Uncategorized

Kim ne derse desin, siyasette yeni bir dönem başlıyor

İstanbul İl Seçim Kurulunun İstanbul seçimini CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun kazandığını ilanı, verilen mazbatayla tescil edildi.

Bundan sonra Yüksel Seçim Kurulu (YSK) AK Parti’den gelmeye devam eden itiraz ve baskılara rağmen seçimi yenileme kararı alsa bile kamuoyunun gözünde seçim bitmiş sayılır.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Adaylara değil, bana oy vereceksiniz” dediği seçimlerde Türkiye’nin en büyük beş şehrinin büyükşehir belediyesinin CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun belirlediği adaylar tarafından kazanıldığı sandık sonuçlarına göre belli olmuştur.

Siyaset kulislerinde AK Parti bünyesinde yapılan çalışmalarda, İstanbul seçiminin 2 Haziran’da tekrarlanması durumunda da AK Parti-MHP blokunun seçimi alma ihtimalinin düşük olduğunun ortaya çıktığı konuşulmaktadır.

İmamoğlu’nun seçimden galip çıktığı mazbatasını almasıyla Türkiye’de yeni bir siyaset sayfası açılmış sayılmalıdır.

AK Parti iktidarında geçen onaltı yıla ve 2014’te Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesinden, 2017’de parlamenter sisteme son verilmesinden itibaren giderek tek tipleştirmeye çalışılan siyasi yapıya rağmen, halkın yarısı Erdoğan-Bahçeli koalisyonuna karşı durduğunu sessiz ve demokratik yoldan göstermiştir.

Erdoğan, Erdoğan-Bahçeli Koalisyonu ve AK Parti iktidarı bakımından bugün itibarıyla hiç bir şeyin eskisi gibi olamayacağını görmek lazım.

Hatta 31 Mart seçim sonucu böyle çıkmasaydı, Erdoğan’ın hazine ve Maliye Bakanı damadı Berat Albayrak’ı ABD Başkanı Donald Trump’a özel elçi olarak gönderip Rus malı S-400 füzeleri konusunda orta nokta arayışıyla ekonomiyi düzeltme girişimi de bulunmaya kalkmayacağını dahi söylemek mümkün?

Erdoğan ve AK Parti iktidarının önümüzdeki süreçte beş büyük şehir belediyesinin engin imkanlarından gönlünce yararlanamayacak olması dahi hem Türkiye siyasetinde, hem de AK Parti bünyesinde yeni gelişmelere gebe olacaktır. Buna Parti yönetimi ve Bakanlar Kurulunda 26-28 Nisan Kızılcahamam toplantıları çerçevesinde beklenen değişiklikler dahildir.

Muhalefet cephesinde CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun konumunu güçlendirdiği görülmelidir.

Kılıçdaroğlu, bu defa Erdoğan ile polemiğe girmeden, Genel olarak doğru adayları belirleyerek, örgütü aracılığıyla sandıklara sahip çıkarak ve genel merkezde işleyen bir seçim takip sistemi kurdurarak sonuç almıştır.

İstanbul’da Ekrem İmamoğlu kadar, CHP il başkanı Canan Kaftancıoğlu da Türkiye’de siyasetin yükselen yıldızlarından olarak öne çıkmıştır.

İYİ Parti lideri Meral Akşener’in CHP ile seçim ittifakına gitmekteki isabeti de önemlidir. Özellikle İstanbul ve Ankara’da seçim sandıklarına sahip çıkılmasında İYİ Parti il örgütlerinin CHP ile uyum içinde sonuç aldığı gözlenmiştir.

HDP açısından, seçilmiş başkanlara mazbata verilmemesi girişimleri hukuki dayanaktan yoksundur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, daha önce Yunanistan seçimleri üzerine yapılan itirazlarla, aday olarak seçime girmesine izin verilen ve seçilen kişilerin seçilmişliklerinin iptal edilemeyeceğini karara bağlamıştır.

Bu seçimler aslında dünyaya da Türkiye’nin bazı kesimlerce gösterilmek istendiği gibi bir Erdoğan-ülkesine dönüşmediğini kanıtlamış olması bakımından önemlidir.

Ankara ve İstanbul belediyelerinin muhalefetin eline geçmesiyle Türkiye’de yeni bir siyaset sayfası açılmış, yeni bir dönem başlamış sayılmalıdır.

“Kim ne derse desin, siyasette yeni bir dönem başlıyor” için bir yorum

  1. Murat bey, 31 Mart seçim sonuçlarının, muhalif kesimin biraz umutlandığı ve sevindiği bir durum olduğu ortadadır. En doğal haklarıdır, sevinmelidirler, nihayetinde bir yarışta kazanmayı herkes ister, kaybetmek için seçime girilmez.

    Ben bu konuda hep şunu düşündüm, “Ak parti kaybetmeyi bilemedi, Chp sevinmeyi hak etti.” Zira ben iç çekişmelerin başladığı ve parti içinde dönüşüm değişim istendiği dönemden beri, uzun yıllardır (çoğu zaman istemeye istemeye) oy verdiğim Mhp’ye o dönemden sonra oy vermedim. Ben ideolojik takıntısı olan bir kişi değilim. Bir parti iktidar olmak için çalışmıyor, içine kapalı, kimseye söz hakkı tanımıyor ise, bir yerel parti olmanın dışına çıkamaz, Sonuçta bu “İyi oynadık ama kazanamadık.” gibi bir sonuca gider, yani kaybetmişsiniz demektir. Bundan dolayı bu seçimde sayın İmamoğlu’na oy verdim.

    Çünkü ikiye bölünmüş bir milleti yönetmek pek kolay olmayacaktır.

    Bakalım dediğiniz gibi yeni bir değişim mi, yoksa hayal kırıklığı mı olacak? Bunu şimdiden görmek bence biraz zor, zira sorunlarımız çok büyüdür, altına süpürüle süpürüle halı artık bel verdi. 🙂

    Ak Parti yönetimine göre seçmen olarak sonunda suçlu çıkmaktan korkuyorum açıkçası. 🙂 İhale bize kalır mı dersiniz? Bunlar seçmeyi başaramıyor derler mi acaba?

    Bu arada kitabınıza başladım, Hüseyin Yıldırım’ı sayenizde tanıdım. Roman tadında okuyorum. “Entrikalar, Casuslar, ….?” Üçleme bekliyorum 🙂

    Sevgiler, saygılar.

Bir Cevap Yazın