Ekonomi

Irak–Türkiye petrol davası: tahkimde kaybedilen masada kazanılabilir mi?

Türkiye-Irak petrol boru hattı anlaşmazlığında kaybedilmiş yeni bir tahkim davası yok. Ama eğer değerlendirilebilirse, enerji diplomasisi önünde açılan yeni fırsat penceresi var. Türkiye’nin petrol ve doğal gaz boru hatları haritası. (Şekil: THS Savunma)

Türkiye’nin Irak’a yaklaşık 1,5 milyar dolar tazminat ödeyeceğine ilişkin haberler yeniden gündeme geldi. Paris İstinaf Mahkemesi’nin son kararının ardından kamuoyunda Türkiye’nin yeni bir uluslararası tahkim davasını kaybettiği yönünde yaygın bir algı oluştu.

Oysa gerçek tam öyle değil.

Ortada Türkiye aleyhine verilmiş yeni bir tahkim kararı yok. Bu daha önce kaybedilen davanın kusurunu ortadan kaldırmıyor. Paris İstinaf Mahkemesi, 2023 yılında Uluslararası Ticaret Odası (ICC) tahkim heyetinin kararının iptali talebini reddetti. Yani yeni bir tazminata hükmetmedi; mevcut kararın hukuki geçerliliğini korudu; karar kesinleşti.

Bu ayrıntı önemlidir. Çünkü hukuk ile diplomasi aynı şey değildir. Hukuki süreç büyük ölçüde ilerlemiş olsa da diplomatik ve ekonomik müzakere henüz bitmiş değildir. Asıl mesele de yaklaşık 1,5 milyar dolarlık tazminat değildir. Kerkük–Ceyhan Boru Hattı’nın geleceği, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin konumu, devam eden ikinci tahkim süreci, Kalkınma Yolu Projesi ve Türkiye’nin bölgesel enerji merkezi olma hedefi aynı stratejik denklemin parçalarıdır.

Yeni bir tahkim kararı yok

Uyuşmazlığın temelinde, 2014–2018 yılları arasında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi tarafından üretilen petrolün Bağdat’ın onayı olmaksızın Ceyhan üzerinden ihraç edilmesi bulunuyordu.

Irak hükümetinin açtığı tazminat davasının 30 milyar dolarlık olduğunu da hatırlatmak gerekiyor. Zamanında hükümetin hatası,“Türkiye, petrolü yalnızca Irak Devlet Petrol Pazarlama Teşkilatından (SOMO) alır” cümlesinin anlaşmaya eklenmesini kabul etmiş olmasıydı. Bu cümle anlaşmaya eklenmiş olmasaydı, yaklaşık 1,5 milyar dolarlık ceza da çıkmayabilirdi. O dönem Enerji Bakanı Taner Yıldız’dı; bu maddenin konulması için ısrar edip şimdi ülkesinin bu davayı kazanmasını sağlayan ise Irak Enerji Bakanı Hüseyn el Şehristani’ydi.

Tahkim heyeti Türkiye’nin (PKK ile mücadelenin hararetli döneminde petrol boru hattına yapılan sabotajlardan kaynaklanan hasarı zamanında onarmadığı gibi) bazı yükümlülüklerini ihlal ettiğine hükmetmekle birlikte Ankara’nın kimi karşı taleplerini de kabul etti. Üstelik 2018 sonrasını kapsayan ikinci tahkim süreci hâlen devam ediyor. Dolayısıyla hukuki tablo kapanmış değil; iki tarafın önünde hâlâ önemli bir müzakere alanı bulunmaktadır.

Hukuki zafer, ekonomik kazanç getirmiyor

Uluslararası tahkim davalarında hukuki zafer her zaman ekonomik zafer anlamına gelmez.

Boru hattının iki yılı aşkın süre çalışmaması Irak’ın milyarlarca dolarlık petrol gelirinden mahrum kalmasına yol açtı. Uluslararası petrol şirketleri üretimlerini azalttı. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ciddi gelir kaybına uğradı. Türkiye transit gelirlerini kaybetti, Ceyhan Limanı eski hareketliliğini yitirdi ve yeni yatırımlar ertelendi.

Sonuçta herkes kaybetti.

Bu nedenle meseleye yalnızca “kim kazandı, kim kaybetti?” sorusuyla bakmak eksik kalır. Asıl soru, ortak kaybın nasıl ortak kazanca dönüştürüleceğidir.

Eski enerji düzeni sona erdi

Geçen yıl YetkinReport’ta yayımlanan “Irak Boru Hattı Anlaşması Bitti, Enerji Denkleminde Yeni Sayfa Açılıyor” başlıklı yazımda da vurguladığım gibi, sorun yalnızca bir tahkim davası değil; eski enerji düzeninin sona ermesidir.

