Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

COP31 İklim Zirvesi: Dünya ısınıyor, diplomasi sadece vaat üretiyor

Yazar: Mehmet Öğütçü / 08 Kasım 2026, Pazar / Oda: Ekonomi

Bu yıl Antalya’da düzenlenecek COP31 Dünya İklim Değişikliği Zirvesi yine yerine getirilmeyecek vaatlerle mi yoksa somut taahhütlerle mi sonuçlanacak?

Dünya İklim Değişikliği Zirvesi COP31, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da yapılıyor.
Dünya iklim değişikliğiyle mücadelede büyük bir çelişkinin içinde.
Bir yanda temiz enerji yatırımları rekor kırıyor, elektrikli araçlar yaygınlaşıyor, güneş ve rüzgâr teknolojileri ucuzluyor. Diğer yanda kömür, petrol ve doğal gaz küresel enerji sisteminin yaklaşık yüzde 80’ini beslemeye devam ediyor.
Otuz iklim zirvesi geride kaldı. Binlerce konuşma yapıldı, iddialı hedefler açıklandı, tarihî anlaşmalar imzalandı. Ama atmosferdeki karbondioksit birikimi artmayı sürdürüyor.
Haksızlık etmeyelim. Kyoto Protokolü, Paris Anlaşması ve temiz enerji teknolojilerindeki ilerlemeler önemli kazanımlar. Bunlar olmasaydı dünya muhtemelen daha kötü bir yerde olacaktı.
Ama artık rahatsız edici bir soruyu sormamız gerekiyor:
• İklim diplomasisi gerçekten dünyayı mı değiştiriyor, yoksa giderek kendi kendini tekrarlayan büyük bir konferans endüstrisine mi dönüşüyor?
Atmosfer diplomatik bildirileri okumuyor. Emisyonlara bakıyor.

Çin ve ABD: iki büyük çelişki

Çin, güneş panellerinde, bataryalarda ve elektrikli araçlarda dünyanın üretim merkezi. Temiz enerji teknolojilerinin maliyetini düşürerek küresel dönüşüme büyük katkı sağlıyor.
Ama aynı Çin, dünyanın en büyük kömür tüketicisi ve kömürden elektrik üreticisi. Yıllık fosil kaynaklı karbondioksit emisyonlarının yaklaşık üçte biri Çin’den geliyor.
ABD’nin payı yüzde 13 dolayında. Üstelik sanayi devriminden bu yana biriken emisyonlarda en büyük tarihsel sorumluluk ABD’ye ait.
3 Kasım seçimlerinde ağır hasar alan Donald Trump yönetimi uluslararası iklim taahhütlerinden uzaklaşırken Amerikan şirketleri ve eyaletleri temiz enerji yatırımlarını sürdürüyor.
Bir tarafta temiz enerjinin lideri ama kömüre bağımlı Çin. Diğer tarafta teknolojik dönüşümün öncüsü ama iklim diplomasisinden uzaklaşan Amerika.
Dünyanın iki büyük gücü kendi çelişkilerini çözmeden, daha yoksul ülkelerden sürekli yeni fedakârlıklar beklemek ne kadar adil?

Enerji gerçekleriyle yüzleşmek

Fosil yakıtların önümüzdeki on yılda ortadan kalkacağını düşünmek gerçekçi değil.
Çelik, çimento, petrokimya, havacılık ve deniz taşımacılığı hâlâ büyük ölçüde bu kaynaklara bağımlı. Yapay zekâ, veri merkezleri ve gelişmekte olan ülkelerin sanayileşmesi enerji talebini artırıyor. Ama mevcut bağımlılığı sürdürmek de çözüm değil.
Enerji dönüşümü çevreyi korurken ekonomiyi ve toplumsal refahı zayıflatmamalı. Yenilenebilir enerji, nükleer, şebekeler, depolama ve verimlilik birlikte geliştirilmeli.
İklim hedefleri enerji güvenliğiyle çatışarak değil, onunla uyum içinde ilerlemeli.
Türkiye yalnızca adalet istememeli, örnek olmalı
Türkiye’nin tarihsel emisyon sorumluluğu gelişmiş sanayi ülkelerinden düşük. Ancak bu, kendi yükümlülüklerimizi ertelememize gerekçe olamaz.

Türkiye’deki durum

Türkiye 2053 net sıfır emisyon hedefini benimsedi. 2035 için sera gazı emisyonlarını 643 milyon ton karbondioksit eşdeğeri düzeyinde sınırlama hedefi açıkladı. Bu, mevcut eğilim senaryosuna göre azaltım anlamına geliyor; bugünkü emisyonların mutlak olarak düşürüleceği anlamına gelmiyor.
İşte tam da bu nedenle hedeflerin nasıl hesaplandığı ve ne ölçüde gerçekleştirildiği önemli.
Kömür bağımlılığını azaltmalı, temiz enerji yatırımlarını hızlandırmalı, sanayimizi modernleştirmeli, su kaynaklarımızı ve ormanlarımızı korumalıyız.
Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemeleri Türk sanayisine ciddi maliyetler getiriyor. Uygun finansman ve teknoloji ortaklıkları istemek hakkımız. Ama kendi ev ödevimizi de yapmalıyız.
Çelişkiler var: Türkiye dünya çöp ithalatında birinci sırada. Plastik atıklar denizlerimizi, topraklarımızı, havamızı ve sofralarımızı da tehdit ediyor.
Türkiye yalnızca iklim adaleti talep eden değil, uygulamalarıyla örnek gösterilen bir ülke olmalı.

Antalya için yedi somut öneri

COP31’in başarısı yeni bir büyük anlaşmadan çok, mevcut taahhütlerin uygulanmasına bağlı.
Antalya’dan şu yedi sonuç çıkmalı:
1. Emisyon karnesi: Ülkelerin vaatleri değil, gerçekleşen azaltımları bağımsız biçimde doğrulansın.
2. Büyük kirleticilerin sorumluluğu: Çin, ABD, Hindistan ve AB ölçülebilir ara hedefler ortaya koysun.
3. Finansman şeffaflığı: Açıklanan değil, gerçekten kullandırılan kaynaklar yayımlansın.
4. Adil sanayi dönüşümü: Gelişmekte olan ülkelere uygun finansman ve teknoloji erişimi sağlansın.
5. Beş yıllık yatırım programı: Şebeke, depolama, verimlilik ve metan azaltımına öncelik verilsin.
6. Geçmiş vaatlerin denetimi: Tutulmayan sözlerin nedenleri açıklansın.
7. Daha yalın zirveler: Gösteriş azaltılsın, uygulama ve sonuçlara odaklanılsın.
Bunların hiçbiri yeni bir uluslararası anlaşma gerektirmiyor. Mevcut kurumların daha etkili çalışması yeterli olabilir.

Otuz zirveden sonra şahsi bir muhasebe

Antalya’daki COP31’e konuşmacı ve katılımcı olarak çok sayıda davet aldım. Türkiye’nin ev sahipliğini önemsiyorum. Ancak otuz zirvenin ardından benzer vaatleri yeniden dinlemekten duyduğum yorgunluk nedeniyle bu kez katılmamaya karar verdim.
Bu, iklim mücadelesine duyulan inancın azalması değil; tam tersine, meselenin artık daha ciddi ele alınması gerektiğine dair bir itiraz.
OECD, Uluslararası Enerji Ajansı, diplomasi ve uluslararası iş dünyasındaki deneyimlerim bana aynı gerçeği öğretti: Anlaşmaya varmak önemlidir. Ama uygulamak çok daha zordur.
Antalya’nın başarılı olmasını içtenlikle diliyorum. Bir yıl sonra hangi emisyonların azaltıldığına, hangi projelerin finanse edildiğine, kimin ne kadar sorumluluk üstlendiğine bakmalıyız.
Artık ne yapılması gerektiğini büyük ölçüde biliyoruz.
Yanıt bekleyen üç soru var:
Kim ödeyecek? Kim uygulayacak? Verilen sözler tutulmadığında kim hesap verecek?
Otuz zirveden sonra iklim diplomasisinin coşkun alkışlara değil, güvenilir bir bilançoya ihtiyacı var.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: Antalya, COP31, İklim Zİrvesi

OKUMAYA DEVAM EDİN

Bankalardaki döviz sıkıntısı alevden topa dönüştü
6’lı masadan devlette hasar tespit ve hesap verilebilirlik sözü
Enflasyon artışını sürdürüyor: Yüzde 61
  • COP31 İklim Zirvesi: Dünya ısınıyor, diplomasi sadece vaat üretiyor8 Kasım 2026
  • Her devrim çocuklarını yer ama AK Parti iktidarını kendi çocukları yiyor8 Kasım 2026
  • Fon Krizi: Kimler bu Cumhurbaşkanının “hiç ummadığı kişiler”?5 Kasım 2026
  • BM Genel Sekreterliği Adayı Büyükelçi Sinirlioğlu’nun Vizyonu5 Kasım 2026
  • ABD seçimleri: Trump fena kaybetti. Türkiye nasıl etkilenir?4 Kasım 2026
  • Gürlek: Üst bürokrasiye sızılmış. Kimse makamına güvenmesin.3 Kasım 2026
  • Fon krizi üzerine sosyal medyada dolaşan demirden leblebi gibi sorular3 Kasım 2026
  • Volkswagen’in Türkiye’ye dönüş işareti Made-in-Europe umudu olabilir mi?2 Kasım 2026
  • Sinirlioğlu’nun BM Genel Sekreterlik rakibi kuzu kılığında kurt mu?2 Kasım 2026
  • Aslan sosyal demokratların Sarıgüller açmazı. Bu da mı ders olmayacak?1 Kasım 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP