Siyaset

Uğur Mumcu suikastı: o tuğla çekilecek, o duvar yıkılacak mı?

Adalet Bakanı Akın Gürlek 6 Ağustos’ta 33 yıl önce öldürülen gazeteci Uğur Mumcu’nun ailesine “Devlet isterse ortaya çıkarır” sözü verdi. Ümitler bu kez de boşa çıkmamalı. Fotoğrafta sağdan sola, Gürlek, Güldal Mumcu, Özgür Mumcu ve avukatları Turgut Kazan görülüyor.

“Biz, arkasındaki güçlerin kim olduğunu ve kimlerin bunları koruduğunu bilmek istiyoruz.” 1993’te öldürülen gazeteci Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu, dün, 6 Ağustos’ta Adalet Bakanı Akın Gürlek’e böyle söylemiş.
Gürlek’in “Devlet her zaman bir olayı isterse ortaya çıkartır. Şu an biz samimiyetle bu süreci yürüteceğiz” demesi 33 yıldır devletin bu siyasi cinayetin arkasında neyin, kimlerin olduğunu ortaya çıkaramamasının bir “isteksizlik” ve “samimiyetsizlik” olduğu suçlamasını da içeriyor.
Babası 24 Ocak 1993’te evlerinin önünde, atacına yerleştirilen bomba ile öldürüldüğünde 16 yaşında olan oğlu Özgür Mumcu da “Birtakım failler var. Bunun arkasındaki bağlantılar. Devletin bunu ortaya çıkarma iradesi göstermesi bizi sadece memnun eder” demiş.
Uğur Mumcu cinayetinin siyasi amaçlı bir suikast olduğu ortadaydı. Uğur Mumcu sadece yolsuzlukları ortaya çıkarmakla kalmıyor, PKK’nın dış bağlantıları, o yıllarda İran’ın Türkiye’deki bombalı saldırıları konularını da araştırıp yazıyordu.
Gürlek görüşmede “Rahmetlinin bakmış olduğu dosyalar, olaylar, ele aldığı yazılardan dolayı bir kesimin radarına girdiğini düşünüyoruz” demiş. Bu yeni bir durum.

Mehmet Ağar’a sorulacak mı?

Güldal Mumcu, 2012’de yayınladığı “İçimden Geçen Zaman”  kitabında, 1990’larda hem İçişleri hem Adalet Bakanı olmuş Mehmet Ağar’ın kendisine cinayetin çözülmesi için, devlet bağlantılı olduğu imasıyla, bir “tuğlanın” çekilmesi gerektiğini, ama o “Tuğla çekilirse, duvar yıkılır” dediğini yazmıştı.
Neydi o tuğla, nedir o duvar?
Belli bir devlet anlayışı ve işleyişinin korunması amacıyla, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin önüne, ülkenin huzur ve güvenliğinin önüne dikildiyse, çekilsin o tuğla, yıkılsın o duvar.
Şimdi o tuğla açıklanacak, çekilecek ve o duvar yıkılabilecek mi?
Mehmet Ağar bugüne dek ne o tuğla ne de duvar hakkında konuştu.
Tuğlanın ne olduğu, neden çekilemeyeceği, çekilirse bir tuğlayla bütün duvarın neden yıkılacağı, bunun neden bir gazetecinin, Uğur Mumcu’nun öldürülmesine bağlı olduğu hâlâ sır perdesi arkasında.
Adalet Bakanı Gürlek, seleflerinden Ağar’ın da bilgisine başvurmayı, soruşturmanın parçası haline getirmeyi düşünüyor mu acaba?
Yoksa o duvarı yıkmadan, artık her neyse, o tuğlayı çekmenin bir yolu mu bulundu?

Faili meçhul suçları araştırma birimi

Gürlek, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından Adalet Bakanlığına atandıktan sonra kurduğu, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın bu konuya bakacağını dün Mumcu ailesi ve avukatları Turgut Kazan’a anlatmış. Aynı şekilde, onlardan önce görüştüğü ve 2009’da “intihar süsü verilmiş cinayetle” öldürüldüğü kuşkusu doğan dönemin Polis Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’ın ailesine de şöyle tanıtmış birimi:
• “Buradaki arkadaşlarımızın hepsi teknik arkadaşlar, alanında uzman arkadaşlar. Sizler de zaten sürekli olarak irtibata geçebilirsiniz. Yeni bir belge, yeni bir delil öğrendiğiniz zaman telefonlarınızı alın bu konuda.”
Mumcu ailesi çok hassas oldukları bir konuyu açmış. O da 2000’de Ankara’da yakalanmak üzereyken polisten kurtulup İran’a kaçtığı bildirilen Oğuz Demir’in durumu. İran Devrim Muhafızları’nın gölge örgütlerinden “Tevhid ve Selam” üyesi olduğu bildirilen Demir, Necdet Yüksel’in gözcülüğünde, Ferhan Özmen’in hazırladığı bombayı Mumcu’nun aracına yerleştiren kişi olma kuşkusuyla hâlâ aranıyor. Firari olduğu için dosyası ayrılmış ve dava devam ediyor. Yani tam olarak faili meçhul sayılmaz, ortada bağlantılarının açığa çıkarılması gereken bir şüpheli var.

