Siyaset

CHP dağınık ama ortalık gül bahçesi olmadı: NATO telaşı neyi gösteriyor?

NATO Zirvesi öncesi hamleler CHP’nin dağınık hâline rağmen Erdoğan için ortalığın gül bahçesine dönüşmediğini gösteriyor. Özgür Özel 26 Haziran’da Diyarbakır’da, 2015’te Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürüldüğü yerin yakınında, CHP milletvekilleri Türkan Elçi ve Sezgin Tanrıkulu ile vatandaşlara konuşurken görülüyor.

Son iki gündür dünyanın, Batı dünyasının NATO’nun Ankara Zirvesiyle ilgili neyi konuştuğunu izliyor musunuz?
– Önce ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a övgüleri, NATO Zirvesine onun hatırına katıldığı beyanı ve millî savaş uçağı KAAN’da kullanılacak motor satışı “hediyesiyle”  geleceği sözleri,
– Sonra, Ankara’daki olağanüstü güvenlik önlemelerinin parçası olarak gösterilen tutuklamalar,
– Nihayet zirveyi izlemek üzere başvuran gazetecilere akreditasyon verilmesi konusunda yapılan ayrımcılık ve bu konuda hem NATO hem de Türk yetkililerin yalan söylediğinin ortaya çıkması.

Tutuklamalar ve medya ayrımcılığı

Kim bilir kimlerin kendilerini göstermek amacıyla kalkıştığı tutuklamalar ve medya ayrımcılığı nedeniyle ilk madde, yani değişen jeopolitik ortamda Türkiye’nin değişen stratejik konumu tartışılmadı.
Onun yerine, yaşını başını almış 42 TEMA çevre gönüllüsünden feminist iktisatçı Emel Memiş, LGBTi+ savunucusu gazeteci Yıldız Tar’a dek değişen alanlarda 103 kişinin “Türkiye’yi terör ülkesiymiş gibi göstermek amacıyla” protesto gösterisi düzenleme niyeti taşıdıkları gerekçesiyle tutuklanması tartışılıyor. Kuş gözleminden Ankara’ya dönerken, ücret hakları için Ankara’ya yürüyen işçilerin dinlendiği akaryakıt istasyonunda mola veren çevre gönüllüleri silahlı öğütlerle bağlantılı olmakla suçlanıyor.
Onun yerine Türk gazetecilerin haklarını dile getirmesi sonucu pek çok NATO üyesi ülke Genel Sekreter Mark Rutte’ye neden Basın Bürosu’nun hangi Türk gazetecilere onay verme inisiyatifini, Sözcü Allison Hart’ın deyişiyle “Türk yetkililere” bıraktığını soruyor. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Rutte’ye yazdığı mektup uluslararası medyada gündem oluyor.
Öyle bir görünüm var ki, neredeyse tamamı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca Erdoğan’ın programlarını izlemesine izin verilen isimler NATO akreditasyonu almış görünüyor.

Güvenlik mi güç gösterisi mi?

NATO Zirvesinin Türkiye’de yapılması önemli. Konular önemli. Rusya’nın Ukrayna savaşından İsrail’in ABD destekli İran savaşına dek Türkiye kaynayan bir bölgenin ortasında. Hâlâ Türkiye’yi hedefine koyan silahlı örgütler var. Olağanüstü güvenlik önlemleri bu bakımdan anlaşılır.
Anlaşılır olmayan, gerek bu tutuklamaların gerekse medya kısıtlamalarının güvenlik endişelerinin ötesinde bir güç gösterisine dönüştürülmesi.
Birileri yukarı katlara “Boş oturmuyoruz” demek için, yukarı katlar da NATO muhataplarına “Kuş uçurtmuyoruz” demek için pazılarını şişiriyor.
Birileri NATO liderlerine nahoş sorular sormayacağını düşündüğü gazetecilerin önünü açarken, buna tepki gösterilmeyeceğini, yanlarına kalacağını düşünüyor. Belki NATO’ya da “Bizde böyle bu işler” mesajı veriliyor. Bir NATO telaşı var sanki iç cephede.

CHP dağıldı ama gül bahçesi yok

Ana muhalefet CHP en güçlü göründüğü sırada dışarıdan ve içeriden vurulan darbelerle dağıldı.
Etrafındaki ekip Kemal Kılıçdaroğlu’nu İstanbul’a götüremiyor ama Özgür Özel ertesi gün Diyarbakır’a gidiyor.
Selahattin Demirtaş, Kılıçdaroğlu’nun Edirne cezaevinde görüşüne gelmesini istemiyor ama avukatıyla Diyarbakır’a gideceği gün Özel’e selam yolluyor.
Sokakta ve Meclis’te bir CHP var, Genel Merkez’de bir başka CHP var.
DEM Parti bir yandan “Dün banaydı, bugün CHP’ye, yarın yine bana olabilir” dikkatiyle AK Parti’yi bir an önce Terörsüz Türkiye çerçeve yasasına zorlarken, İYİ Parti (27 Haziran’da) yasaya karşı miting düzenliyor.
AK Parti, muhalefetin bu dağınıklığına ve anketlere bakarak, seçime dikensiz gül bahçesinde yürür gibi gideceğini düşünüyor.
Erdoğan NATO Zirvesi’nde diğer liderlere “İçeride asayiş berkemal” rahatlığıyla hitap etmek istiyor.
Ama zirve öncesi tutuklamalardan, medya akreditasyonlarına müdahaleye dek hamleleri aslında o kadar da rahat olmadığını gösteriyor.

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

İzmir’i seçimle alamayan Erdoğan, Cemil Tugay’ı aldı: Bu bir zafer mi?

Tugay'ın CHP oylarıyla seçildiği İzmir Belediyesini Erdoğan'a vermesi, muhalefete bir darbe daha oldu. Bakalım AK…

11 saat ago

Fon krizi ortasında bir ölümün anatomisi ve açıklanmayı bekleyen isimler

Gündemden düşmeyen fon krizinin piyasalar ve siyasetteki etkisi, temerrüde düşen bir fon şirketi yöneticisinin intihar…

1 gün ago

Silahlar susarsa para nereye gidecek? Barışın ekonomik temettüsü

Terörsüz Türkiye süreciyle PKK'nın silahları bırakması mümkün olursa, barışın hukuki planlamasının yanında ekonomik planlaması da…

2 gün ago

Yeni Parti’nin fon krizindeki yeni hedefi AK Partili Ömer Çelik

Daha önce Fatna betük sayan Kaya ve Ömer Gönül isimlerini ortaya atan Yeni Parti sözcüsü…

2 gün ago

Ege’de silahlanma, yeni eksenler, Megali İdea ve tarihin uzun gölgesi

Ege'de silahlanma gerilimi yine artırıyor. Yunanistan'da Megali İdea ruhu canlandırılmamalı. Geleceğimizi geçmişimiz yönetmemeli.

2 gün ago

AKP adım adım İstanbul’u ele geçiriyor. İzmir ise adeta ikram ediliyor

AK Parti 2024'te seçmenden alamadığı desteği, şimdi seçilmişleri yanına çekerek almaya çalışıyor. Ama İstanbul ve…

3 gün ago