
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanı Saral’ı istifa ettirmesiyle de yatışmamış görünüyor. MHP lideri Bahçeli devreye girdi.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in ilk ve ortaöğretimde başörtüsü yasağı kararını geri almasını isteyen başdanışmanı Oktay Saral’ı istifa ettirmesi Aliyev’in tepkisini yatıştırmadı. İstifanın ardından Aliyev’in 29-30 Ekim tarihlerinde Ankara’da yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi’ne katılımının teyidi haberini almayı bekleyen Ankara’ya, onun yerine zehir zemberek bir çıkış daha geldi.
Bakü’de uluslararası bir toplantıda konuşan Aliyev, isim vermese de Ankara’ya şu sert mesajı verdi:
“Çifte standartlar, birilerinin size nasıl yaşamanız gerektiğini öğretmek istediğinde de kendini gösterir. Böyle bir adım atmadan önce insan aynaya bakmalı ve kendine şu soruyu sormalıdır: “Bir başkasına ders vermek, onu eğitmek, bağımsız bir ülkeye nasıl yaşaması gerektiğini, ne yapıp ne yapmaması gerektiğini anlatmak için ahlâki bir hakkınız var mı?”
Aynı toplantıda konuşan Yeni Azerbaycan Partisi milletvekili Aydın Mirzazade’nin Aliyev’i tamamladı:
“Biz herhangi bir ülkenin vilayeti ya da bir bölgesi değiliz. (…) Kimse bize ders vermeye kalkışmasın. Böyle beyanlar ikili ilişkilerin iyileşmesine yardımcı olmuyor.”
Ankara yatıştırma çabasında
Bu sözler Ankara’da soğuk duş etkisi yaptı.
Aliyev’in söylemediklerini de YAP milletvekilleri söylüyor, “Oktay Saral’ın istifası yetmez,” diyorlardı.
Neticede Erdoğan’ın siyasi takibi olan Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan’la birlikte 21 Ekim’de Azerbaycan’a girişleri yasaklanan siyasetçiler arasında bulunan DEM Partili Ömer Faruk Gergerlioğlu, konuyu 27 Ekim’de TBMM Dışişleri Komisyonunda yapılan Mekke Anlaşması görüşmeleri sırasında, Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü’den ne yapacaklarını sordu. Aldığı yanıt, görüşmelerin sürdüğü oldu. Ama zaten bu konu en üst düzeyde ele alınıyordu.
Tam o esnada Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan MHP lideri Devlet Bahçeli ile önceden planlanmamış bir görüşme yapıyordu.
Bahçeli, krizin başından itibaren Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Aslanov’la doğrudan temas dahil, yatıştırıcı rol oynamıştı.
Erdoğan, Aliyev’in 31 vatandaşın girişine yasak koyması sonrasında Aliyev’i aramış ve Ankara’daki TDT Zirvesi’ne davet etmişti; bunu Saral’ın istifasını istemesi izlemişti.
Bahçeli devreye girdi
Görüşmeden birkaç saat sonra, uzunca bir yazılı açıklama yapan Bahçeli’nin öne çıkan mesajları şöyleydi:
“Bizi birbirimize bağlayan, bizi birleştiren; ortak tarihimiz, dilimiz, kültürümüz, ülkülerimiz ve gelecek tasavvurumuzdur.
“Özellikle ifade etmek isterim ki Türk dünyasının birliği, herhangi bir devletin diğerinin üzerinde hâkimiyet kurması anlamına gelmez.
Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kardeşlik, günlük gelişmelerin sınırlarına sığdırılamayacak kadar köklü. Aynı hassasiyet Türk dünyasının bütün kardeş devletleri için geçerlidir.
“Kardeşliğimizi korumak, bağımsız devletlerimizin egemenliğine saygı göstermek ve tarihî yürüyüşümüzü gelecek nesillere taşıyarak sürdürmek hepimizin boynunun borcudur.”
Bu açıklamadaki kilit ifadeler, TDT bünyesinde kimsenin kimseye abilik taslamaması ve her birinin egemenliğe saygı göstermenin herkesin boynunun borcu olduğu ifadeleridir.
Aliyev Ankara’ya gelecek mi?
Ama belki de Aliyev’i yatıştırmak için özen gösterilen bir unsur daha var.
Bahçeli ortak unsurları sayarken “din birliğini” saymamış. Bu ayrıntının, TDT üyesi diğer devletleri de rahatlatması amaçlanmış olabilir; bağımsızlıklarını kazandıkları Sovyet sisteminin de etkisiyle laik, Azerbaycan tanımıyla “dünyevi” toplumlardan söz ediyoruz.
Erdoğan’ın Aliyev’e başörtüsü ayarı veren danışmanını bu yüzden göndermesi hiç kolay olmamıştır. Bahçeli’nin sözlerinin Aliyev’i yatıştırıp Ankara’ya gelmesini sağlayıp sağlamayacağını ise hep birlikte göreceğiz.