“Devletin görevi” gerçekten hatırlandı mı?

Nitekim İçişleri Bakanlığı’nın zamanaşımı bulunmayan arananlar listesindeki Demir’i 2020’den bu yana İnterpol de kırmızı bültenle arıyor.
Mumcu ailesi, dosyanın yeniden açılmasıyla bu davanın peşinin bırakılması endişesini dile getiriyor.
Gürlek şunu söylemiş görüşmede:
• “Faili kaçtıysa da bunun peşini bırakmamak zorunda. Yani bu devletin temel görevi. Yani o Oğuz Demir İran’a gitti, Avusturya’ya gitti. Mutlaka bunu devlet iade etmek zorunda. Yani bizim en azından onun peşinde olduğumuzu hissettirmemiz lazım.”
Bakan yanlışlıkla Avusturya demiş olabilir; Bakanlık 2026’da Demir’in iadesi için Avustralya nezdinde girişimde bulunmuş.
Bakanlıkta faili meçhul cinayetler üzerine bir birimin kurulması, bunun çalışmaya başladığının görülmesi olumlu gelişmeler. Bu birim Necip Hablemitoğlu, Ahmet Taner Kışlalı, Musa Anter, Vedat Aydın gibi siyasi cinayetleri de mercek altına almalı.

Mumcu suikastı: yine boş çıkmasın

Ancak ortada mutlaka aşılması gereken bir güvensizlik de bulunuyor. Bu güvensizlik, Gürlek’in önceki görevinde, başta Ekrem İmamoğlu ve İBB soruşturmaları olmak üzere siyaset-yargı ilişkileri tartışmalarının da ötesinde nedenlerden kaynaklanıyor.

Tıpkı Ağar ve tuğla iddiası gibi, İlker Başbuğ’un, “Kozmik odayı neden açtın?” eleştirilerine verdiği “Bugün olsa yine açardım” yanıtı var; Başbuğ, odayı açmasaydı “FETÖ’cüler Mumcu, Kışlalı, Hablemitoğlu cinayetlerini Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yıkacaklardı” diye izah etmişti.
Yıllar içinde hükümetler birkaç defa Mumcu cinayetinin çözüldüğünü ilân ettiler. Aceleyle yapılan açıklamaların arkasında sadece siyasi rekabet değil, devlet aygıtına tam olarak hâkim olamamaktan kaynaklanan siyasi mahcubiyet de vardı. Ama hepsi boş çıktı.
Şimdi iddialı bir girişim var.
Mumcu suikastının arkasında İran bağlantıları görünür hâldeydi. Şimdi FETÖ ve İsrail bağlantılarından söz ediliyor. İç bağlantılara da bakılacaktır herhalde; bakılması gerekir. Sorularsa, 33 yıldır değişmiyor: katiller yargı karşısına çıkacak, sadece tetikçiler değil, arkalarındaki ilişkiler çözülebilecek, gittiği yere kadar gidebilecek mi?
Ümitler bir kez daha boş çıkmamalı.

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

Yeni Parti’nin Yeni Vaadi ve Delege, Koltuk, Para Üçgeni

Özgür Özel’in Yeni Parti için açıkladığı örgütlenme modeli  Türkiye’de siyasetin yerleşik ağlarına dokunuyor. Bir partinin…

2 saat ago

Özel: Paramız az ama düşmanımız da az. Rüzgârımızı kesmeye çalışıyorlar

“Siyasetin göçebe çadırı” deyimini merhum Murat Sökmenoğlu’dan öğrendim. Milletvekilliğinden istifa edip “sineyi millete” döndüğü günlerdi.…

20 saat ago

Terörsüz Türkiye İçin Hukuki Çerçeve Hazır. Ya Toplumsal Çerçeve?

Barış süreçleri üzerine yapılan tartışmalarda sıkça karşılaştığımız bir hata vardır: Hazırlanan metinlerde yalnızca eksikleri aramak.…

1 gün ago

Özel’den Çerçeve Kanuna tepki: Tutumumuz Aynı Ama Yanlış Yapıldı

Yeni Parti lideri Özgür Özel, Terörsüz Türkiye sürecinin yol haritası sayılan çerçeve kanun teklifinin TBMM’ye…

2 gün ago

İşte Meclis’e Sunulan “Terörsüz Türkiye” Çerçeve Yasası Metni ve Gerekçesi

"Terörsüz Türkiye" olarak bilinen yeni çözüm sürecinin yol haritası olarak görülen “Çerçeve Yasa” ya da…

2 gün ago

İsrail sayesinde ABD, Arapların İran’a karşı sigortası olmaktan çıkıyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı en büyük saldırıyı başlatacağını söyleyip son anda vazgeçmesi artık…

2 gün ago