

TBMM’ye geçtiğimiz hafta gelmesi beklenen Terörsüz Türkiye çerçeve yasası bu haftaya kaldı. Davutoğlu’dan Önder Sav’a, Erdal Beşikçioğlu’dan Cem Küçük’e dek birbiriyle ilgisiz görünen gelişmeler, büyük kırılma resminde anlam taşıyor.
Tek başına baktığınızda, Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi’ni feshedip aktif siyaseti bırakması da, CHP’nin kara kutusu Önder Sav’ın “Atatürk’ün partisinin genetiği değiştirildi” salvosuyla 70 yıllık rozetini çıkarıp Yeni Parti’ye katılması da siyasetin genel gidişini sarsacak gelişmeler olarak görülmeyebilir. Ancak Türk siyasetinin büyük bir kırılma eşiğinde olduğu şu günlerde her birini o sarsıntının öncü şokları saymak mümkün.
Bu listeye Ankara, Etimesgut ilçesinin CHP’den seçilmiş belediye başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun gözaltına alınmasıyla devam eden belediye operasyonlarını, MHP’li Feti Yıldız’ın parti kapatma suçlarına “yolsuzlukların odağı olmanın” da eklenmesini ve iktidar cephesinin medyadaki seslerinden gazeteci Cem Küçük’ün önce işten ayrılıp sonra gözaltına alınmasını da ekleyebilirsiniz.
İlk bakışta birbiriyle ilgisiz görünen bu gelişmeler, bir duvar resmini iki adım geriye çekilince daha net görmemiz gibi, daha büyük bir resmin parçaları, büyük bir kırılmanın öncü şokları olarak bir anlam ifade ediyor.
Açıyı değiştirerek bakınca…
Bakış açımızı biraz değiştirince yukarıda saydığımız gelişmeler farklı bir yere oturuyor:
- Davutoğlu’nun ricatı gerçekçidir. Muharrem İnce’nin Memleket Partisi örneğine benziyor. Küçük partilerin kendini feshetme, benzerleriyle birleşme ya da büyükler içinde erime sürecine girdiği söylenebilir.
- Önder Sav’ın çıkışının CHP’de kalıp “mutlak butlancı” olmayanlar üzerinde sembolik etkisinden bahsedilse de parti örgütlerince seçmen desteğine tahvil edilebileceği kuşkuludur. Siyasette bir perdenin kapanış sahnelerinden biri sayılabilir.
- Belediye operasyonları ana muhalefetin gücünü bölmekle, Ekrem İmamoğlu’nu devre dışı bırakmakla kalmadı. Muhalif seçmen de Özgür Özel’in, Mansur Yavaş’ın da pekâlâ aynı akıbete uğrayabileceği algısını, güvensizliğini pekiştirdi.
- MHP’li Feti Yıldız’ın “yolsuzlukların odağı olma” çıkışı aynı zamanda MHP desteği yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si veya DEM Parti desteğine güvenen AK Parti’nin iktidardan düşerse başına gelebileceklere de işaret ediyor. (*)
- Cem Küçük’ün gözaltına alınmasını Veyis Ateş’in, Mehmet Akif Ersoy’un ve Rasim Ozan Kütahyalı’nın tutuklanmalarından ayrı düşünmek zor. 1990’larda idare özel harekâtçıların PKK ile mücadelede gayrimeşru yöntemler kullanmasına izin vermişti. Bazıları gücün kendilerinden kaynaklandığı yanılsamasıyla şahsi çıkarlarını görmezden gelinemeyecek boyutlarda kullanmaya başlayınca, idare gücün aslında kime ait olduğunu hatırlattı. Biraz ona benziyor. İktidar medyasındaki kırılma devam edebilir, büyük resimde yeri vardır.
Nedir beklenen “büyük kırılma”?
Beklenen büyük kırılma, Terörsüz Türkiye süreci, yeni PKK’nın silah bırakıp kendini feshetmesi üzerinden Kürt sorununa TBMM çatısı altında çözüm bulma sürecidir.
Bu sürecin başarısı yalnızca Türkiye’nin son yarım asrını insani acılar ve ekonomik, siyasi, hukuki yoksunluklara tüketmesine yol açan silahlı mücadele döneminin son bulması demek olmayacak. Aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve hukuki yönlerden güncellenmesine de zemin verebilir. Bu zeminin serbest siyasi rekabeti engelleyen yargı-siyaset ilişkileriyle sürdürülebilir olması zordur. Ama bu başlangıç önemlidir.
Çünkü PKK’nın silah bırakmasıyla, PKK’lıların Türkiye’ye dönüşüyle süreç bitmeyecektir, ama PKK silah bırakmadan, dönüş başlamadan süreç başlamayacaktır.
Bu sürecin gerçek başlangıcı “Çerçeve Yasa” adı verilen yol haritasının TBMM’den geçmesi olacak.
Türkiye’nin yakın tarihinde çok partili rejime geçiş kadar önemli bir kırılmanın, çerçeve yasanın Meclis tarafından kabulüyle başlayacağı söylenebilir.
31 Temmuz olmadı, 7 Ağustos olur mu?
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un “Yasa çıkmadan Meclis tatile girmeyeceği” sözünü, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan son kabine toplantısının ardından teyit etti.
Beklentiler, yasa taslağının geçtiğimiz Çarşamba günü TBMM Adalet Komisyonu’na gelmesi, 31 Temmuz Cuma günü, yani bugün, Genel Kurul’da oylanıp yasalaşmasıydı.
Olmadı. Bu durum AK Parti ile DEM Parti arasında ortak bir metin üzerinde henüz bir görüş birliğinin oluşmadığını gösteriyor. Kırılma haftaya kalmış gibi görünüyor. Eğer uzlaşma olursa, önümüzdeki hafta başında başlatılacak Meclis çalışması 7 Ağustos Cuma tamamlanabilir.
Bu süreçte siyaset, ekonomi ve medyada, tek başına gidişatı değiştirmese de büyük kırılmanın öncü sarsıntıları sayılabilecek başka gelişmeler beklenmeli.
Not
(*) Bu konuda Çiğdem Toker’in T24’teki “Stratejik pazarlık ya da pimi çekilmiş tvit” yazısını okumanızı öneririm.


