Ne gündü ama! 19 Aralık’ta sabahtan akşama dek olanları sıralayıp, noktaları birleştirdiğimizde ortaya çıkan resim yedinci yılını dolduran Suriye savaşının seyrini değiştirecek türdendi. Başlayalım mı? • The Wall Street Journal gazetesi, İstanbul’daki Cemal Kaşıkçı cinayetinin İsrail ve Suudi Arabistan arasındaki yakınlaşmaya darbe vurduğunu yazdı. Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın İsrail ile gizli diplomasisini yürüten iki
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 16 Aralık günü Türkiye’nin Suriye siyasetinde 2011’den bu yana en önemli değişikliğin işaretini verdi. Hükümetin, Suriye’de demokratik bir seçimin yapılması halinde Beşar Esad ilke de çalışmayı düşünebileceğini söyledi. Bunun anlamı, Türkiye’nin Şimdiye dek izlediği, Esad’ın geçiş döneminde dahi yönetimde bulunamayacağı, geçiş döneminden çıkışta aday dahi olmaması gerektiği yolundaki tutumunu değiştirme işareti
Amerikan yönetimindeki havaya yakından bakacak olursanız, aynı anda yaşadıkları sorun sıklığı açısından Çin ve Rusya’nın önünde, da açık arayla birinci saydıklarını görürsünüz. Ankara’daki duygular da karşılıklı ve bu gerilimli ilişki pek yakında yeni bir gerilim testinden geçeceğe benziyor. Yakında derken 2019’un ilk haftalarından, ilk aylarından söz ediyoruz; muhtemelen, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın gücünü daha da artırıp
Hürriyet’ten Vahap Munyar’ın haberini okuyunca inanamadım, bir daha okudum. Sonra bir kaç yandaş haber sitesine de başvurdum; hani Beştepe kontrolü olmadan bir şey kaçmış olabilir mi diye. Hayır, doğruymuş. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Arjantin’deki G20 Zirvesi sonrasında geziye çağırdığı gazetecilere yaptığı konuşmada Hürriyet’e göre şunları söylemiş: • “Kaşıkçı cinayeti üzerinde, yuvarlak masada ciddi manada durulmadı.
Beş saat süren 27 Kasım Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı ardından yapılan açıklama, ismini vermese de doğrudan ABD’yi hedef aldı. Rahip Andrew Brunson’un tahliyesi ve üç PKK şefinin başlarına ödül konması ile yoluna girdiği düşünülen Türkiye-ABD ilişkilerinin aslında hâlâ ne kadar zorda olduğu da böylece anlaşıldı. Açıklamanın “oldubittiye” izin verilmeyeceğini söyleyen sert ifadesinin yanı sıra,
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın AK Parti Grup toplantısında Ankara ve İzmir dahil kilit şehirlerdeki adaylarını açıklamasına saatler kala CHP Genel Merkezindeki manzarayı tanımlamak için, Orhan Veli’nin dediği gibi “kelimeler kifayetsiz kalıyor”. Neyse ki İzmir var, yoksa seçimin kaderini belirleyecek olan İstanbul ve Ankara kararı için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi de son kararını vermek
Önce üç saptama: 1- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan AK Parti’nin 31 Mart seçimine MHP lideri Devlet Bahçeli’ye başvurmadan girmesini tercih ederdi. 2- AK Partinin halkla doğrudan temasta olan siyasetçileri MHP yerine İYİ Parti ile seçim işbirliğine girmesini tercih ederdi. 3- Dün yapılan iki önemli açıklamaya karşın Cumartesi’ye dek köprülerin altından çok sular akabilir, resim tersine dönebilir.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “beyin göçünü tersine çevirmek” için yurt dışındaki Türk araştırmacıları geri çağırmasından birkaç gün sonra 13 öğretim üyesi 16 Kasım’da bir sabah operasyonuyla gözaltına alındı. Aralarında Bilgi Üniversitesi hukuk profesörlerinden Turgut Tarhanlı; Boğaziçi Ünüversitesi matematik profesörlerinden Betül Tanbay; aynı zamanda film yapımcılığı ve yazarlık da yapan Çiğdem Mater; sivil toplumcu pedagog Yiğit Aksakoğlu
Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz’ın Türkçe ezan istemesi ve “kesin çıkarma” talebiyle CHP Disipline Kuruluna verilmesiyle parti içinde başlayan tartışma belli ki sona ermemiş. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, deneyimli muhabir İpek Özbey’in 12 Kasım tarihli Hürriyet’te yayınlanan mülakatında Partisinin inanç özgürlüğüne ne kadar saygılı olduğunu anlatmak için harcadığı çabadan anlaşılıyor. Mülakat CHP’nin 31 Mart yerel
Aslında soruyu daha geniş sormak lazım: ABD’deki 6 Kasım ara seçim sonuçları Başkan Donald Trump’ın dış politikasını, o arada Türkiye politikasını nasıl etkileyecek? ABD’nin tam da seçim günü PKK’nın Kandil’deki üç yöneticisinin başına terörizm suçlarından ödül koyması bunun işareti mi? Türkiye ile ABD arasında İran ambargosu ve Fethullah Gülen’in iadesi konularında süren anlaşmazlıklar yumuşar mı?