Ankara, Bağdat ve Erbil arasındaki ilişki uzun yıllar fiilî uygulamalarla yürüdü. Petrol aktı, gelir elde edildi; ancak hukuki altyapı aynı hızla güncellenmedi. Sonunda ortaya çıkan boşluk tahkim kararlarıyla doldurulmaya çalışıldı.

Bugün yapılması gereken eski sistemi onarmak değil, yeni bir enerji mimarisi kurmaktır.

Tahkim aynı zamanda bir fırsat

İkinci tahkim sürecine yalnızca yeni bir risk olarak bakılmamalıdır. Aynı zamanda kapsamlı bir uzlaşma için önemli bir fırsat da sunmaktadır. Uluslararası enerji uyuşmazlıklarında taraflar çoğu zaman geçmişe ilişkin alacakları, gelecekteki transit gelirlerini, yatırım yükümlülüklerini ve yeni ticari düzenlemeleri tek bir paketin içinde müzakere eder.

Bu tartışmada çoğu zaman göz ardı edilen aktör ise Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’dir. Tahkimin hukuki tarafları Türkiye ile Irak merkezi hükümeti olsa da, ihtilafa konu petrol ihracatından doğrudan yararlanan taraflardan biri IKBY’ydi. Bölgede faaliyet gösteren uluslararası enerji şirketlerinde görev yaptığım yıllardan edindiğim deneyim, kalıcı çözümün Ankara, Bağdat ve Erbil arasında geliştirilecek kapsamlı bir enerji ve mali uzlaşmadan geçtiğini gösteriyor.

Masayı büyütmenin zamanı

Türkiye’nin bugün yapması gereken tartışmayı yalnızca 1,5 milyar dolarlık tazminat hesabına sıkıştırmak değildir.

Kalkınma Yolu Projesi, Kerkük–Ceyhan Boru Hattı’nın yeniden tam kapasite işletilmesi, doğal gaz ticareti, elektrik enterkoneksiyonları, petrokimya yatırımları, lojistik merkezleri ve Ceyhan’ın bölgesel enerji merkezi hâline gelmesi taraflara onlarca milyar dolarlık ortak değer yaratabilir.

Bunun için tahkim dosyalarının yalnızca hukukçulara bırakılmaması gerekir. Cumhurbaşkanlığı koordinasyonunda enerji, dış politika, ekonomi ve ticaret kurumlarının birlikte yöneteceği bütüncül bir müzakere stratejisine ihtiyaç vardır.

Mahkemeler geçmişi, diplomasi geleceği

Türkiye’nin önünde bugün iki yol bulunuyor.

Ya geçmiş ihtilafların etrafında dönmeye devam edecek ya da bu hukuki dosyayı daha büyük bir ekonomik ve jeostratejik ortaklığın başlangıcına dönüştürecek.

Ben ikinci yolun Türkiye’nin uzun vadeli çıkarlarına daha uygun olduğuna inanıyorum.

Çünkü enerji diplomasisinin değişmeyen kuralı şudur:

Mahkemeler geçmişi karara bağlar; geleceği ise müzakere masaları şekillendirir.

Mehmet Öğütçü

Londra Enerji Kulübü YK Başkanı

Recent Posts

Elektronik kelepçeli Marine Le Pen Fransa Cumhurbaşkanı Seçilebilecek mi?

Geçtiğimiz salı günü, 7 Temmuz'da Paris İstinaf Mahkemesi Fransız siyaset dünyasının nefesini tutarak beklediği Marine…

33 dakika ago

Operasyon öncesinde Çankaya’da taksiye bindim, CHP konuştuk

Siyasi kuliste epeydir köpürtülüyor, “Sıra orada” deniyordu. Savcılık emriyle polis 11 Temmuz şafak operasyonuyla CHP’li…

20 saat ago

Yunanistan ve Güney Kıbrıs, Türkiye–AB denklemini nasıl değiştirdi?

Tam da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’daki NATO Zirvesi’nin kapanış akşamında Avrupa Birliği’nin üst düzey…

2 gün ago

ABD’ye kızıp Rusya’dan S-400 aldık, şimdi kurtulmaya çalışıyoruz

Ve bunu yapabilirsek, diplomatik zafer olarak ilan etmek üzereyiz. Aslında başlığa sığmayan cümlenin tamamı şöyle:…

2 gün ago

DEM: Çerçeve yasada ne olduğu bize de söylenmiyor, çoğu AKP’liye de

Terörsüz Türkiye sürecinin yol haritası olacağı söylenen “çerçeve yasanın” önümüzdeki hafta AK Parti tarafından Meclis’e…

3 gün ago

Ankara NATO Zirvesi: Güvenlik Vardı, Peki Barış?

Ankara, 7–8 Temmuz tarihlerinde NATO'nun son yıllardaki en önemli zirvelerinden birine ev sahipliği yaptı. Zirvenin…

4 gün ago