Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Diyarbakır, Van, Mardin: sıra Ankara, İstanbul, İzmir’de mi?

Yazar: Murat Yetkin / 19 Ağustos 2019, Pazartesi / Oda: Siyaset

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 19 Ağustos sabahı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş-Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş-Başkanı Ahmet Türk ve Van Büyükşehir Belediyesi Eş-Başkanı Bedia Özgökçe Ertan’ı görevden aldı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) adayı olarak seçilmiş belediye başkanlarının yerine Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Mardin Valisi Mustafa Yaman ve Van Valisi Mehmet Emin Bilmez “başkan vekili”, başka deyişle kayyum olarak atandı.
İçişleri Bakanlığı, yazılı açıklamasında başkanların “terör örgütleriyle iltisak-irtibatı olduğu” ve ” destek verdikleri yönünde tespit ve deliller bulunduğunu” iddia etti. Görevden alma gerekçesi “haklarındaki adli/idari soruşturma/kovuşturmaların selameti için” alınmış bir “geçici tedbir” idi.
Bu “geçici tedbir” ifadesi inandırıcı değil. Çünkü daha seçimlerin hemen arkasından çıkmıştı, kimsenin artık inanmak istemediği görevden alma iddiaları. Çünkü Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan daha 31 Mart seçimlerinden önce halkın AK Parti adaylarını değil de yeniden HDP’li adayları belediye başkanı seçmesi halinde, yeniden görevden alabileceklerini şu sözlerle ifade etmişti: “Kayyum atanan yerleri geri alacağız diyorlar. Benim vatandaşım bunları geri almana fırsat veriyorsa, devletin imkânlarını Kandil’e gönderecek olursanız yine kayyumlarımızı atarız.”
Atandılar. Hem de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’nun, HDP’nin önceki Genel Eş-Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş’ın doğum gününü birlikte kutladıklarının fotoğraflarının yayınlanmasının ertesi günü.
Oysa “vatandaş” Erdoğan’ın uyarısına rağmen 31 Mart’ta Diyarbakır’da Mızraklı’yı yüzde 63, Mardin’de Türk’ü yüzde 56, Van’da Özgökçe Ertan’ı yüzde 54 oyla işbaşına getirdi. Şimdi, İçişleri Bakanlığı aradan geçen 4,5 ay sürede, daha yeni başkanlar kayyumların dosyalarını yeni açmaya başlamışken Mızraklı, Türk ve Özgökçe Ertan’ın “devletin imkânlarını Kandil’e gönderdiğini” mi saptadı? Üstelik aylardır sınırın Irak tarafında PKK hedeflerine yönelik Pençe-1 ve Pençe-2 harekâtları devam ediyorken mi? Üstelik aylardır devlet güvenlik güçleri Fırat’ın Doğusu harekâtı için Suriye sınırına yığınak yapıyorken mi?
Geçelim bunları. Bu gerekçelerin AK Parti seçmeni gözünde bir inandırıcılığı da kalmıyor artık. Zaten seçmen de bu girişimlerin bir sonuç getirmeyeceğini, hâlâ çoğulcu demokrasiye sahip çıkmak istediğini, seçimlere inandığını, hâlâ çoğulcu demokrasinin temel kuralının halkın oyuna saygı duymak olduğunu 31 Mart’ta gösterdi. İstanbul hazımsızlığına karşı CHP’li İmamoğlu’nu açık farkla yeniden seçerek Erdoğan ve Soylu’yu tebrik eden ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’ye “Bu hukuk zorlamalarına kalkışmayın, durun” dedi. Ama anlaşılan durma niyeti yok.
O hep dilden düşürülmeyen “ileri demokrasi” bu değil, hukuk devleti de bu değil. Erdoğan’ın ucuz ve grevsiz emek ve vergi indirimleriyle çekmeye çalıştığı Avrupa sermayesine güvenerek Avrupa Birliği ile yeniden yakınlaşma söylemini boşa çıkarıcı eylemler bunlar. Bu tür adımlar, Türkiye’de seçimlerin eğer sandıktan AK Parti çıkmıyorsa geçersiz sayılacağı propagandası yapanların değirmenine su taşıyor, ilerden faz geçtik “eh işte” demokrasinizin dahi altını oyuyor; Erdoğan ve eylem birliği otağı Bahçeli bunun farkında mı değil, yoksa artık umursamıyorlar mı?
İnsanın aklına Erdoğan’ın 31 Temmuz’da Bahçeli’nin terasında, bozkurt heykelleri önünde çektirdiği fotoğraf geliyor.
Şimdi sırada ne var? Sırada Ankara’da Mansur yavaş, İstanbul’da Ekrem İmamoğlu, İzmir’de Tunç Soyer ve CHP’nin aldığı büyükşehir belediye başkanlarını da “terörle bağlantılı”, ya da bulunacak başka gerekçelerle görevden almak, yerlerine Erdoğan’ın atadığı valileri getirmek mi var?
Bütün siyasi programını, lafa gelince “atanmışların, seçilmişlerden üstün olmaması” üzerine kurmuş bir siyasi hareket için, koltuğunu sağlam tutmak adına ne kadar acı, ibret verici ve bindiği dalı kesici adımlar bunlar?
Eğer o “geçici tedbir” gerçekten geçiciyse, yanlıştan dönülüp, halkın oylarıyla seçilmiş başkanlar makamlarına derhal iade edilmeli. İşin suç boyutu varsa, o “bağımsız yargının” işi olmalı, Cumhurbaşkanı ve içişleri Bakanının değil.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

OKUMAYA DEVAM EDİN

“Bugün CHP’yi düşman eden, yarın DEM Parti’yi düşman edebilir”
Ne İstiyoruz: Güçlü Bir Devlet mi, Özgür ve Müreffeh İnsanlar mı?
Küresel stratejiler ve bölünme riski: Sırada İran, sonra Türkiye mi var?
  • Fidan “İsrail’in başındakiler deli” derken ABD’nin Bölge Valisi ne dedi?18 Nisan 2026
  • Okullara Polis mi, Psikolog mu?18 Nisan 2026
  • İş Bankasından Sert Çıkış: Enflasyonla Mücadele Programı Fiilen Bitti17 Nisan 2026
  • Papa Savaşa, Trump Papa’ya Karşı: Bir Söz Düellosu17 Nisan 2026
  • Okul Katliamı Toplumsal Çöküşün Yansımaları16 Nisan 2026
  • Türk Silahlı Kuvvetlerinin 13 ülkede 70 binden fazla askeri var16 Nisan 2026
  • Erdoğan da “Seçim Zamanında” Dedi. Peki, Nasıl Yeniden Aday Olacak?16 Nisan 2026
  • Kahramanmaraş’ta Okul Katliamı: 9 ölü, 13 Yaralı.15 Nisan 2026
  • Yolsuzluk davaları hukuk için mi, yoksa muhalefeti sindirmek için mi?15 Nisan 2026
  • Bahçeli İkilemi: Seçim İki Ay Kala Yapılsa Zamanında mı Olur Erken mi?15 Nisan 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP