Fidan’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye ziyaretine hazırlık niteliğindeki Şam temaslarının odağında PKK’nın Suriye örgütlenmesi SDG’nin kendisini feshetmesinin lafta kalmaması, Türkiye’ye tehdit oluşturmaktan bütünüyle çıkması vardı. (Foto: X-MFATurkiye)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 12 Eylül Cumartesi günü Diyarbakır, 13 Eylül Pazar günü Şam’da verdiği mesajların ortak böleni kritik bir aşamaya gelen Terörsüz Türkiye süreciydi.
Diyarbakır’da 12 Eylül 1980 askeri darbesinin Kürt kimliğini inkârından hareketle artık sorunların silahla değil Meclis çatısı altında diyalogla çözüleceğini vadetti. Huzur ve kalkınmaysa Suriye ve Irak’la birlikte düşünülmeliydi.
Fidan’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, herhalde Emevi Camiinde namaz kılmayı da içerecek Suriye ziyaretine hazırlık niteliğindeki Şam temaslarının odağındaysa PKK’nın Suriye örgütlenmesi SDG’nin kendisini feshetmesinin lafta kalmaması, Türkiye’ye tehdit oluşturmaktan bütünüyle çıkması vardı.
Bir de İsrail’in Suriye başta olmak üzere bölgeyi istikrarsızlaştırmak için IŞİD (DEAŞ) dahil terörizmi körüklediği suçlaması.
Bu sözlerin 27 Ekim’deki İsrail seçimleri öncesinde Başbakan Binyamin Netanyahu’ya “Sakin ol, üstümüze gelme” mesajı olduğu söylenebilir. Gerilimin sürmesine rağmen geçen hafta İsrail’in Türkiye’ye atamak istediği maslahatgüzâra Ankara’nın onay verdiğini unutmayalım. Fidan geçenlerde Ankara’nın sorunun İsrail devletiyle değil Netanyahu ve ortaklarının saldırgan siyasetiyle olduğunun “altını çizmişti”.
Ankara, bu durumda Ankara derken hem AK Parti iktidarı hem de DEM Parti kaynaklarını kast ediyorum, silah bırakma ve çerçeve yasayı uygulama süreci uzadıkça sürecin dış engellemelere daha açık olduğunu söylüyorlar. Dış etki denince de iki ülke adı telaffuz ediliyor: İsrail ve İran.
Dolayısıyla Türkiye’nin hem iç hem dış güvenliği ve sürecin yürümesi bakımlarından Suriye ve Irak’la işbirliği stratejik önem taşıyor.
Önümüzdeki günlerde yeni gelişmeler beklemeliyiz.
Bu arada küresel ve bölgesel siyasette Türkiye’yi yakından ilgilendiren gelişmeler olanca hızıyla devam ediyor.
Birkaçını hatırlatalım.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin ev sahipliğinde 12-13 Eylül’de Yeni Delhi’de toplanan BRICS Zirvesi Çin Cumhurbaşkanı Şi Cingpin ve Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’den, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi dahil liderleri bir araya getirdi. 11 ülke çoklu ve ikili düzeyde İran savaşından Gazze katliamına, yapay zeka savaşlarından enerji krizine dek her konuyu görüştü,“Küresel Güneyin sesi” olacaklarını ilan ettiler. Dünya nüfusunun yarısı, dünya ekonomisinin yüzde 40’ı BRICS üyesi ülkelerde. Çin ilk defa burada Ukrayna dahil uluslararası krizlerde devreye girmeye hazır olduğunu söyledi.
Yemen’de Husilerin son saldırılarıyla Kızıldeniz’in Hint Okyanusuna açılışı olan Babülmendep Boğazındaki denetimlerini artırmaları, azalan gemi trafiği küresel enerji krizini biraz daha derinleştirerek petrolün varil fiyatının 110 doları geçmesine neden oldu. Suudi Arabistan’ın petrol ihracatı 36 yılın en düşük düzeyine indi. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Cezayir’in diplomatik ilişkileri kesmesi enerji denklemini daha da bozacağa benziyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın S.Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman’ın aynı gün içinde Husilere karşı iki kez yardım istediği ama Trump’ın bunu İran’ın müzakere masasından kalkmasına yol açabileceği gerekçesiyle geri çevirdiği bildirildi. O arada, S.Arabistan’ın enerji tesislerine atılan İran yapımı dronun Irak topraklarından ateşlendiğinin anlaşılması üzerine Irak hükümetinin operasyon başlatması, S.Arabistan’ınMekke Anlaşması ortağı Türkiye’nin bu saldırıyı şiddetle kınadı.
Trump’ın Netanyahu’nun peşinden sürüklenerek başlattığı İran Savaşını 3 Kasım seçimlerinden önce bitirme hesapları suya düştü. ABD’yle anlaşmak için seçim sonuçlarını bekleyeceklerini söyleyen Pezeşkiyan’ın dediği çıktı. Pezeşkiyan dün Trump’ın “yiğitse” kara harekâtını başlatıp İran askerleriyle yüz yüze mücadeleye başlaması çağrısında bulundu.
ABD’deki İrlanda asıllı oyları çekmek için seçim kampanyası amacıyla gittiği Dublin’de “İrlandaları birleştirme” vaadinde (ki Kuzey İrlanda malum Birleşik Krallığın parçası) bulunması da İrlanda Cumhurbaşkanı Catherine Connolly’den sıkı bir İsrail’e eleştirisi yemesini engelleyemedi.
Netanyahu 27 Ekim seçimlerine dek kışkırtma ve saldırılarını tırmandırdıkça Trump dış politikada biraz daha zora düşüyor. Buna rağmen Demokratların hataları sayesinde gücünü tamamen kaybetmeyebilir.
Rusya ve Almanya arasındaki Ukrayna gerilim giderek tırmanıyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavtov’un İkinci Dünya Savaşına atıfla, “Almanya yine savaş istiyor” demesi, Alman Başbakanı Friedrich Merz ise “Almanya hazır” derken Litvanya’da bir muharip birlik konuşlandırma kararı aldı. Rusya yaptırımları nedeniyle ağır üretim ve pazar kaybına uğrayıp on binlerce işçi çıkartan Volkswagen’in İsrail’le silah üretim anlaşması yapacağı haberleri ne yapsa Netanyahu’ya yaranamayan Merz’i biraz daha zora sokuyor.
Bu arada geçen hafta bir eyalette seçim kazanan aşırı sağcı Alternatif Parti (AfD) lideri Alice Weidel’in 20 Eylül’de iki eyaletteki seçim öncesi, “Almanya’nın parasını artık komşuları için değil, kendi halkı için harcayacağı” vaadinde bulunması; kastedilen Ukrayna, Polonya ve Baltık ülkeleridir.
Türk Hava Kuvvetlerinin Estonya’da Rusya’ya karşı NATO devriye göreviyse devam ediyor.
Rusya ve Ukrayna giderek daha fazla oranda birbirlerinin cephe gerisindeki enerji tesisleri başta olmak üzere sivil hedeflerini vurmaya başladı. Rusya, NATO’yu Ukrayna’ya cephe gerisini vuracak menzilde silah vermekle suçluyor. Rusya’nın Kuzey Buz Denizinde nükleer denizaltılarla düzenlediği sualtı tatbikatı NATO’yu fiber optik kablolarla haberleşme güvenliği açısından panikletti. Karadeniz’de seyir güvenliği, ilk defa iki insansız deniz aracının çatışmasıyla daha da azaldı; Ukrayna İDA’sının Rus İDA’sını batırdığı iddia ediliyor.
Türkiye’nin arabuluculuk girişimleri NATO Ankara Zirvesi ardından eskisi kadar ümit vermiyor. Ama 12-13 Eylül’de Yeni Delhi’de toplanan BRICS Zirvesinde Çin ve Hindistan, Rusya-Ukrayna savaşında arabuluculuğa hazır olduklarını söylediler. Volodimir Zelenskiy’nin kabul etmesi düşük ihtimal.
O da tıpkı ABD seçimleri öncesi “Biz da varız” diye İsrail’e güvenip Türkiye’yi kışkırtarak dikkat çekmek isteyen Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis gibi, yan gözle Trump’ın kaybedip kaybetmeyeceğini görmek istiyor.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan uzun hafta sonu tatili için gittiği memleketi Güneysu’da “Önümüzdeki seçimi atlatalım” deyince,…
Gazeteci Nagehan Alçı’nın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yaptığı görüşmeden aktardığına göre, Abdullah Öcalan…
Yeni Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı 18 Ağustos 2026’da yayınlandı. Yapay zekâ uygulamalarının olumlu yanlarının…
Yemen’de Husilerin hükümet güçlerine son saldırısıyla Meyyun Adası’nı ele geçirmeleri sadece Babülmendep Boğazı'nda gemi trafiğinin…
Apar topar kapatılınca unutulacağı düşünülen “soğuk dosyaların” yeniden açılması son dönemlerde alınan en isabetli kararlar…
Uluslararası eğitim gündeminde her üç yılda bir aynı sahne kurulur. OECD, temel eğitimin hemen sonunda,…