği gibi bir yöntem de söz konusu. Bu da bizi Meclis tatili ve NATO zirvesi sonrasına götürüyor.
Tabii, Cumhurbaşkanı MGK’yı olağanüstü toplantıya çağırma yetkisini kullanmazsa.
Ne dersiniz? Devlet aklı o aşamada devreye girer mi?
Londra’da yaşamaya başlayalı neredeyse kırk yıl oldu. Bu süre içinde yalnızca başbakanların değişimine değil, aynı…
Tarih boyunca devletler hakkında birçok yanlış hesap yapıldı. Bazıları olduğundan güçlü sanıldı. Bazıları küçümsendi. Bazılarının…
MHP lideri Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu’nun istinaf mahkemesinin mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına dönmesinden bu…
CHP'de yaşanan son kriz üzerine yapılan tartışmaların büyük bölümü hukuk, kurultay süreçleri ve liderlik hesapları…
Acaba Kemal Kılıçdaroğlu Sözcü TV yerine spekülasyon yapıldığı gibi TGRT’ye çıksa kendisi ve yol arkadaşları…
Dünyaya başka gözlerle bakmak için seyahat etmekle yetinmeyenler klasik gezginlerden ya da turistlerden farklı olarak…