Özel, Kılıçdaroğlu’nun “FETÖ’cüler onu destekliyor” demesine yanıt vermedi ama “Üyelere soralım, kaybeden gitsin” diye meydan okudu.
CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında söz düellosu devam ediyor. Özel’in “Kurultay yoksa yeni partiyi kurarız” demesinden sonra Kılıçdaroğlu “Özel’i FETÖ destekliyor” demişti. Özel bugün, 14 Temmuz’da, topladığı CHP grubunda FETÖ konusuna girmedi ama başka bir şey yaptı.
Özel, Kılıçdaroğlu’na kurultaya gitmeyecekse üyelerin oyuna başvurma konusunda şöyle meydan okudu:
• “İster bıraktığın 1 milyon 200 bin üye, ister bizim bıraktığımız 2 milyon üyeyle seçime gidelim, kaybeden CHP’yi salsın.”
Özel böyle bir seçimde yüzde 90’ın altında oy alırsa siyaseti bırakacağını da öne sürdü.
Bu popülist çağrı, Özel’in Kılıçdaroğlu’nun olağanüstü kurultay çağrısı yapacağından ümidi kestiği ve yeni parti kuruluşuna bir adım daha yaklaştırdığı anlamına da geliyor.
Öte yandan Kılıçdaroğlu’nun 13 Temmuz akşamı TV100 canlı yayınında söylediklerinin siyaset kulisinde yankıları devam ediyor.
15 Temmuz darbe kalkışmasının onuncu yılındayız; Demokrasi ve Millî Birlik Günü öncesinde güvenlik güçleri her gün kendilerini gizlemeyi başardıkları iddiasıyla FETÖ operasyonu açıklıyorlar. Fethullah Gülen örgütünün gizli haberleşme yöntemlerinden olan ByLock uygulamasındaki hiyerarşiyi deşifre edip “Başka kimler, hangi bürokrat, gazeteci, hatta siyasi var?” sorusunu yeniden sordurtuyorlar. Bunlar belki ses getirici bir operasyon hazırlığına, belki de hâlâ darbe niyetinde olanlar varsa gözünü korkutmayı amaçlıyor; yakında anlarız.
Bu ortamda yargının mutlak butlan kararıyla CHP genel başkanlığına dönen Kılıçdaroğlu TV100 yayınında şunları söyledi:
• “Kaçak FETÖ’cüler kimi destekliyor, internet sitelerine bakın. FETÖ’cü YouTuberlar benim aleyhimde. FETÖ, Özgür Özel ve arkadaşlarına destek veriyor.”
Kılıçdaroğlu’nun TV100 söyleşisinde söylediği başka şeyler de var; katılıp katılmamak ayrı ama bunlar siyasi mücadele içinde yeri olan şeyler; birazdan geleceğim.
Ama durduk yerde ve özellikle de böyle bir zamanda Özel ile FETÖ’yü ilintilemeye çalışmak nereden çıktı?
Özel’in 15 Temmuz gecesi TBMM’de zamanlıca, yani derhal sergilediği tutum biliniyor.
Kaldı ki aynı mantıkla Özel’in de AK Parti çizgisindeki gazeteci ve yorumcuların aylardır Kılıçdaroğlu’na destek yayınları yapmasına işaret ederse, o da aynı şekilde yanlış olur.
Kılıçdaroğlu’nun bunu söylemesinden birkaç saat önce Özel, gözaltına alınan Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güler için yürüyüş düzenliyordu. Özel, mutlak butlan kararının iptali için Yargıtay’a itirazlarının adli tatilin başlayacağı 20 Temmuz’a dek sonuçlanmaması halinde yeni parti kuracaklarını söylüyordu. Özel ekibinin sözcüsü Zeynel Emre de CHP yönetimine “çağrı heyeti” atanması için yargıya başvuracaklarını açıklıyordu; nitekim bu başvuru 14 Temmuz’da yapıldı.
O nedenle CHP’de gözler Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan Aktaş ve Başak Şengül’le yayınına çevrilmişti.
Kılıçdaroğlu’nun yayında söylediği ve belki de genel olarak CHP kitlesine en çok hitap eden sözleri, Özel’in de partiden ayrılmasını istemediğini, partinin bölünmesinin en çok Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AK Parti’ye yarayacağını söylemesi oldu.
