TBMM’ye geçtiğimiz hafta gelmesi beklenen Terörsüz Türkiye çerçeve yasası bu haftaya kaldı. Davutoğlu’dan Önder Sav’a, Erdal Beşikçioğlu’dan Cem Küçük’e dek birbiriyle ilgisiz görünen gelişmeler, büyük kırılma resminde anlam taşıyor.
Tek başına baktığınızda, Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi’ni feshedip aktif siyaseti bırakması da, CHP’nin kara kutusu Önder Sav’ın “Atatürk’ün partisinin genetiği değiştirildi” salvosuyla 70 yıllık rozetini çıkarıp Yeni Parti’ye katılması da siyasetin genel gidişini sarsacak gelişmeler olarak görülmeyebilir. Ancak Türk siyasetinin büyük bir kırılma eşiğinde olduğu şu günlerde her birini o sarsıntının öncü şokları saymak mümkün.
Bu listeye Ankara, Etimesgut ilçesinin CHP’den seçilmiş belediye başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun gözaltına alınmasıyla devam eden belediye operasyonlarını, MHP’li Feti Yıldız’ın parti kapatma suçlarına “yolsuzlukların odağı olmanın” da eklenmesini ve iktidar cephesinin medyadaki seslerinden gazeteci Cem Küçük’ün önce işten ayrılıp sonra gözaltına alınmasını da ekleyebilirsiniz.
İlk bakışta birbiriyle ilgisiz görünen bu gelişmeler, bir duvar resmini iki adım geriye çekilince daha net görmemiz gibi, daha büyük bir resmin parçaları, büyük bir kırılmanın öncü şokları olarak bir anlam ifade ediyor.
Bakış açımızı biraz değiştirince yukarıda saydığımız gelişmeler farklı bir yere oturuyor:
Beklenen büyük kırılma, Terörsüz Türkiye süreci, yeni PKK’nın silah bırakıp kendini feshetmesi üzerinden Kürt sorununa TBMM çatısı altında çözüm bulma sürecidir.
Bu sürecin başarısı yalnızca Türkiye’nin son yarım asrını insani acılar ve ekonomik, siyasi, hukuki yoksunluklara tüketmesine yol açan silahlı mücadele döneminin son bulması demek olmayacak. Aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve hukuki yönlerden güncellenmesine de zemin verebilir. Bu zeminin serbest siyasi rekabeti engelleyen yargı-siyaset ilişkileriyle sürdürülebilir olması zordur. Ama bu başlangıç önemlidir.
Çünkü PKK’nın silah bırakmasıyla, PKK’lıların Türkiye’ye dönüşüyle süreç bitmeyecektir, ama PKK silah bırakmadan, dönüş başlamadan süreç başlamayacaktır.
Bu sürecin gerçek başlangıcı “Çerçeve Yasa” adı verilen yol haritasının TBMM’den geçmesi olacak.
Türkiye’nin yakın tarihinde çok partili rejime geçiş kadar önemli bir kırılmanın, çerçeve yasanın Meclis tarafından kabulüyle başlayacağı söylenebilir.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un “Yasa çıkmadan Meclis tatile girmeyeceği” sözünü, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan son kabine toplantısının ardından teyit etti.
Beklentiler, yasa taslağının geçtiğimiz Çarşamba günü TBMM Adalet Komisyonu’na gelmesi, 31 Temmuz Cuma günü, yani bugün, Genel Kurul’da oylanıp yasalaşmasıydı.
Olmadı. Bu durum AK Parti ile DEM Parti arasında ortak bir metin üzerinde henüz bir görüş birliğinin oluşmadığını gösteriyor. Kırılma haftaya kalmış gibi görünüyor. Eğer uzlaşma olursa, önümüzdeki hafta başında başlatılacak Meclis çalışması 7 Ağustos Cuma tamamlanabilir.
Bu süreçte siyaset, ekonomi ve medyada, tek başına gidişatı değiştirmese de büyük kırılmanın öncü sarsıntıları sayılabilecek başka gelişmeler beklenmeli.
(*) Bu konuda Çiğdem Toker’in T24’teki “Stratejik pazarlık ya da pimi çekilmiş tvit” yazısını okumanızı öneririm.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile baş başa görüşmesi siyasi gündemi…
Türkiye’nin değerli bilim, sanat, eğitim ve kültür insanlarıyla çalışmaları ve dünyaya bakışları üzerine sohbetleri Murat…
ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye ve Irak işlerini de kendisine bağladığı Ankara Büyükelçisi Tom Barrack,…
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nin YÖK’e gönderdiği görüş yazısı, akademisyenlerin YouTube, sosyal medya, internet siteleri ve mobil…
Türkiye, PKK ile kırk yılı aşan çatışmayı sona erdirme konusunda belki de uzun zamandır olmadığı…
Öncelikle söylemek gerekiyor ki Ahmet Davutoğlu, aktif siyaseti bırakmış halde, kendisine açılan Cumhurbaşkanına hakaret davasında…