

İktidarda borsa krizi sıkıntısı devam ediyor. Erdoğan’ın krizi olduğundan hafif gösterme çabasına Özel karşı çıktı: “Yakalandınız.” (Foto: Yeni Parti Basın Bürosu)
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın borsa/fon krizi üzerine 28 Eylül’de başkanlık ettiği kabine toplantısının ardından söyledikleri, 29 Eylül’de yapacağını açıkladığı toplantıda krizi mali sistemde kapsamlı bir temizlik hamlesi fırsatına çevirebileceği yolunda beklentisi olanların ümidini kıracak türdendi.
Erdoğan, daha iki gün önce AK Parti Genel Başkan Yardımcılığından “affettiği” eski bakanı Fatma Betül Sayan Kaya gerçeği yokmuş ve sanki sorun oymuş gibi lafı belediyelerdeki yolsuzluk operasyonlarına getirdi, neredeyse borsa krizinden muhalefeti suçlayacaktı. Yeni Parti lideri Özgür Özel anında “Yakalandınız” yanıtını verdi: eğer Erdoğan’ın olan bitenden haberi yoksa artık idare edemiyordu, eğer varsa suçlu sayılırdı, her iki durumda da istifa etmesi gerekirdi.
Erdoğan’ın istifa etmeyeceğini elbette Özel de biliyordu.
Erdoğan’ın ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak istediğini herkes biliyor. Kendisini en zorlayacak rakip gördüğü Ekrem İmamoğlu yolsuzluk soruşturmasından hapisteyken, mutlak butlan davasıyla ana muhalefet bölünmüşken, kapısında rozet sırasına giren milletvekilleri 360 sorununu dert olmaktan çıkarmışken borsa krizi gündemi bambaşka yerlere çekmişti.
Üstelik sorun bununla da bitmiyordu.
Erdoğan’dan da kaçırılan bilgi olmuş mudur?
Ancak Cumhurbaşkanının borsa/fon krizini olduğundan hafif göstermeye çalıştığı kabine sonrası hitabından belliydi. Erdoğan, sanki şu anda Türkiye’nin konuştuğu birinci gündem maddesi bu kriz değilmiş gibi konuyu sporcularımızın (futbolcular olacak değildi ya) kadın voleybolcularımızın ve boksörlerimizin başarılarının, Rize’deki TOKİ konutlarının, İstanbul Havalimanı’na dördüncü pist yapılmasının, BM’de Filistinlilerin haklarına nasıl sahip çıkıldığının arkasına bırakmıştı.
Ankara’da iktidar mahfillerindeki kriz sıkıntısı ciddi. AK Partili yazarlar Erdoğan’ı ve iktidarı koruma refleksiyle bu işe karışanlara “Özel’in açıklamasını beklemeyin, kendiniz istifa edin” demeye başladılar.
Sorular çoğalıyor.
Örneğin, başka AK Partili siyasetçi çıkar mı?
Fonlardan yüzde bini aşan faizlerle para kaldıranlar arasında, siyasetçilerin de ötesinde yüksek bürokratlar, yargı üyeleri, dini cemaat önderleri, ne bileyim gazeteciler, televizyon yorumcuları filan çıkar mı?
Ve bir de: bütün bu süreçte Erdoğan’dan kaçırılan bilgiler olmuş mudur? Nedir onlar ve kimler bilgi saklamıştır? Anayasa’ya göre yürütmenin tek sorumlusu Cumhurbaşkanı’ndan bilgi kaçıranlar da bu işlere girmişler midir?
Borsa krizi örtbas edilebilir mi?
Acaba Erdoğan bir anda kendisini tam hâkim olmadığı bir sorunla uğraşırken mi buldu?
Borsa krizinde topu muhalefete atması AK Parti çizgisindeki medyada dahi ikna edici bulunmamış ki Akit dışında “muhalefet kendisine baksın” söylemini öne çıkaran olmamış.
Elbette Erdoğan da tıpkı TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un söylediği gibi bu krizin yalnızca “yolsuzluklar ve spekülasyonlar” değil, aynı zamanda “ekonomik güvenlik meselesi” olduğunu biliyor.
Ama üstüne almamaya çalışıyor, bütün o “Kimsenin yanına kalmayacak” söylemine rağmen bu krizin AK Parti’ye mümkün olan en az zararla atlatılmasını da istiyor.
Peki, konuya az çok vakıf herkes, aslında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in daha 2025’teki uyarısına rağmen, Morgan Stanley’in 23 Haziran raporu olmasa ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının hem Borsa İstanbul’u hem SPK’yı uyarmasıyla “çanak çömleğin patladığını” bilirken ve Yeni Parti her gün yeni bir ismi ortaya atarken örtbas edilmesi mümkün mü?
Zor görünüyor.
Fırsat yolu, inkâr yolu
Ortada iki yol var gibi.
- Bu kriz fırsata dönüştürülüp mali sistem temizlenebilir. Ama bu safraların atılmasını gerektirir. Bu fon görünümlü bir borsa krizidir ama Hazine ve Maliye Bakanlığından SPK’ya, BBDK’ya dek her kurum mercek altındayken, ne hikmetse Borsa İstanbul yönetiminden söz eden olmuyor.
- İnkâr siyasetine devam edilir. Ortaya çıkanlar, hiçbir adli işleme tâbi olmadan görevden alınmakla yetinilir. Geri kalan toz toprak halının altına süpürülüp, halkın refahı için harcanması gereken paraların üç beş vurguncunun cebine gideceği bir başka kriz beklenir.

