Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Türkiye’nin İlk Deniz Millî Parkları ve COP31’e Giderken Sınavı

Yazar: Utku Perktaş / 29 Ağustos 2026, Cumartesi / Oda: Hayat, Siyaset

Türkiye, COP31’e yalnızca büyük bir iklim konferansının ev sahibi olarak değil, kendi çevre politikalarının inandırıcılığını göstermek zorunda olan bir ülke olarak hazırlanıyor. Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege’de ilan edilen Türkiye’nin ilk iki deniz millî parkı, bu bakımdan önemli bir başlangıç olabilir. (İnfografik: AA)

16 Ağustos 2026’da ilan edilen Fethiye-Kaş Deniz Millî Parkı ile Kuzey Ege Deniz Millî Parkı, toplam yaklaşık 2,34 milyon hektarlık deniz alanını kapsıyor. Böylece Türkiye’de deniz alanları ilk kez açıkça “millî park” statüsüyle koruma altına alınmış oldu.

Ancak bir alanın sınırlarını harita üzerinde çizmek, o alanı gerçekten korumaya yetmez. Millî parkların başarısı; bilimsel verilere dayanan yönetim planlarına, etkili denetime, balıkçılık ve turizm faaliyetlerinin ekolojik sınırlar içinde düzenlenmesine ve yerel toplulukların karar süreçlerine katılmasına bağlıdır. Aksi hâlde “korunan alan” hukuki bir etiketten ibaret kalabilir.

COP31 Antalya BM İklim Zirvesi

Bu mesele, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 açısından özel bir anlam taşıyor. Çünkü iklim krizi yalnızca atmosferdeki karbon miktarıyla ilgili değildir. Denizlerin ısınması, oksijen kaybı, habitatların bozulması, kıyı ekosistemlerinin tahribi ve biyolojik çeşitlilik kaybı aynı krizin birbirine bağlı sonuçlarıdır. İklim politikası ile doğa korumayı birbirinden ayıran bir yaklaşımın başarı şansı giderek azalıyor.

Türkiye bu iki deniz millî parkını COP31 sürecinde somut bir iklim ve biyolojik çeşitlilik taahhüdüne dönüştürebilir. Bunun için yönetim planlarının şeffaf biçimde hazırlanması, koruma zonlarının bilimsel ölçütlerle belirlenmesi, üniversiteler ve bağımsız araştırmacılar tarafından uzun dönemli izleme yapılması ve elde edilen verilerin kamuoyuna açık olması gerekir. Balıkçılar, kıyı toplulukları, yerel yönetimler ve sivil toplum da yalnızca bilgilendirilen değil, karar süreçlerine katılan aktörler olmalıdır.

COP31’in “diyalog, uzlaşı ve eylem” yaklaşımının gerçek karşılığı tam da burada ortaya çıkacaktır. Deniz millî parkları, Türkiye’nin uluslararası bir konferansta anlatacağı başarı hikâyesinden önce, deniz canlıları ve kıyı toplulukları için işleyen bir koruma sistemi olmalıdır.

COP31’e doğru sorulması gereken soru, Türkiye’nin ne kadar geniş bir deniz alanını koruma altına aldığıyla sınırlı değil. Asıl soru şu olmalı: Bu alanlardaki yaşamı, onu var eden ilişkiler ağını gözeterek gerçekten koruyacak mıyız?

Türkiye bu soruya bilim, katılım ve şeffaflıkla cevap verebilirse, deniz millî parkları yalnızca haritadaki yeni sınırlar değil, iklim adaleti, yaşayan dünya ve bilimin sorumluluğu arasında kurulmuş güçlü bir bağ olabilir.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: COP31, Deniz Milli Parkı, iklim krizi

OKUMAYA DEVAM EDİN

Yenidoğan operasyonunun yeni ayrıntıları: Sağlık sistemi böyle gitmez
Erdoğan BM’de: sorunlar çok, beklentiler düşük, gelecek belirsiz
Ömer Koç’tan ABD ve AB’ye İsrail tepkisi: ahlâki inandırıcılığı kalmadı
  • Türkiye-Azerbaycan: krize mi, yeni bir çözüme mi? Gerçekte neler oluyor?30 Ekim 2026
  • İsrail’in acı gerçeği: Netanyahu güç kaybetse de gitmesi zor görünüyor28 Ekim 2026
  • Fon krizi: Pasifik Holding yönetimine tedbir dün kondu, bugün kaldırıldı28 Ekim 2026
  • Saral’ın istifası Aliyev’i kesmedi. Ankara, Bakü’yü yatıştırma çabasında  27 Ekim 2026
  •   Libya’da ikinci perde: Türkiye Doğu Akdeniz’de yeni bir denklem öneriyor27 Ekim 2026
  • Brezilya ve Sırbistan’da seçmenler “yeter” dedi; gözler İsrail’de26 Ekim 2026
  • Erdoğan’ın Aliyev’e başörtüsü ayarı veren Saral’ı göndermesinin anlamı26 Ekim 2026
  • Özel’den Erdoğan’a yanıt: Vallahi savaştayız, teslim olmayacağız25 Ekim 2026
  • Ne Türkiye Azerbaycan’ın ne Azerbaycan Türkiye’nin işlerine karışmalı25 Ekim 2026
  • Fon krizinde alarmı kim çaldı: Ankara mı, dışarısı mı?25 Ekim 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP