Dışişleri Bakanı Fidan 19 Şubat 2026’da Gazze Barış Kurulu imza töreninde ABD Başkanı Trump ile konuşurken görülüyor.
Türkiye 7-8 Temmuz’da NATO Zirvesi’ne hazırlanıyor. Beklentiler yüksek. Gündemde sadece Rusya’nın Ukrayna savaşı, ABD ve İsrail’in İran saldırılarıyla başlayan enerji krizi, İsrail’in Gazze ve Lübnan saldırıları, Karadeniz ve Doğu Akdeniz güvenliği yok. ABD Başkanı Donald Trump’ın bastırmasıyla NATO üyelerinin savunma bütçelerini yüzde 2’den, (2030’da yüzde 5 olmak üzere) ilk kademede yüzde 3,5’a çıkarmalarından kaynaklanan büyük bir silahlanma faaliyetine de sahne olacak zirve.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 24 Haziran’da Trump’la (Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan övgüleri altında geçen) görüşmesinin ardından 25 Haziran’da Atlantic Council’deki konuşmasında Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde düzenlenecek NATO Savunma Sanayi Forumu’nun on milyarlarca dolarlık anlaşmaların imzalanmasının beklendiği, İttifak’ın en geniş katılımlı sanayi etkinliği olacağını söyledi.
Türkiye’nin dış politikasında bir kilometre taşı sayılacak bu toplantının gölgesinde kalıyor, ama işler Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de pek istendiği gibi gitmiyor.
NATO Zirvesi’ne birkaç gün kala, 30 Haziran-1 Temmuz’da yapılacak Gazze toplantısı bunun bir örneği.
19 Şubat 2026’da Vaşington’da oluşturulan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da yönetimindeki 11 kişiden biri olduğu Gazze Barış Kurulu çerçevesinde yapılan bir toplantı.
Güney Kıbrıs Rum Hükümeti adına kimse bu kurulun üyesi değil. O zaman toplantı neden orada yapılıyor?
Bir başka soru da Türk Dışişleri Bakanı’nın kurulun üyesi olduğuna göre, Ankara bu toplantının Güney Kıbrıs’ta yapılmasını engelleyemedi mi?
Fidan, ya da temsilen herhangi bir kişi, Türk dış politikasının önemli unsurlarından Gazze üzerine bu toplantıya katılmak için Güney Kıbrıs’a gidecek mi?
Bu soruları yönelttiğim Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli’nin yanıtları şöyle oldu:
Dışişleri toplantının kasıtlı olarak uluslararası medyaya Gazze Barış Kurulu toplantısı olarak duyurulduğuna inanıyor.
Gerçi Kıbrıs Rum Hükümeti Sözcüsü Konstantinos Kombos, toplantıya ev sahipliği yapmalarına rağmen organizatörü ya da paydaşı olmadıklarını, “lojistik ve uçuş kolaylığı” nedenleriyle adanın tercih edildiğini söylüyor.
Bu doğru ama maksat lojistik ve uçuş kolaylığı ise bölgede ilk akla gelen nokta Lefkoşe değil, Antalya Havalimanı olabilir.
İşin püf noktası işte orası.
Bu toplantıya Kurul üyesi, önceki İngiltere başbakanlarından Tony Blair ve Trump’ın atadığı “Yüksek Temsilci” Nickolay Mladenov’un ya da temsilcilerinin de katılması bekleniyor.
Kurul istendiği gibi işlemiyor. Kurul toplantısından bu yana ateşkesi iki binden fazla kez ihlal eden İsrail, Gazze ve Ramallah’ta iki binden fazla Filistinliyi öldürdüğü bildiriliyor. Kıbrıs toplantısı teknik düzeyde bir “reset”, sıfırdan alma toplantısı olacak.
Kurulun 11 üyesi arasında İsrail’in de bir temsilcisi bulunuyor: iş dünyasından Yakir Gabay.
Onun ya da bir temsilcisinin de G.Kıbrıs’taki toplantıya katılma ihtimali var, Filistinlilerle yüz yüze konuşmak için.
Ancak Gazze’de süren katliam nedeniyle uluslararası yalnızlığı artan İsrail’in bölgede G.Kıbrıs ve Yunanistan dışında havalimanlarını kullanabileceği pek ülke kalmadı.
Neticede, Türkiye çok önem verdiği Gazze konulu toplantıya İsrail katılırsa, heyetin uçağı ancak oraya inebileceği G.Kıbrıs’ta olduğu için normal koşullar altında katılabilecekken katılmıyor.
Bakalım NATO Ankara Zirvesi bölgesel dengeleri nasıl değiştirecek?
Son iki gündür dünyanın, Batı dünyasının NATO’nun Ankara Zirvesiyle ilgili neyi konuştuğunu izliyor musunuz? -…
NATO’nun 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi yaklaşırken Türkiye dış politikasında eski sorular yeniden dolaşıma sokuluyor. Misal;…
ABD Başkanı Donald Trump’ın 24 Haziran’da kendisiyle 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi öncesi görüşmek için gelen…
NATO’nun 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak liderler zirvesi hem küresel politikalar hem de Türkiye’nin kurulacak yeni…
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan son birkaç günkü her konuşmasında, ilk günlerdeki “Bizi ilgilendirmez” temalı, kendi ifadesiyle…
Londra’da yaşamaya başlayalı neredeyse kırk yıl oldu. Bu süre içinde yalnızca başbakanların değişimine değil, aynı…