Kılıçdaroğlu, Özel kontrolündeki CHP TBMM Grubu’nun AK Partili ve MHP’li milletvekillerinden oluşan 75 milletvekilinin sahte pusulayla oy kullanmasına sessiz kaldığını eleştirdi. O çerçevede “Bu Gazi Meclis değil, 17/25’i aklayan Meclis” dedi ki, bu Erdoğan’ın doğrudan FETÖ kumpası saydığı 17/25 Aralık 2013 yolsuzluk skandalı iddiasını yeniden gündeme getirmesi demekti.
Özel aleyhine neredeyse bütün kartlarını oynadı Kılıçdaroğlu; epey geride kalmış olan koruma polislerine yemek meselesini dahi dile getirdi. Hal böyleyken Özel’in partide kalmak istemesinden yana olduğunu söylemesi yalnızca bir taktik mi, yoksa Özel’in an itibarıyla yakaladığı kitle sempati ve desteğinin kendi kontrolünde kalan CHP’ye daha fazla zarar vereceğini düşündüğünden mi? Eğer öyleyse, neden partide kalmasını istediğini söylediği Özel’e “FETÖ destekliyor” diye vuruyor?
Zaman kazanmak için mi? Ve niçin?
Kılıçdaroğlu diyor ki Özel kalsın ama 2023 kurultayında hile ile seçildiğini Yargıtay’daki itirazını geri alarak kabul etsin. Böylece CHP’yi kendi belirleyeceğim delegelerle olağan kurultaya götüreyim. Ayrıca Özel partide “paralel yapı” kurmaya da kalkmasın. (Bir not: bu “paralel” sözü genel olarak Kılıçdaroğlu’nun kullandığı bir ifade değil ve FETÖ çağrışımı için kullanılmış gibi duruyor.)
Özel diyor ki, Kılıçdaroğlu olağanüstü kurultay çağrısında bulunsun, 2023 kurultayındaki ve tamamı Kılıçdaroğlu döneminde belirlenmiş delegelerle seçime gidelim, kim seçilirse diğer taraf onu kabul etsin, CHP bölünmesin. Tabii olağanüstü kurultay ilan etmesi durumunda da Kılıçdaroğlu CHP’yi 2024 seçimlerinde AK Parti’yi geçen kadrolardan “arındırmış” olma hedefini tam olarak yerine getiremeyecek.
Şu anda dışarıdan bakıldığında görülen, CHP’deki tartışmanın “Kurultay olağan mı, olağanüstü mü olacak?” konusunda düğümlendiği.
CHP seçmeninin ve diğer muhalefet partilerinin de beklediği ise Özel’in de harcanmadan, CHP’nin bölünmeden yola devam etmesi.
Bu kadar yıldır siyaset izleyen bir gazeteci olarak merak ettiğim bir şey var. Siyasetteki en deneyimli isimlerden birisi olan Kılıçdaroğlu, artık arkasında parti parası, parti otobüsü, parti örgütü bulunmayan Özel’e gösterilen sempati ve desteği görmüyor mu?
Şu anda etrafındaki bazı kadroların, bir başsavcılığın Özel’i de FETÖ’ye “iltisaklayan” bir soruşturma açılması için, eğer daha fazlasını yapmıyorlarsa en azından dua ettiklerini tahmin edebiliyorum, ama Kılıçdaroğlu, Özel’e FETÖ imasının ters tepeceğini, muhalif seçmenin kendisine duyulan tepkiyi daha da artıracağını değerlendiremiyor mu?
Dahası, Kılıçdaroğlu “Siyasi davalara hayır, adli davalara evet” dediği yargı mekanizmasının, AK Parti-MHP atmosferindeki “istiap haddini”, yani “yüklenme sınırını” doldurduğunda kendi aleyhine de dönmeyeceğinden emin mi?
Türkiye’nin Irak’a yaklaşık 1,5 milyar dolar tazminat ödeyeceğine ilişkin haberler yeniden gündeme geldi. Paris İstinaf…
Geçtiğimiz salı günü, 7 Temmuz'da Paris İstinaf Mahkemesi Fransız siyaset dünyasının nefesini tutarak beklediği Marine…
Siyasi kuliste epeydir köpürtülüyor, “Sıra orada” deniyordu. Savcılık emriyle polis 11 Temmuz şafak operasyonuyla CHP’li…
Tam da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’daki NATO Zirvesi’nin kapanış akşamında Avrupa Birliği’nin üst düzey…
Ve bunu yapabilirsek, diplomatik zafer olarak ilan etmek üzereyiz. Aslında başlığa sığmayan cümlenin tamamı şöyle:…
Terörsüz Türkiye sürecinin yol haritası olacağı söylenen “çerçeve yasanın” önümüzdeki hafta AK Parti tarafından Meclis’e…